Röportaj

SOFRA MUHABBETİ: BİRAZ TATİL… BİRAZ YEMEK… “EFHARISTUME POLI HIOS”

BİRAZ TATİL… BİRAZ YEMEK…

Bu ay Sofra Muhabbeti’mde, özenle hazırlanmış leziz yemeklerin resmi geçit yaptığı bir mekanda ve Megaplus Sakız Adası Ekibi’yle yapmayı seçtim. Konuklarımın çoğunu tanıyorsunuz; Benan Bilek, Damla Özal, İnanç ANDAŞ. Minimiko çizerimiz ve illüstratör Görkem ŞENGÜLER bu seyahatimize fotoğraf çekmek için dahil oldu. Yunan Adaları konusunda yoğun bilgiye sahip sevgili arkadaşım Emrah TOKUL, manevi destekleriyle her zaman yanımızda olan sevgili İbrahim YÜZEÇ ve Feridun GÜRAL da gezimizin katılımcılarıydı.

Mekanımız Lagada denince akla ilk gelen taverna; Passas.

SİBEL KÖROĞLU: Sofra muhabbetimize yemeklerle başlamak istiyorum. Ne yedik ama değil mi arkadaşlar? Çok güzel tatlarla buluştuk.

GÖRKEM ŞENGÜLER: Yediğimiz bakla kızartması çok lezzetli ve değişikti. Ahtapot çok lezzetliydi.

FERİDUN GÜRAL: Kalamarın tadı efsaneydi.

Benan Bilek: Papalina da çok müthişti.

SOFRA MUHABBETİ BİRAZ TATİL… BİRAZ YEMEK… “EFHARISTUME POLI HIOS” MegaPlus Dergisi 33. Sayı
Benan BİLEK, Sibel KÖROĞLU

SİBEL KÖROĞLU: Görkem peki sence bizde neden bu kadar deniz ürünü yok?

GÖRKEM ŞENGÜLER: Burası ahtapotlar için çok kayalık bir ada; bunun etkisi olabilir.

EMRAH TOKUL: Bizde balık kültürü lüks olarak görülüyor bence.

İBRAHİM YÜZEÇ: Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olmamıza rağmen birçok evde balık pişmiyor ne yazık ki.

SİBEL KÖROĞLU: Bu masada evde balık pişiren kimler var?

EMRAH TOKUL: Ben pişiriyorum, büyük balıkları fırında yapmayı tercih ediyorum.

FERİDUN GÜRAL: Bırak pişirmeyi çoğumuz balık nasıl yenir onu bile bilmiyoruz.

EMRAH TOKUL: Haklısın. Mesela balığa limon kesinlikle sıkılmamalı bence.

BENAN BİLEK: Doğru, çünkü etini sıkar. Biz hart hart pişirip, balığın kendi doğal suyunu yok edip sonra tatlansın diye limonu basıyoruz üstüne.

EMRAH TOKUL: Bu arada deniz ürünlü yemekleri özellikle İnanç çok güzel yapıyor.

İNANÇ ANDAŞ: Evet, deniz ürünleri yapmayı çok seviyorum.

GÖRKEM ŞENGÜLER: Biz evde balığı çok seviyoruz. Annem sık sık halde açık arttırmaya giriyor. Balık halinde annemi tanımayan yoktur. Seçer, alır ve harika pişirir.

SOFRA MUHABBETİ BİRAZ TATİL… BİRAZ YEMEK… “EFHARISTUME POLI HIOS” MegaPlus Dergisi 33. Sayı

SİBEL KÖROĞLU: Daha öncesinde hepimiz Sakız Adası’na geldik ancak bu kez farklı yerlere de gittik. Mesela konakladığımız yer farklı bir lokasyondu değil mi?

EMRAH TOKUL: Normalde herkesin gidip kaldığı yer Kambos ve çevresi. Çünkü oteller bölgesi genellikle o civarda. Bizim kaldığımız yer biraz daha uzakta Mavra Volia’ya daha yakın. Deniz kıyısında ve daha sessiz sakin yerler. Kafa dinlemek için ideal bir bölge. Otelin konumu sebebiyle denize girme şansı da mevcut. Zaten Sakız Adası’nın şöyle bir güzelliği var; durduğunuz her yerde, şu an durduğumuz bu limanda yani Lagada’da bile her noktada denize girebiliyorsunuz. Suyu berrak ve temiz. Mesela biz şu anda adanın doğu kısmındayız; batı kısmına çok fazla geçmedik. Batı kısmında daha bakir yerler var. Oralarda suya girdiğinizde derinliğe rağmen suyun dibini çok net görebiliyorsunuz. Öyle ki bir kadın da tek başına gidip rahatlıkla denize girebiliyor ya da arkadaş grubunuzla da gidebiliyorsunuz. Kimse kimseyi hiçbir şekilde rahatsız etmiyor.

GÖRKEM ŞENGÜLER: Bence kimsenin kimseye karışmaması durumu biraz da ada kültürüne sahip olmalarıyla ilgili.

SİBEL KÖROĞLU: Aramızda en çok Yunanistan’ı ziyaret edenler olarak Emrah ve İnanç’a sormak istiyorum. Nerden başladı bu ada sevdası?

İNANÇ ANDAŞ: Ben 2012’nin Ocak ayından beri aralıksız gidip geliyorum. İlk önce 2012’de Selanik’e giderek başladı Yunanistan ziyaretlerim. Ancak bunun temeli çok daha eskilere dayanıyor. Çocukluğumda Karaburun’da yazlıktayken televizyon TRT’yi çekmezdi, Yunan televizyonu olan ERT1, ERT2’yi çekerdi. Çizgi filmleri anlamasam da Yunan kanalından izlerdim. Cuma akşamları saat 12’den sonra korku filmleri olurdu, annem de aynı şekilde anlamasa da açar, Yunanca olarak onu izlerdi. Bu çocukluktan gelen kulak aşinalığıyla Yunanistan’a çok büyük bir sempati duyuyorum diyebilirim. Zaten bu sempatimi de instagram sayfam olan @yunanistanhakkindahersey’de sık sık paylaşıyorum.

SİBEL KÖROĞLU: Ne zamandan beri buraya geliyorsunuz?

İNANÇ ANDAŞ: Yıllar geçtikten sonra 2012’de Atina’da yaşayan annesi Yunanlı babası Türk olan Stefano adındaki yakın bir arkadaşım vesilesiyle önce Selanik’e giderek Yunanistan gezilerim başladı. Sonrasında Sakız Adası’na geldim, burada da çok sevdiğim Dokay Rent a Car’dan Dimitris adında bir dostum var. Ablası Destina da çok iyi bir arkadaşımdır. Dimitris’in mükemmel bir Türkçesi var bu arada. Hatta öyle ki Dimitris’in burada bir Türkçe sınıfı var.

İBRAHİM YÜZEÇ: Ben de kendisinin konuşmasını duyunca hayran kaldım. Öğretiyor da ha?

İNANÇ ANDAŞ: Ada halkı Türkçe öğrenmeyi o kadar çok istiyor ki Dimitris haftanın 2 günü belediyenin tahsis ettiği bir yerde Türkçe dersleri veriyor. Şu anda 60 kişilik 2 sınıfı var. Bir derslerine ben de misafir olarak katıldım. Derslere gelen tüm Yunanlılar aralarda benimle çok hevesle Türkçe konuşmaya çalıştılar. Öyle keyifliydi ki. Dimitris ve Despina sayesinde benim için Sakız Adası da oldukça güzel geçti.

SOFRA MUHABBETİ BİRAZ TATİL… BİRAZ YEMEK… “EFHARISTUME POLI HIOS” MegaPlus Dergisi 33. Sayı
İbrahim YÜZEÇ

SİBEL KÖROĞLU: Biz de senin sayende Rena gibi dost canlısı bir kadınla tanıştık ki kendisi tam bir turizm elçisi.

İNANÇ ANDAŞ: Rena ile Dimitris ve Despina sayesinde tanıştım. Rena Pagoudi-Damigou Sakız Belediyesi Kültür ve Tanıtma Müdürü. Sizler de tanıdınız Rena’yı; dünya tatlısı, misafirperver ve güler yüzlü biri. İzmir’de bir organizasyon olduğu zaman gerek Megaplus Dergisi olsun, gerek bireysel olarak bizleri arayıp haber veren, ince düşünceli biri. Yunan arkadaşlarımızın hepsi insan canlısı. Onlar komşularımız, dostlarımız bizim.

EMRAH TOKUL: İnanç’ın pasaportunda Yunanistan’a giriş çıkışlarını en son saydığımızda 35’ti. 2015 yılından beri benim bu 15. gelişim. Sakız Adası’na gelişim yaklaşık 10 kez olmuştur. Gelip burada tanıştığımız o kadar çok sevdiğimiz insan var ki… Mesela dün Pirgi Köyü’ne gittik. Orada hediyelik eşyalar satan bir arkadaşımız var ismi Manos; öyle bir insanı herkesin tanımasını çok isterim. Öyle candan ve misafirperver davranıyor ki siz tekrar tekrar gelmek istiyorsunuz. İlk gidişimizde orada duvara kazınmış olan hediyelikleri biz hiçbir şey sormadan, “gelin size nasıl yapıldığını göstereyim” diyerek küçük bir levhanın üstünde kendi isteğiyle nasıl yapıldığını anlattı. Böyle biriyle tanışınca tekrar tekrar onu ziyaret etmek istiyorsunuz. FERİDUN GÜRAL: Sakız Adası’nın ayrı bir sıcaklığı var. Daha bizden gibi. Tam bir dostluk köprüsü.

EMRAH TOKUL: Çoğunun Türkiye’den göçmüş bir akrabası ya da bir tanıdığı mutlaka var. Ataları bizim topraklarda yaşamış çoğunun. Atina’da tanıştığımız çok sevdiğimiz bir Yunanlı arkadaşımızın bir sözü vardı, “biz Ege’nin çocuklarıyız, bizi tek ayıran şey dinlerimiz” derdi. Çok da doğru bir söz söyledi.

GÖRKEM ŞENGÜLER: Bir pilot arkadaşım var hep şunu söyler, “Gökyüzü öyle uçsuz bucaksız ki; gökyüzünde özgürce istediğiniz yere uçabilirken, yeryüzünde her yer sınırlara ayrılmış, hepsi vize istiyor. Aslında dünya öyle bir bütün ki, bunu gökyüzünde daha iyi anlayabiliyorsunuz.” diye. Ne kadar doğru bir tespit.

SİBEL KÖROĞLU: Roket savaşlarını pür dikkat izleyen İbrahim YÜZEÇ’e sormak istiyorum. Nasıldı roket savaşları?

İBRAHİM YÜZEÇ: Ben acayip beğendim. Öncelikle kendimize adanın yukarılarında muhteşem bir yer bulduk. Öyle güzel bir yer bulmuşuz ki bizi gören peşimizden geldi. Önce Hollandalı turistler bize takıldı sonra birileri daha, derken izlediğimiz çatıda 8 kişi olan ekip bir anda 50 kişiye çıktı.

FERİDUN GÜRAL: Roket savaşlarının tarihiyle ilgili farklı hikâyeler var. Bunlardan benim okuduğum şöyleydi; İki kilise arasında bir husumet olmuş, kiliselerden birinin camı kırılmış. Ardından da diğeri karşılık vermiş. Yıllardan beri kiliselerin camı kırılana kadar roket savaşları geleneği devam etmiş.

SOFRA MUHABBETİ BİRAZ TATİL… BİRAZ YEMEK… “EFHARISTUME POLI HIOS” MegaPlus Dergisi 33. Sayı

SİBEL KÖROĞLU: Peki izlediğin roket şovunu beğendin mi Feridun?

FERİDUN GÜRAL: Gerçeği istersen, biraz beklentimin altında kaldı. İnternetteki videolarda etkinlik sanki daha zengindi.

EMRAH TOKUL: Roket savaşları son 2-3 yıldır durdurulmuştu. Evlere ve çevreye zarar verdiği için yapılmıyordu. Bu yıl belli bir sınır konularak tekrar yapıldı. O sınırlama da biraz yoğunluğu azalttı doğal olarak.

SİBEL KÖROĞLU: Çok güzel çekimler gerçekleştirdik Damla’yla birlikte. Görkem, sana da çok teşekkür ediyoruz fotoğraf çekimini üstlendiğin için. Damla, senin için nasıl geçti Sakız?

DAMLA ÖZAL: Benim için de çok keyifli bir hafta sonuydu. Sakız Adası’nda çok güzel insanlar tanıyıp, harika lezzetler tadıp, MegaPlus ekibimizle güzel bir çekim gerçekleştirdik. Bu kadar çok çalışıp bu kadar eğleneceğimizi düşünmemiştim. Başka seyahatlerde de aynı görevi üstlenebilirim şahsen.

SİBEL KÖROĞLU: Her yerde bu kadar iyi ağırlanır mıyız bilemem ama Sakız Adası hepimiz için çok hoş bir deneyim oldu. Bu seyahatin enerjisini Megaplus sayfalarına yansıtabiliriz inşallah. Bir başka seyahatimizde de başka güzel yerleri beraber tanımak ve tanıtmak dileğiyle hepinize teşekkür ediyorum.

Sibel KÖROĞLU

MegaPlus Dergisi Genel Yayın Koordinatörü

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Başa dön tuşu