Yaşam

Radyo’da Fuar Zamanı

Ümit Tunçağ radyo günleri, megaplus dergisi 35. sayı

Radyo Günleri

Ümit Tunçağ

1976 yılı… TRT Ankara Radyosunda bir sonraki yılın koordinasyon (tüm radyolardaki yayın akışı belirlenmesi) toplantısı yapılıyor. Genelde müzik programlarının olduğu TRT-3 yayınının akışı oy birliği ile saptanmış, bir başka masada TRT-1 yayını konuşuluyor. Ben oraya geçiyor ve herkesi şaşırtan teklifimi söylüyorum: “Her Cuma, saat 23.00 haberlerinden sonra, 01.00’e kadar ünlü konukların katılacağı bir  ‘Canlı Yayın’ yapmak istiyorum!”. Hemen itirazlar yükseliyor. Biri “Ümit, o saatte tek kanallı TRT Televizyonunda haftanın TEK sinema filmi oynuyor. Kimse seni dinlemez” diyor. Bir başkası, “Bant yayını yap. O saatte kim gelecek ki konuk olarak İzmir’deki stüdyona? Orası İstanbul değil ki!” diye ekliyor. “Hayır,” diyorum; “Göreceksiniz herkes bizi dinleyecek. Düşünün her zaman söylemez miyiz? Radyo arkadaştır. Gece çalışanları var. Onlar bizi dinlerler.”

Tüm itirazlara rağmen kabul ediliyor teklifim… Cumartesi günü de aynı saatlerde Ünar Uzmen ve Nejat Çetinok İstanbul’dan bant yayını yapacaklar.

Ve 1977 yılının ilk Cuma günü, mesai arkadaşım sevgili Tülay İlter ile “Tatil Gecesi” programına başlıyoruz. Birinci bölüm, yani 23.10 – 24.00 arası bir, 00.01-01.00 arası da bir başka sanatçı ya da tanınmış kişiyi konuk etmeye başlıyoruz İzmir’de. Bunları anlatmamın nedeni, programımızın en yoğun 4 haftasının Fuar zamanına rastlaması… O yıllarda, 20 Ağustos – 20 Eylül tarihleri arasında açık olan İzmir Uluslararası Fuarı, Türkiye’nin en ünlü sanatçılarının çeşitli konser mekânlarında sahne aldığı süreyi kapsardı. Biz de Tülay’la birlikte programa konuk edecek sanatçıların avına çıkardık… Bu dört hafta içinde, ilk bölümde iki, ikinci bölümde de iki olmak üzere dört konuk ağırlardık. Şimdi gelelim bu ünlü sanatçılardan bir ikisi ile radyo yayınında yaşadıklarıma…

Nejat uygur, TRT Radyo günleri, Ümit Tunçağ, Megaplus dergisi 36. sayı
Nejat Uygur

Tam bir sanatçı; Nejat Uygur

Türkiye’nin unutulmaz komedyeni ve tiyatrocusu Nejat Uygur, benim davetimi kabul etmiş ve Senar bahçesindeki (şimdi önünde Uygur’un heykeli var) oyununu bitirip, terli terli katılmıştı “Tatil Gecesi”ne… Bizleri de şaşırtan bir sürprizi vardı sevgili Nejat Usta’nın… Geldiğinde elinde saksafon kutusu vardı. Ne yapacak diye merak ederken, bu kez de cebinden bir mızıka çıkardı. Biz konuklarımızla konuşmalarımızı 3-4 dakika ile sınırlar, sonra bir nefes molası verip sevdikleri türde parçalar çalarız. Bunu İstanbul radyosundaki deneyimlerinden çok iyi bilen usta sanatçı, müzik bölümlerini kendi doldurmak istemiş. Sanat yaşamını anlattığı birkaç dakikadan sonra aldı mızıkasını ağzına ve nefis güzel bir parça çaldı. Sonra yine sürdürdük söyleşimizi. Karikatür ve resim sanatı üzerine sorularımı yanıtladı ve konuşmamızı kutusundan çıkardığı tenor saksafonu ile sonlandırdı. İlginç bir yayındı Fuar zamanı.

Koşullara rağmen kaliteli program

Bir başka sanatçı ile olan anımı sizlerle paylaşmadan, bir konuyu (sizlere de ilginç geleceğine inandığım) anlatmadan geçemeyeceğim. Bizim TRT İzmir Radyomuz, Manolya Bahçesi’nin tam yanında konuşlanmıştı. Fuar zamanı sahneye çıkan tüm sanatçıların ekolu canhıraş sesleri, bizim tahta barakalı ve biraz da eften püften stüdyomuzdan çok net duyulurdu. Bazen öyle anlar olurdu ki, artık stüdyoda konuşmalarımızdan çok, dışarıdaki Manolya bahçesinden gelen sesler daha fazla duyulurdu. Tülay’ı bu gibi durumlarda, yan taraftaki bahçeye yollar, yöneticilerinden rica minnet sesi biraz kısmalarını isterdik.

1977-1978 yıllarında her Cuma gecesi, tam iki yıl sürdürdük “Tatil Gecesi” programını… Toplam 104 program, dile kolay… Ne bayram dinledik, ne yaz tatili. Öyle çok dinlenen bir program oldu ki, TRT yönetimi, 1979 yılından itibaren haftanın beş çalışma günü “Gecenin İçinden” programlarını yayına koydu. Bir anlamda, bu hala devam eden programların “anası” oldu bizim programımız…

Oğuz Aral, TRT Radyo günleri, Ümit Tunçağ, Megaplus dergisi 36. sayı
Oğuz Aral

Oğuz Aral sürprizi

Yine Fuar zamanı… Konuğum, bir zamanlar dünyanın en çok satan mizah dergisi MAD’ten sonra, inanılmaz bir tiraja ulaşan GIRGIR dergisinin kurucusu ve yayın yönetmeni Oğuz Aral. Oğuz abi, beni çok severdi, tıpkı benim onu çok sevdiğim gibi… Fuar zamanı – nedenini hatırlamıyorum – İzmir’deydi ve ben bu fırsatı kaçırmayarak onu da davet ettim stüdyomuza… O da, bana bir sürpriz yaparak, elinde torbası içindeki bağlaması ile geldi. Merak ettim ama hemen sormadım. Söyleşimize başladık. Gırgır Dergisi’nin başarısını, çalışanlarını, dergiyi nasıl hazırladıklarını konuştuk. Sıra tam müzik aramıza gelmişti ki, torbasından bağlamasını çıkardı ve “Ümit, senin için güzel bir Ege türküsü çalacağım” dedi. Ben, Tülay ve teknisyen arkadaşımız şaşkınlık içindeydik. İyi de, sesini ve sazını hiç duymadığımız Oğuz Aral dinleyicilerimizi de bizler gibi şaşırtacak mıydı? Evet, sazının tellerine ilk dokunuşu ve davudi sesiyle başladığı Ege türküsü, hepimizi hayrete düşürmüştü. Bu kadar güzel olabilir miydi? Kendimizi o denli kaptırdık ki, alkışlarla (genelde yapmayız) bitirdik bu güzel dakikaları…

Kimler katılmadı ki, Fuar zamanı programımıza… Edip Akbayram, Erol Evgin, Saniye Can, Ali Rıza Binboğa, Kamil Sönmez, İzzet Altınmeşe, Nükhet Duru, Erol Büyükburç ve Cem Karaca, ilk aklıma gelenler… Bir tek sıkıntımız, programımızla aynı saatte sahneye çıkan assolistleri yayınımıza konuk edemeyişimiz oldu.

Sevgiyle ve her zaman radyoyla kalın…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı