Yaşam

Dayan Kardıçalı; Zamana Dayandığın Gibi

Hayal Atölyesi Düşler Kampanyası - HALE GÖKALPSEZER

HALE GÖKALPSEZER

Hayal Atölyesi Düşler Kumpanyası

Telefonun karşı ucunda bir çift yaşlı göz… Gece saat 23 suları… Evden nasıl çıktığımı bilemeden, hanın önüne geldiğim o süreç; ne ile karşılaşabileceğimi bilemediğim, hayatımın gözlerimin önünden geçtiği, kendimi sakinleştirmek için iç sesimle devamlı konuştuğum, aynı zamanda hatırlamadığım bir zaman dilimi… Uzun bir bekleyiş ve karanlıkta bir polis eşliğinde ağır bir is ve yanık kokusu içinde kocaman bir 10 yılı küllerin içinden görebilme savaşı… Çok ağır ve duygularımı ifade edebilmekte zorlandığım, haber gibi veremediğim, boğazımı düğüm düğüm eden bir paylaşım bu. Kardıçalı benim için o kadar çok şey ki… Orada olma sebeplerim öyle geçerli ki, Hayal Atölyem, resimlerim ve çocuklarımla harmanladığım bir yaşam biçimi… Düşler kumpanyası 2. katın o eski taşlarında minik ayakların sesleriyle form buldu onca yılda… Her bir çocuk, kalbini hikâyesini bıraktı bana… Nasıl kıymetli bir hazineyi barındırıyor o dört duvar… Lütfen diyorum içimden, lütfen… Zihnimde merdivenlerden iniyorum bir çırpıda, kalbim daha hızlı atıyor şimdi… Çocuğumla büyüdüğüm, notalarıyla, tınılarıyla yoğrulduğum Tobav… Orası hayatım…

İnsanlar geliyor geçiyor, biz şekilleniyoruz, gülüyor insanlar, dost oluyoruz. Geçiyor sahneler gözümün önünden. Duvarlarını boyuyorum, çocuklarla koridorda oynuyorum, bir anne boynuma sarılıyor bazen… Bir gencin başarısında tokuşuyor kadehlerimiz, insanlar geliyor geçiyor, koşuyoruz felsefenin sokaklarında, kalıyoruz bazen bir resmin karşısında, kimi zaman mavinin sorunlarına batıyoruz ressamın dalgın bakışlarında. Bazen insanlar geliyor hanın hikâyesini yazmaya, kendi serüveni içinde kırmızı saçlı piercingli kız hanın çiçeklerini suluyor, objektifin içine nasıl yerleştireceğini bilemiyor bir fotoğrafçı bunca tarihe mühürlenmiş güzelliği. Şan öğrenmeye hevesli bir gencin çığlığı ile irkiliyor, kenar odada kalmış yaşlı bir esnaf… Gülümsüyor, tekrar uykusuna dalıyor, iyi geliyor çok tercihi olmasa da bir aryantik, yeni yay çekmeye başlayan bir öğrencinin meşakkatli tınılarına karışıyor kelimeleri bir yazarın, baterinin sesi bazen avluda birinin isyanına sebep oluyor. Çocuk korosu aşağıda tarihi Metin Oktay kahvesinde kâğıt oynayanların alıştığı bir fon müziği… Küçücük bedenler, nefes nefese tırmanıyor piyano dersine… O dik merdivenlerde, mandolini elinde kararlı yürüyor 70 yaşında emekli bir müzisyen… Sokak çalgıcılarının provaları dans ettiriyor resim dosyalı gençleri, sineklerin bile havada farklı bir ritmi var burada… Koridorda tango yapanlara çarpmayın sakın! İçimden konuşuyorum karanlık merdivenleri tırmanırken… O kadar sıcak ki… Evet, kötü bir şeyler olmuş. Bateri odası… Kapısı bile yok! Piyanolar!!! Şimdi simsiyah bir tavana bakıp duvarların yaralarını nasıl sararım diye düşünüyorum… Şimdi sadece çatlaklar yok ki renkli yamalar yapayım… Yanıklar var… Olsun diyorum, neler atlattı… Hiç bir ressamın eserine, is değmemesi nasıl bir mucizedir? O tarihi kapılar nasıl da siper etmiş kendini alevlere… Çok şükür diyorum, ona hiç de iyi davranmamamıza rağmen, bırakmadı bizi… Yanan Kardıçalı değil, hayatımdı sanki…

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı