<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Radyo Günleri | MegaPlus Dergisi</title>
	<atom:link href="https://megaplus.com.tr/etiket/radyo-gunleri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://megaplus.com.tr</link>
	<description>Magazin, Aktüalite ve Yaşam Dergisi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 15 Mar 2020 19:40:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/favicon.ico</url>
	<title>Radyo Günleri | MegaPlus Dergisi</title>
	<link>https://megaplus.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“MIDNIGHT EXPRESS”</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/midnight-express-5375</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/midnight-express-5375#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MegaPlus]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2020 06:06:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[40. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Midnight Express]]></category>
		<category><![CDATA[Radyo Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Tunçağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=5375</guid>

					<description><![CDATA[<p>Radyo Günleri Ümit Tunçağ tuncagu@gmail.com 1982 yılında Neco’nun seslendirdiği “Ahmet Olcayto Tuğsuz bestesi “Hani” ile Eurovision Şarkı Yarışması’nı Harrogate kentinden TRT seyircilerine sunduktan sonra, her yurtdışı görevi sonrasında yaptığım gibi, yıllık iznimden 5 gün alarak, gittiğim ülkedeki yayın kuruluşlarını ve oradaki görevli meslektaşlarımı ziyaret etmeyi kendime görev edinmişimdir. O yıl da, yarışma bitiminde Londra’ya geçtim &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/midnight-express-5375">“MIDNIGHT EXPRESS”</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-media-text alignwide" style="grid-template-columns:25% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img decoding="async" width="833" height="1024" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-833x1024.jpg" alt="Ümit Tunçağ radyo günleri, megaplus dergisi 35. sayı" class="wp-image-2192" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-833x1024.jpg 833w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-244x300.jpg 244w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-768x944.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2.jpg 1200w" sizes="(max-width: 833px) 100vw, 833px" /></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p class="has-large-font-size"><strong>Radyo Günleri</strong></p>



<p class="has-medium-font-size"><strong>Ümit Tunçağ</strong></p>



<p><em>tuncagu@gmail.com</em></p>
</div></div>



<p></p>



<p>1982 yılında Neco’nun seslendirdiği “Ahmet Olcayto Tuğsuz
bestesi “Hani” ile Eurovision Şarkı Yarışması’nı Harrogate kentinden TRT
seyircilerine sunduktan sonra, her yurtdışı görevi sonrasında yaptığım gibi,
yıllık iznimden 5 gün alarak, gittiğim ülkedeki yayın kuruluşlarını ve oradaki
görevli meslektaşlarımı ziyaret etmeyi kendime görev edinmişimdir. O yıl da,
yarışma bitiminde Londra’ya geçtim ve pazartesi günü ilk işim BBC Radio 1’deki
eski dostlarımı görmeye gittim. </p>



<p>Sabah 09.00’da “OUR TUNE” adlı iki saatlik programına başlayan
Simon Bates yayındaydı. Parça arasında stüdyoya girdim ve “Merhaba” dedim.
Dememle birlikte daha “Nasılsın? İyi misin?” demeden, bana sırıtarak “Midnight
Express’i gördün mü?” diye sormaz mı? Oldukça sinirlendiğimi söyleyebilirim.
“Simon, daha merhaba demeden neden bu soruyu sordun ki? Eski bir dost olarak
beni daha başka sözlerle karşılayacağını beklerdim” diyerek sitem ettim. Özür
diledi ve “Konu Türkiye’de geçtiği için ve de daha yakınlarda filmin yönetmeni
Alan Parker’ı konuk ettiğim için böyle girdim söze” diyerek bir anlamda özür
diledi ve ekledi. “Film şu an sinemalarda oynuyor hala, istersen git ve gör”. </p>



<p>Film hakkında çok değişik ve kötü şeyler duymuştum. Yine de
reddetmedim onu. “Peki” dedim, “Gidip görürüm ama sen de söz ver. Ben
Türkiye’ye dönmeden bu konuyu senin programında konuşalım”. Benim bu önerim
üzerine o da geri adım atmadı ve “Tamam dostum, Perşembe sabah programıma gel,
konuşalım” dedi. Yaklaşık 1 saat daha yanında kaldıktan sonra, bana olayı teyit
etmesi amacıyla kaldığım otelin telefonu verdim ve ayrıldım. Takdir edersiniz
ki, sıkılmış ve üzülmüştüm. Ama ne çare! Demek şimdi gidip o filmi
izlemeliydim. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/bill-hayes-midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-1.jpg"><img decoding="async" width="1024" height="575" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/bill-hayes-midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-1-1024x575.jpg" alt="Bill Hayes, Midnight Express, Ümit Tunçağ Radyo Günleri, Megaplus dergisi 40. sayı" class="wp-image-5377" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/bill-hayes-midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-1-1024x575.jpg 1024w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/bill-hayes-midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-1-300x169.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/bill-hayes-midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-1-768x431.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/bill-hayes-midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-1-390x220.jpg 390w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/bill-hayes-midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-1.jpg 1200w" sizes="(max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></figure>



<p>Bir gün sonra Leichester Square’deki çoklu sinema
salonlarından birine girerek, elimde kağıt-kalem filmi izlemeye gittim. Yönetmenliğini
Alan Parker’ın yaptığı 1978 yapımı filmin senaryosunu Oliver Stone, olayı
yaşayan Billy Hayes’in aynı adlı romanından yola çıkarak yazmış. Müzikleri, o
yılların ünlü ve unutulmaz disko müzik dehası Giorgio Moroder tarafından
yapılmış. Başrollerde Brad Davis, Irene Miracle ve Bo Hopkins oynuyorlardı.
Konusu ise; çok özet olarak, Amerika’ya sürekli esrar kaçırarak para kazanan
genç bir üniversite öğrencisinin, tutuklandıktan sonra, Sağmalcılar
hapishanesinde başından geçenler&#8230;</p>



<p>Filmi izlerken hafif karanlık sinema ortamında sürekli not
aldığımı anımsıyorum. Filmden çıkar çıkmaz, kaldığım otele gittim.
Resepsiyondaki görevliye – ki o ana dek bana küçümseyerek davranıyordu – “Beni
BBC’den arayacaklar, lütfen haber veriniz” diyerek odamda notlarımı derlemeye
giriştim. Bir küçük detayı size anlatmamda yarar var. Londra’ya her gidişimde,
ünlü Oxford (alışveriş) caddesinin HydePark’a yakın köşesinde yer alan gazete
bayiinden, Avrupa’da basılmakta olan Hürriyet gazetesini alır, yurttan
haberleri öyle öğrenirdim. Çarşamba günü, olağandışı bir şey oldu. Gazetemi
aldım, bir kafeye oturdum. Haberleri okurken gazetenin üçüncü sayfasında bir
başlık beni tam anlamıyla şok etti. “Geceyarısı Ekspresi” yazarının Sağmalcılar
savcısına yazdığı İngilizce dilekçe…&nbsp;
Yanlış mı görüyorum diye, iki kez okudum haberi. Anımsadığım kadarıyla
şu yazıyordu verdiği dilekçede: </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/mill-hayes-midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-3-1024x786.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="786" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/mill-hayes-midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-3-1024x786.jpg" alt="Bill Hayes, Midnight Express, Ümit Tunçağ Radyo Günleri, Megaplus dergisi 40. sayı" class="wp-image-5380" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/mill-hayes-midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-3-1024x786.jpg 1024w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/mill-hayes-midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-3-300x230.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/mill-hayes-midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-3-768x589.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/mill-hayes-midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-3.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></figure>



<p>“Sayın Savcı, Size daha önce bu hapishaneden nakledilmem için
dilekçe yazmıştım ama bunu geri alıyorum. Burada tüm yabancı mahkumlara gayet
iyi davranılıyor. Bu nedenle isteğimi geri alıyorum. İmza Bill Hayes”. BBC’deki
program öncesi, hem de bir gün önce böyle bir yazının elimde olması ne büyük
şanstı…</p>



<p>Neyse, Perşembe sabahı erkenden kalktım. Kahvaltımı ettim ve
elindeki notlarla BBC’ye yollandım. Ha, bu arada beni BBC’den aradıklarını ve
sabah programına beklediklerine dair konfirmasyon notum resepsiyona ulaşmıştı.
O ana kadar bana tam anlamıyla kötü muamele eden o görevliyi görmeliydiniz. Bense
normal bir olaymış gibi, “Evet, beni 09.00-11.00 arası Simon’ın programında
Radio 1’de dinleyebilirsiniz” dedim ve arkamı döndüm, çıktım gittim.</p>



<p>Yayından 15 dakika önce Simon’ın yanındaydım. Selam-sabahtan
sonra, “Nasıl izledin mi filmi? Konuşacak mıyız?” diye sordu. Söyleyeceklerim hakkında
sır vermeden onu onayladım ve stüdyoya girdik. Çok heyecanlandığımı açıklıkla
söylemek isterim. Türkleri yerden yere vuran bir film hakkında, hem de BBC’de
konuşacaktım.“OurTune” adlı programının başını ilk kez dinliyordum. Sinyal
müziği “Romeo ve Jüliet”ten “A Time For Us”dı… Simon gayet yumuşak bir biçimde
girdi programa ve konuğu olarak beni “Türkiye’den Eurovision Şarkı Yarışmasını
sunmaya gelen meslektaşım” diye tanıttı dinleyicilerine. “Onunla birazdan
Geceyarısı Ekspresi filmi üzerine konuşacağız” dedi. Kalp atışlarım daha da artmıştı.
Ne var ki, sakin olmalı ve görüşlerimi anlatmalıydım. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="668" height="1024" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-2-668x1024.jpg" alt="Midnight Express, Ümit Tunçağ Radyo Günleri, Megaplus dergisi 40. sayı" class="wp-image-5379" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-2-668x1024.jpg 668w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-2-196x300.jpg 196w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-2-768x1177.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-2.jpg 979w" sizes="auto, (max-width: 668px) 100vw, 668px" /></a></figure>



<p>Bir parça çaldıktan sonra, “Merhaba Ümit” diye girdi söze,
“Nasıl buldun filmi, beğendin mi?” Tartışmalara ‘olumsuz başlamak her zaman
hatadır’ prensibinden çıkarak ilk sözlerim ağzımdan dökülüverdi. “Biz müzik
programcısıyız Simon. O nedenle önce müzikten başlamak istiyorum. Filmin müziği
olağanüstü… Her sahneye çok güzel dokunuşlar yapmış Giorgio Moroder&#8230; Yönetmen
Alan Parker’a gelince, elindeki malzemeyi bilmiyorum ama o da çok iyi bir
yönetmen&#8230; Film boyunca seyirciyi sürekli gerilimde tutuyor. Yalnızca birazcık
(!) fazla abarttığını sanıyorum. Simon hemen araya girdi ve “Ama yani Ümit,
üzerinde 2 kilo esrar çıktı diye insana hiç müebbet hapis cezası istenir mi?”
Ben de tam bu anı bekliyordum. “Yapma Simon. Her ülkenin kendi özel yasaları
var. O ülkeye gelen insanlar bunlara uymak zorunda, beğense de, beğenmese de…
Örneğin, sizin ülkenizde trafik sol tarafta işliyor. Bu, benim gibi, birçok
kişiye garip ve hatta saçma geliyordur. Bu demek değildir ki, ben bildiğim gibi
yolun sağından gideceğim! Uymak zorundayım.” “Bu kadar ağır olmalı mı?” diye
ısrar ediyor Simon… “Bak, dostum, o yıllarda Türkiye, başta ABD ve Avrupa
ülkeleri olmak üzere esrarın dağıtım merkezi olarak görülüyordu ve bu nedenle,
bizim ülke için, çok önemli bir gelir kaynağı olan Haşhaş ekimi bile
sınırlandırılmıştı. Bu işin kaçakçılığını yapanlara da ağır hapis cezaları
uygulanmıştı. Bill Hayes bunu açıkça biliyordu. Zaten filmin yaklaşık ilk 10
dakikası filmin kahramanının otel odasında vücuduna iki kilo esrarı sarması,
havaalanına gitmesi ve tam uçağa binerken yakalanmasını gösteriyor. Dikkat etti
isen, bu sahnelerde müzik ve Bill’in hızla artan kalp sesini duyuyoruz. O da
biliyor bir suç işlediğini!” </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/bill-hayes-midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="750" height="422" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/bill-hayes-midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-2.jpg" alt="Bill Hayes, Midnight Express, Ümit Tunçağ Radyo Günleri, Megaplus dergisi 40. sayı" class="wp-image-5378" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/bill-hayes-midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-2.jpg 750w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/bill-hayes-midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-2-300x169.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/03/bill-hayes-midnight-express-umit-tuncag-megaplus-40-2-390x220.jpg 390w" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" /></a></figure>



<p>Simon, Alan Parker’la konuşmalarını savunmak için, “Ama
hapishanede çok kötü davranıyorlar” diye ekliyor. Bu soruyu da bekleyen ben,
atlıyorum söze… “Ülkelerde, burada da olduğu, her mesleğin iyi ve kötüleri
vardır. Burada rastlayacağın kötü bir polis, tüm polisleri kötü yapmaz ki…
Zaten ilginç bir şey söyleyeceğim. Filmin tamamında bütün Türkler kötü
insanlar. Bir tek hapishanede – o da deliler gibi bir sütun etrafında dönenler
– Oxford’dan Ahmet akıllı adam!” “Ayrıca, filmin Sağmalcılar diye çekildiği yer
neresi, biliyor musun?” diyerek ben atağa geçtim. “Hayır” dedi gayet şaşkın.
“Malta’daki İngiliz hapishanesi… Şaşırdın değil mi?” diye ekledim. “Sizin o
adada kimlere ne yaptığınızı bilmiyorum artık!” Simon sıkılmış ve üzülmüştü,
“Haydi bir parça çalıp nefes alalım” diyerek hem beni, hem kendisini
rahatlattı. Parça arasında, “Amma hazırlanmışsın. Avukat mısın sen?” diyerek
esprisini patlattı. Aslında ikinci bölümde yine Türkler adına savunmamı yaptım.
Türk rolü oynayan sanatçıların seçiminden, konuşmalarında kullandıkları şiveye kadar
her şeyi açıklıkla söyledim. Hiç kimsenin mahkemede, bir ülkenin tüm
insanlarına hakaret edemeyeceğini, yalnızca bundan bile yüksek bir mahkumiyet
cezası alacağını belirttim. Ama asıl tuş’u sona sakladım.</p>



<p>Baktım ki, benimle ilgili bölümü bitirmeye hazırlanıyor.
“Simon, sana bir gazete kupürü getirdim. Dinleyicilerimize Bill Hayes’in
Sağmalcılar savcısına yazdığı dilekçeyi okumanı rica ediyorum” dedim ve o ana
kadar ceketimin iç cebinde sakladığım Hürriyet gazetesinin mektup baskısını
eline verdim. Okumaya başladığında yüzünün ifadesini görmeliydiniz. Tabii ki,
sonuna kadar okudu ve bana teşekkür ederek o bölümü kapattı. Program bitimine
kadar onunla stüdyoda kaldım. Bitince odasına geçtik ve ilk sözleri “Hiç böyle
gözle bakmamıştım filme” diye itiraf etti. “Seni kutlarım” diyerek uğurladı
beni.</p>



<p>Değerli okurlarım, yaşamımın en önemli yayınlarından birini
BBC Radio 1’de gerçekleştirmiştim. Bunu sizlerle paylaşmanın mutluluğunu
yaşıyorum. Bir de, filmle ilgili son notlarımı yazayım. Filmde Bill Hayes’i
canlandıran Brad Davis, 1991 yılında AIDS hastalığı nedeniyle intihar ederek
hayranlarını üzdü. İstanbul valiliğinin izin vermemesi üzerine, film Malta&#8217;da
çekildi. Geceyarısı Ekspresi, 1979 Akademi Ödülleri&#8217;nde aday olduğu 6 dalın
2&#8217;sinde En iyi özgün müzik: Giorgio Moroder ve En iyi uyarlama senaryo: Oliver
Stone, Oscar kazandı. Film, Türkiye tarafından protesto edildi.</p>



<p>Film ve kitap arasındaki farklara gelince…</p>



<p>Gerçekte William (Bill) Hayes Türkiye&#8217;de yalnızken filmde
sevgilisi ile birliktedir. İşkence sahneleri tamamen sonradan eklenmiştir.
Hayes, Türk gardiyanlar tarafından işkence gördüğünden ya da cinsel istismara
uğradığından hiçbir zaman söz etmemiştir. Ancak filmde de olduğu gibi kendi
isteğiyle homoseksüel ilişkide bulunduğunu açıklamıştır.Kitapta; Hayes,
hapishane arkadaşının dilini ısırmıyor.Kitabın ve filmin bitişleri de farklıdır.
Kitapta Hayes İmralı Adası&#8217;ndaki başka bir hapishaneye transfer edilir ve
oradan deniz yoluyla kaçar; filmde ise Hayes, istemeden öldürdüğü başgardiyanın
üniformasını giyerek gardiyan kılığında hapishaneden kaçar.</p>



<p>Aralık 2004&#8217;te Türkiye&#8217;ye yaptığı bir ziyaret sırasında
kitaptan uyarlanan filmin senaryo yazarı Oliver Stone yazdığı şeyleri çekim
aşamasında fazla dramatize ettiğini kabul ederek özür diledi.Yakın zamanda
Amerikan basınına yaptığı açıklamalarda da Bill Hayes Türkiye hakkında fikir ve
anılarının filmde olduğu gibi sadece negatif şeylerden oluşmadığını ve filmde
çarpıtılan Türkiye görüntüsü yüzünden vicdan azabı duyduğunu belirtti.</p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/midnight-express-5375">“MIDNIGHT EXPRESS”</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/midnight-express-5375/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi – 2</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-4830</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-4830#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MegaPlus]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jan 2020 06:05:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[39. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Radyo Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Tunçağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=4830</guid>

					<description><![CDATA[<p>Radyo Günleri Ümit Tunçağ tuncagu@gmail.com Bir önceki sayıdaki yazımın kısa bir özeti ile başlayayım anlatımıma… “Gidip Avrupa’nın ünlü Diskjokeyleri ile konuşalım. Onlar da geride bırakacağımız 1978 yılı içindeki en sevdikleri parçayı TRT-3 dinleyicilerine armağan etsinler” fikriyle yola çıkmıştık. Sebla Özveren Almanya’ya, Nejat Çetinok Fransa’ya, ben de Hollanda ve İngiltere’ye gidecektim. Geçen sayı Hollanda serüvenimi anlatmıştım. &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-4830">Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi – 2</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-media-text alignwide" style="grid-template-columns:25% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img loading="lazy" decoding="async" width="833" height="1024" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-833x1024.jpg" alt="Ümit Tunçağ radyo günleri, megaplus dergisi 35. sayı" class="wp-image-2192" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-833x1024.jpg 833w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-244x300.jpg 244w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-768x944.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 833px) 100vw, 833px" /></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p class="has-large-font-size"><strong>Radyo Günleri</strong></p>



<p class="has-medium-font-size"><strong>Ümit Tunçağ</strong></p>



<p><em>tuncagu@gmail.com</em></p>
</div></div>



<p></p>



<p>Bir önceki sayıdaki <a href="https://megaplus.com.tr/unlu-diskjokeylerle-soylesi-4204"><strong>yazımın </strong></a>kısa bir özeti ile başlayayım anlatımıma… “Gidip Avrupa’nın ünlü Diskjokeyleri ile konuşalım. Onlar da geride bırakacağımız 1978 yılı içindeki en sevdikleri parçayı TRT-3 dinleyicilerine armağan etsinler” fikriyle yola çıkmıştık. Sebla Özveren Almanya’ya, Nejat Çetinok Fransa’ya, ben de Hollanda ve İngiltere’ye gidecektim. Geçen sayı Hollanda serüvenimi anlatmıştım. Şimdi sıra İngiltere’de… Avrupa’nın en ünlü DJ’lerinin bulunduğu BBC’ye gidecektim. İlginçtir, askerden döndükten sonra 1975’te İzmir Televizyonunun ilk yarışma programı “Kim Kim”i sunarken, sevgili dostum Bektaş Türk Hey dergisi adına benimle bir röportaj yapmıştı. Ben de o tarihte “Avrupa’lı DJ’lerle röportaj yapmak istiyorum” demiştim. (DJ 1)</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="560" height="548" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-2.jpg" alt="Ümit Tunçağ, TRT Radyo, Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi, Megaplus dergisi 39. sayı" class="wp-image-4832" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-2.jpg 560w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-2-300x294.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 560px) 100vw, 560px" /></a></figure>



<p>İşte,
hayalim gerçekleşiyordu. BBC’nin kapısına gidip TRT’den getirdiğim yazıyı yetki
kişilere gösterdiğimde, beni hemen radyonun müzik yayınlarından sorumlu
görevlisine götürdüler. Kısa bir söyleşimiz oldu kahvelerimizi içerken. Ona
yaptığımız programı ve bunun içinde benim ne yapacağımı, ayrıca
meslektaşlarımdan ne istediğimi anlattım. Benden kısa bir izin istedi. Günlük
yayın çizelgesine baktı ve “Bugün 3, yarın da 4 arkadaşımızla bu işi
halledebiliriz” dedi. “Size bir stüdyo ve teknisyen vereceğim. Kayıtlarınızı
orada yaparsınız” diye de ekledi. Bende kalp Selanik! Nasıl atıyor
bilemezsiniz? Merak ya, soracağım. “Kimlerle görüşebileceğim?” diye sorunca
sayıveriyor 7 ismi. Bir tanesi benim için çok önemli. Çocukluğumdan o yana BBC
Radyo’da dinlediğim Tony Blackburn! Onunla görüşmemiz bir gün sonra. Haaa, aynı
gün bir tanıdık daha var. 1977 yılında Türkiye, Eurovision Şarkı Yarışması’na
katılmamış ama TRT beni (radyo) ve Bülend Özveren’i (televizyon) anlatımı için
Londra’ya yollamıştı. (zengin ve ileri görüşlü yollarımız!) Fransa’dan Marie
Myriam “L’oiseau et l’enfant” adlı parçayla birinciliği kazanmıştı. Ben yarışma
bittikten sonra bir haftalık yıllık iznimi alarak, hem kenti gezip tiyatro ve
sinemalara gitmek, hem de BBC’deki meslektaşlarımla tanışma fırsatını
yaratmıştım kendime. Bu bağlamda o sırada BBC’de sabah programları yapan
(09.00-11.00) Simon Bates adlı dostumla birlikte olup onun programına konuk
olmuştum. (Bir başka yazımda da 1982’de yine Eurovision’u sunmak için
gittiğimde, onunla yayında “Geceyarısı Ekspresi” üzerine yaptığımız konuşmayı
anlatırım)</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-4.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="360" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-4.jpg" alt="Ümit Tunçağ, TRT Radyo, Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi, Megaplus dergisi 39. sayı" class="wp-image-4834" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-4.jpg 640w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-4-300x169.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-4-390x220.jpg 390w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></figure>



<p>Neyse, fazla
uzatmadan heyecanlı anlara geçelim. Yönetici (inanın adını hatırlamıyorum) bana
söz verdiği gibi, hem stüdyoyu ayarladı, hem de teknisyeni… İlk konuğum Alan
Freeman oldu, (A.F 1) kısa bir aradan sonra gür sakalları ile Dave Lee Travis(D.L.T.
2) stüdyoya geldi. Her ikisine de geride bırakmakta olduğumuz yılın ‘onlar
için’ 1 numaralı plağını sordum ve TRT-3 dinleyicileri için çalmaları sağladım.
Öğle yemeği arasından sonra günün son konuğu, kendi programına başlamadan önce
Paul Gambaccini geldi stüdyoya. (P.G 3) Bugün bile çok matrak, çok esprili bir
adam olduğunu anımsıyorum. Galiba iki buçuk sularıydı. İlk günkü işimiz
bitmişti. Genç teknisyen dostumuzdan ayrılıp bir gün sonraya randevulaştık. Hiç
unutmuyorum, ayaklarım yere değmiyordu herhalde dışarı çıktığımda. Görevimin nerdeyse
yarısını bitirmiştim. Fırladım Londra sokaklarına – dışarda kahredici bir
yağmur yağıyordu – (Hah hah ha), bir süre başıboş dolaştım, sonra kendime güzel
bir film ikram ettim. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="810" height="539" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-3.jpg" alt="Ümit Tunçağ, TRT Radyo, Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi, Megaplus dergisi 39. sayı" class="wp-image-4833" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-3.jpg 810w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-3-300x200.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-3-768x511.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 810px) 100vw, 810px" /></a></figure>



<p>Bir gün
sonra yine ayarlanan stüdyomdaydım. Birçok kişiyi tanıyordum artık
koridorlarda. Bir süre sonra ilk konuğum Gary Davies katıldı bize. (G.D. 4) O
da sempatik bir çocuktu. “Ben Simon’dan sonra giriyorum yayına ama önce sana
geldim” dedi. Onunla işimiz bitince teknisyen arkadaş Paul Burnett’e telefon
etti. Bana da “İşiniz bitince, ben odamdayım. Arayın hemen gelirim” dediğini
söyledi. Çok sevindim tabii… Bu arada anların meslek disiplinlerine de hayran
kaldım. Paul da geldi. (P.B. 5) Onunla bir hayli sohbet ettik. Saat 11.00’de
yayından çıkacak Simon’ı bekliyorduk. Simon Bates yayınını bitirdikten 7-8
dakika sonra stüdyomuza geldi. (S.B. 6) Beni hatırladı, aynı yılki
buluşmamızdan. Olayımızı ona da aktardım. Çok mutlu oldu. “Neyse, desenize
sesimizi bir de Türkiye’ye duyuracağız” diyerek sevincini belli etti. Hiç
unutmuyorum, yılın parçası olarak Hot Chocolate grubundan “So You Win Again”
parçasını çaldı. İşimiz bitince “Hadi” dedi, sana BBC tesislerinde bir yemek
ısmarlayayım. Birlikte yemeğimizi yedikten sonra, vedalaştık bir kaz daha
görüşme umuduyla…</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-6.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="351" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-6.jpg" alt="Ümit Tunçağ, TRT Radyo, Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi, Megaplus dergisi 39. sayı" class="wp-image-4836" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-6.jpg 624w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-6-300x169.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-6-390x220.jpg 390w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a></figure>



<p>Son konuğuma gelmişti sıra. Tony Blackburn saat 14.00’te, tam söz verdiği saatte geldi. (T.B. 7) İşte Tony karşımdaydı. Kalbimin deliler gibi attığına dair bahse girebilirim. Merhabalaştık. Kendisine olan hayranlığımı önce anlattım. Sonra da stüdyoda yapacağımızı… Onun 1 numaralı parçasını da unutmadım. Talking Heads’den “PsychoKiller”ı çalmıştı bizlere. “TRT-3 için çalıyorum diyerek”… Bu anonsu tün DJ’lerden hem de Türkçe almıştım. Benim ona ilgimi görünce, “Gel istersen bir kahve içelim odamda” diyerek beni davet etti. Ben de o saate kadar kaydettiğimiz 7 meslektaşımın seslerini bir banda toplayarak yanıma aldım, teknisyen arkadaşa teşekkür ettim ve onun odasına gitti. Sorunca, bana kısaca kendi yaşam öyküsünü anlattı. Bir pratisyen doktor baba ve hemşire bir annenin oğluydu. Çok kısa bir şarkıcılık denemesinden sonra korsan radyo yayını yapan Radio Carolina’da 1964 yılında çalışmaya başladığını, oradan da Radio 1’e geçtiğini söyledi. Bu arada Televizyon’da da “Top of ThePops”ın sunuculuğunu yapıyordu. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-7.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="968" height="726" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-7.jpg" alt="Ümit Tunçağ, TRT Radyo, Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi, Megaplus dergisi 39. sayı" class="wp-image-4837" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-7.jpg 968w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-7-300x225.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-7-768x576.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 968px) 100vw, 968px" /></a></figure>



<p>Radyodaki öğleden sonra programına yeni başlamıştı (1967 Kasım) Daha anlatacağı çok şey vardı ama bana Türkiye, radyoda çaldığımız parçalar ve türleri hakkında sorular sordu. Ben yaptığım programlardan söz ederken “Soul Dünyasından” adlı yapımımı söyleyince, çok şaşırdı ve “Biliyor musun, ben de Radio 1’de önce Pop müzik, daha sonra da Soul müzik programları yaptım. Diana Ross’un “I’m Still Waiting” adlı parçasını 1 numaraya yükseltmiştim” diye ekledi gülerek. Benden 5 yaş büyük, hayranı olduğum meslektaşımın yanından ayrılmadan önce, deneyimi nedeniyle son bir soru sordum. “Tony” dedim. “Ben yıllardır radyo ve ayrıca senin gibi televizyon programları sunuyorum. Ne zaman radyodaki program sinyalim, ya da televizyonda sahne amirinin ‘son, üç, iki, bir’ diye geri sayımı oluyor, benim de kalbim neredeyse ağzıma geliyor. Ne dersin?”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-5.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="360" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-5.jpg" alt="Ümit Tunçağ, TRT Radyo, Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi, Megaplus dergisi 39. sayı" class="wp-image-4835" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-5.jpg 640w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-5-300x169.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-5-390x220.jpg 390w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></figure>



<p>Değerli
okurlarım, Tony Blackburn’ün söyledikleri bugün hala kulaklarımda… “Bak dostum,
O HEYECANI DUYMADIĞIN AN MESLEĞİ BIRAK!”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/YAYIN-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/YAYIN-1-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-4838" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/YAYIN-1-1024x768.jpg 1024w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/YAYIN-1-300x225.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/YAYIN-1-768x576.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/YAYIN-1.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></figure>



<p>Sonunda, üç
arkadaş, dört değişik ülkeden getirdiğimiz DJ sunumları ve o yılın en gözde
parçalarından oluşan programımızla hayli ilgi topladık. (YAYIN 1) </p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-4830">Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi – 2</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-4830/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/unlu-diskjokeylerle-soylesi-4204</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/unlu-diskjokeylerle-soylesi-4204#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MegaPlus]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Nov 2019 06:20:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[38. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Radyo Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Tunçağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=4204</guid>

					<description><![CDATA[<p>Radyo Günleri Ümit Tunçağ tuncagu@gmail.com Yine çılgın günlerimizden biri… Sevgili meslektaşım Sebla Özveren’le “beyin fırtınası” yapıyoruz İzmir Radyoevinde. 1979 yılı Yılbaşı programında “TRT-3’de nasıl sansasyonel, ses getiren bir program yapalım?” Galiba sonbahar günleri&#8230; Dışarda İzmir’in o ince yağmuru var. Aslında birçok kişiye sıkıcı gelen bu hava, bizim için sanki bahar havası. “Üç saat CANLI yayın” &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/unlu-diskjokeylerle-soylesi-4204">Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-media-text alignwide" style="grid-template-columns:25% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img loading="lazy" decoding="async" width="833" height="1024" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-833x1024.jpg" alt="Ümit Tunçağ radyo günleri, megaplus dergisi 35. sayı" class="wp-image-2192" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-833x1024.jpg 833w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-244x300.jpg 244w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-768x944.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 833px) 100vw, 833px" /></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p class="has-large-font-size"><strong>Radyo Günleri</strong></p>



<p class="has-medium-font-size"><strong>Ümit Tunçağ</strong></p>



<p><em>tuncagu@gmail.com</em></p>
</div></div>



<p></p>



<p>Yine çılgın günlerimizden biri… Sevgili meslektaşım Sebla
Özveren’le “beyin fırtınası” yapıyoruz İzmir Radyoevinde. 1979 yılı Yılbaşı
programında “TRT-3’de nasıl sansasyonel, ses getiren bir program yapalım?” </p>



<p>Galiba sonbahar günleri&#8230; Dışarda İzmir’in o ince yağmuru
var. Aslında birçok kişiye sıkıcı gelen bu hava, bizim için sanki bahar havası.
“Üç saat CANLI yayın” diyoruz. Sebla itiraz ediyor. “Yahu,” diyor “Bunu İzmir
Radyosunda yıllar önce yaptık”. Muhteşem bir müzik yayınıydı, 20.00’de başlayıp
01.00’de yani yeni yılda bitirmiştik. Nerdeyse tüm spiker arkadaşlarımız da bu
yayında bizlerle birlikte yayındaydılar. Ben hemen atlıyorum. “Avrupa’dan ünlü
bir sanatçı getirelim. Onunla sabaha kadar, sabaha dediysem 01.00’e kadar yayın
yapalım” fikrini atıyorum ortaya. Servisteki nerdeyse tüm arkadaşlar yüzlerini
buruşturuyor. Biri “Yok kardeşim, TRT nasıl ödeyecek bu parayı?” Eee, o da
haklı… Şunu diyoruz olmuyor, bunu diyoruz olmuyor. Birden hangimizin aklına geldiyse
-vallahi hatırlamıyorum-, “Gidip Avrupa’nın ünlü Diskjokeyleri ile konuşalım.
Onlar da geride bırakacağımız 1978 yılı içindeki en sevdikleri parçayı TRT-3
dinleyicilerine armağan etsinler” diyor.</p>



<p>Bir süre birbirimize baktığımızı dün gibi anımsıyorum. Bu ne
güzel bir fikirdi böyle! Amaaaa… Aması vardı, TRT yönetimi bunu kabul edecek
miydi? Biz yine de o kısmı hiç düşünmeden planlamamıza başladık. Sebla, Almanca
bildiği için Almanya’ya gidecekti. İstanbul’dan arkadaşımız Nejat Çetinok,
Galatasaray Lisesi mezunu idi, Fransa’ya gitmeliydi. Eğer sevgili Bülent Gül
arkadaşımız TRT’den ayrılmamış olsaydı, adayımız kesin o olacaktı. Neyse, bana
da, İzmir Koleji mezunu (şimdiki Bornova Anadolu Lisesi) olarak İngilizce
bilgim nedeniyle Hollanda ve İngiltere kalmıştı. </p>



<p>Şimdi iş, konuyu resmileştirmeye kalmıştı. Amacımız,
TRT-3’ün 1979 yılına girerken hazırlayacağımız “Yılbaşı Akşamı” yayınına bir
yandan Türkiye’de listelere giren Türkçe, İngilizce, Fransızca ve İtalyanca
parçaları çalarken, aralara bizim DJ’lerle hazırlamayı düşündüğümüz bu
parçaları koymaktı. Fikrimizi, bağlı bulunduğumuz Ankara merkezdeki önce Program
Daire Başkanlığı, sonra da Müzik Daire Başkanlıklarına bildirdik. Doğrusunu
isterseniz hayli ümitsizdik bu konuda. Kurumun üç çalışanı, dört değişik ülkeye
gidecek, birkaç gün kalacak, bu sesleri kaydedecek ve sonunda programı
gerçekleştirecek. Ütopik bir teklifti bu gerçekten.</p>



<p>Ama günlerden bir gün, Kasım ayının başında – tıpkı bugünler
gibi –“Onay”çıkıverdi Genel Müdürlükten. Hemen gideceğimiz ülkelerdeki
kurumlara, benim gideceğim Hollanda’da NOS, İngiltere’de de BBC’ye yazılar
yazıldı. Konu basit bir şekilde onlara da anlatıldı ki projeye yardımcı
olsunlar. Gidiş planımızı Aralık ayının ilk haftasına göre yaptık. Oralarda
Noel nedeniyle çok yoğun oldukları, ardından da tatile girdiklerini biliyorduk.
Biletler alındı. Nejat İstanbul’dan doğrudan Paris’e giderken, Sebla ile ben
önce Bonn, oradan da Amsterdam’a uçacağız. THY’den biletlerimizi alıyoruz. Laf
aramızda, kız kardeşi Semra yıllarca kabin memurluğu ve kabin amirliği
yapmasına rağmen Sebla uçağı ve uçmayı hiç sevmez!</p>



<p>Bindik uçağımıza, tam havalanacağız, Sebla koluma yapışmaz
mı? Titriyor korkudan. Neyse uzun süre benim sol kolum -o pencere tarafında
oturuyordu- morararak yol aldık. Asıl komedi inmeye yakın yaşandı. Uçak önce
Bonn’a, sonra Amsterdam’a gidecekti. Bonn havaalanının sis nedeniyle bir süre
kapalı olduğunu, bu nedenle bu bağlantılı uçağın önce Hollanda’ya, sonra
Almanya’ya ineceğini anons etmezler mi? Bir kıyamet daha koptu. Neyse, Sebla’yı
teskin edip oradaki – kız kardeşinin de yakın bir arkadaşı olan &#8211; hostese
teslim ederek Amsterdam’a indim. Otele yerleştikten sonra ilk işim Amsterdam’ın
en işlek anayollarından birinde yer alan Türkiye Turizm ofisimize gittim. Müdürü
sordum. “İçerde” dedi İngilizce konuşan bir hanım. Girdim Müdürün yanına,
“TRT’den geliyorum, NOS’a gideceğim. Acaba bir tanıdığınız var mı?” diye
sordum. Tam 4 yıldır orada görev yapan Müdürümüz ne NOS’a gitmiş, ne de
birilerini tanıyor. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><img loading="lazy" decoding="async" width="670" height="458" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/11/DJ-ROB-VAN-DER-MEER-diskjokey-soylesi-megaplus-38-1.jpg" alt="Ümit Tunçağ, Radyo Günleri, Diskjokeylerle söyleşi, megaplus dergisi 38. sayı" class="wp-image-4206" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/11/DJ-ROB-VAN-DER-MEER-diskjokey-soylesi-megaplus-38-1.jpg 670w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/11/DJ-ROB-VAN-DER-MEER-diskjokey-soylesi-megaplus-38-1-300x205.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/11/DJ-ROB-VAN-DER-MEER-diskjokey-soylesi-megaplus-38-1-220x150.jpg 220w" sizes="auto, (max-width: 670px) 100vw, 670px" /></figure>



<p>İş başa düştü ve hemen öbür sabah kurumun bulunduğu Hilversum’a
trenle gittim. Baştan sona iki saatte gidebileceğiniz dümdüz bir ülke Hollanda.
Her taraf yemyeşil, lale tarlaları çiçeklerle bezenmiş, uygar bir yer kısaca.
Neyse, gittim kapıya. “Ben TRT’den geldim. Sizin diskjokeylerinizle konuşup
kısa programlar yapmak istiyorum” dedim. Bana kısa bir süre sonra, kurumun
Halkla İlişkiler bölümünden şirin ve güler yüzlü bir hanım geldi. Konuyu bir de
ona anlattım. “Hiç merak etmeyin. Burada bulunan tüm arkadaşlarla sizi görüştürürüm”
diyerek beni yanına kattı ve başladık yeşil çimenler üzerinde çoğu tek katlı
binalardan oluşan stüdyolara doğru yürümeye… Bu arada bu genç bayandan NOS’un
(yani Hollanda Yayın Kurumunun) içinde 5 ayrı yayın grubu olduğunu öğrendim;
Sosyalistlere ait (VARA),&nbsp; Protestanlar
için (NCRV), Katoliklere yayın yapan KRO, Liberal Protestanlar için görev yapan
VPR ve Radyo Yayıncılığı Derneği AVRO.</p>



<p>Binaya girdik. Kızımız Program Müdürüne durumu anlattı o da
beni birkaç diskjokey’e ve program yapımcısına yönlendirdi. Bana bir stüdyo verdiler
ki tüm kayıtları orada yapalım. Hiç unutmuyorum; Dire Straits’in 1978 hit
parçası “Sultans of Swing”i ilk kez orada duyuyorum. Bir saatte, söyledikleri
gibi 4-5 yapımcı meslektaşımla bandımızı yaptık. Sonra biri beni stüdyosuna
çağırdı, onunla birlikte kısa bir süre için de olsa canlı yayına katıldım. Günün
sürprizi ise, NOS stüdyolarına Yılbaşı programı için gelmiş olan ünlü Pop
sanatçısı Rod Steward’la binanın kantinine giderken yolda karşılaşmamız… Kısa
bir sohbet ayaküstü, bende inanılmaz bir şok! Şaşkınım. “Rüyamda görsem inanmam”
diyorum kendime. </p>



<p>Buradaki maceram bitiyor derken, meslektaşlarımdan biri,
“Haydi” diyor bana. “Ben şimdi Philips plak şirketi binasına gidiyorum. Yeni
plakları verecekler. Seni de götüreyim. Sen de birkaç plak alırsın” diyor. Alın
size bir güzel şok daha! Gerçekten muhteşem Philips plak stüdyolarına
gidiyoruz. Pazarlama elemanı arkadaş beni hem seviyor, hem de Türkiye’den böyle
birinin gelmesine şaşırıyor. Bir kutu veriyorlar bana. İçine 25’e yakın yeni
piyasaya çıkacak plak koyuyorlar. Daha doğrusu birçoğunu ben seçiyorum. Ve bu
güzel günün sonuna geliyorum.</p>



<p>Yazım yeteri kadar uzun oldu. İngiltere maceramı ve TRT–3 yayınımızı
gelecek sayıda anlatmak üzere…</p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/unlu-diskjokeylerle-soylesi-4204">Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/unlu-diskjokeylerle-soylesi-4204/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TRT&#8217;deki Karanlık Yıllarım</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/trtdeki-karanlik-yillarim-3659</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/trtdeki-karanlik-yillarim-3659#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MegaPlus]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Oct 2019 07:01:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[37. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Radyo Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Tunçağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=3659</guid>

					<description><![CDATA[<p>Radyo Günleri Ümit Tunçağ tuncagu@gmail.com Şimdi ben de böyle bir başlık görsem hemen sorarım, “Ne demek karanlık yıllar?” diye&#8230; Sözü uzatmadan iki tarih vereceğim; 12 Mart ve 12 Eylül&#8230; Bugünün gençlerine hiçbir şey ifade etmeyecek bu iki tarihle ilgili anılarıma geçmeden, yurdumuzda “ordunun yönetme el koymasının” biz TRT çalışanları için ne anlama geldiğini de bilmeyenler &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/trtdeki-karanlik-yillarim-3659">TRT’deki Karanlık Yıllarım</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-media-text alignwide" style="grid-template-columns:25% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img loading="lazy" decoding="async" width="833" height="1024" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-833x1024.jpg" alt="Ümit Tunçağ radyo günleri, megaplus dergisi 35. sayı" class="wp-image-2192" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-833x1024.jpg 833w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-244x300.jpg 244w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-768x944.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 833px) 100vw, 833px" /></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p class="has-large-font-size"><strong>Radyo Günleri</strong></p>



<p class="has-medium-font-size"><strong>Ümit Tunçağ</strong></p>



<p><em>tuncagu@gmail.com</em></p>
</div></div>



<p></p>



<p>Şimdi ben de böyle bir başlık görsem hemen sorarım, “Ne
demek karanlık yıllar?” diye&#8230; Sözü uzatmadan iki tarih vereceğim; 12 Mart ve
12 Eylül&#8230; </p>



<p>Bugünün gençlerine hiçbir şey ifade etmeyecek bu iki tarihle
ilgili anılarıma geçmeden, yurdumuzda “ordunun yönetme el koymasının” biz TRT
çalışanları için ne anlama geldiğini de bilmeyenler için açıklamalıyım.
Türkiye’de ihtilaller, TRT ele geçirilerek halka anons edilirdi. Ya 27 Mayıs’ta
olduğu gibi, bir albay çıkar “ordunun yönetme el koyduğu”na dair bildiriyi okur,
ya da sonraki yıllarda olduğu gibi, değerli bir haber spikerimize “zorla”
okutulurdu. Bu metnin okunmasıyla birlikte yalnızca ülke yönetimine değil,
TRT’ye de “el konulur”du. İşte böyle başlardı “karanlık günler”. </p>



<p>O günleri anlatmadan önce son bir ayrıntıya değinmek istiyorum.
Ben yaşamım boyunca bıyık ve sakal bırakmayı hiç “sevmedim”. Bu yazımla
birlikte sizlerle paylaştığım resimleri gördüğünüzde, o iki resmin de bu
karanlık yılları unutmamak için bıraktığımı söylemeden edemeyeceğim. </p>



<p>Evet, gelelim karanlık yıllarıma&#8230; </p>



<p>12 Mart ihtilali ile birlikte idareyi ele alan ordu
elemanları, ilk iş olarak, her kurumda olduğu gibi, TRT’de de “sol görüşlü”
kişileri mimlemeye başladılar. Henüz mesleğinin çiçeği burnunda ama 68
kuşağının bir temsilcisi olan ben de, bu furyanın içine alındım. Birçok program
teklifim reddedilirken, bir yandan da idare tarafından baskı altında tutuldum.
Yalnızca bir şeyi unutmuşlardı. 1971’de İzmir’de düzenlenecek unutulmaz Akdeniz
Oyunları’nı… Ellerinin altında hem İngilizce, hem de Fransızca tercümeleri
yapacak elemana gereksinim vardı. Haber merkezi – ki yayın sorumluluğu
onlardaydı – beni göreve çağırdı. 6-17 Ekim 1971 tarihleri arasında yapılan
oyunlarda ben de yer alacaktım. Hemen bir ayrıntıyı da paylaşmak isterim. O
yıllarda TRT’deki görevine Ankara’daki Spor Servisi’nde başlayan çok değerli
dostum, meslektaşım, araştırmacı gazeteciğin simgesi Uğur Dündar da o ekip
içindeydi. İngilizce konuşanların dışında, pek çok Frankofon (Fransızca konuşan
ülkeler) sporcuları ile röportajları ben yaptım. Çevirileri ile birlikte
yayınlandı. Beni neredeyse yayından çeken askeri idari, tam anlamıyla
taçlandırmıştı. Eh, yayıncılık da buydu zaten. Her işte olduğu gibi; konuşandan
çok, iş yapan kazanıyordu. </p>



<p>12 Eylül ise, daha acı anılarla dolu&#8230; 1973-1975 yılları
arasında askerliğin yedek subaylık bölümünü Milli Savunma Bakanlığı Plan
Program Daire Başkanlığı’nda, hem de paşanın emir subayı olarak yapan ben,
TRT’ye döndükten sonra, hem radyo hem de İzmir’de yeni başlayan televizyon
yayınlarının ilk sunucularından biri olmuştum. Meslekteki yükselişim hızla
sürüyordu. Bu arada meslektaşlarımla dayanışma örgütü olarak kurulan TRTDER’in
de kurucuları arasında yer almıştım. </p>



<p>Tüm örgütsel etkinliklere katlıyor, meslek iş ahlakını
(bugün hiç kalmayan) yükseltmeye çaba gösteriyorduk. Ve bu tempo içinde
günlerimiz sürerken 12 Eylül’de ordu yine yönetme “el koydu”! Radyo’nun başına
bir kurmay albay geldi ve başladı personel kıyımına&#8230; Merkez’den de gelen
emirle 101 arkadaşımız, meslektaşımız, başka bakanlıklarda mecburi göreve
yollandılar. Sonradan öğrendiğime göre, aslında sayının 300’ün üzerinde
olduğunu söylüyorlardı ama bazı “içlerinde meslek sevgisi olan” ve yönetimde
tutulan kişiler, bu sayının artmasını önlemişti! </p>



<p>Görevde kalanlara da bir şeyler yapmalıydılar… İlk işleri,
“seslerinizi tekrar denetliyoruz” diyerek, konuşma bantlarımızı Ankara’ya
yolladılar. Ve bizim “çok değerli” spiker kardeşlerimizden kurulu bir heyet,
sesimizi ve Türkçemizi “yayına uygun bulmadılar”. Yani o güne kadar 1000’e
yakın radyo, 100’e yakın (hem de canlı) program sunan ben, Türkçeyi ve
konuşmayı unutmuştum! </p>



<p>Bu garabet yetmedi; “sana klasik müzik programı veriyoruz”
diye güya beni bir kez daha cezalandırdılar. Oysa o güne kadar, pop müzik
dışında, TRT-1’de sabah, öğle ve akşamları hata gece canlı yayını yapan beni
böyle cezalandırmaları mümkün değildi. Kendi sözcüklerimle yazayım, “Bu
programları ben tırnağım ucuyla yaparım” dedim yöneticilerime&#8230; Bana TRT-1’in
bölgesel yayınında (ulusal da değil), hafa içinde, pek dinlenilmeyen saate, 30
dakikalık bir süre verdiler. “Aha,” dediler, “burada yap bir program”&#8230; </p>



<p>Önce hak verirsiniz ki, çok sinirlendim, çok üzüldüm ama
sonra “dinleyicilerimizi neden cezalandırayım ki?” dedim kendi kendime. Ve
kollarımı sıvadım&#8230; Adını bugün hatırlamadığım, galiba “Sizin seçtikleriniz”
olabilir, değişik bir klasik müzik programı tasarladım. Bir yarışma programı
olacaktı bu. Sokaktan bulduğum, bakkal, manav, ev hizmetlisi, seyyar satıcı,
belediye çöpçüsü gibi çeşitli meslek gruplarından kişiler seçtim. Onları
stüdyoya getrdi. Ve her seferinde klasik müziğin unutulmaz eserlerinden on
tanesini 30’ar saniye dinlettim onlara. Sonunda da, “en beğendiğiniz 3 tanesini
bana yazın” dedim. Ortaklaşa olarak, en yüksek puanı alan 3 tanesini de “o
günün en sevilen klasik müzik parçası” ilan ettim. Bu sıraya en yakın tahminde
bulunanı da, o günün galibi diye anons ettirdim. Böylece 13 haftanın sonunda
(program yalnızca bir yayın dönemi için verilmişti) galiplerle bir final yayını
yaparak ilk üç değerlendirmesine ulaştım. </p>



<p>O son hafa, sıra armağan verilmesi gelmişti. Yöneticilere
gittim. “Bu finalistlere bir armağan vermemiz gerekiyor. Ne düşünürsünüz?” diye
sorunca, “Bizim böyle bir bütçe paramız yok” diye beni başlarından savdılar.
Burası TRT idi. Anlı şanlı bir kurum ne olursa olsun, yarışmacılarına bir
şeyler vermeli diyerek, Kültür Bakanlığının hediyelik eşyalar satan dükkanına
gittim ve çeşitli boylarda “bakır semaver” satın alarak (o gün toplam 100 lira
para vermiştim cebimden) yarışmacılara program sonunda o armağanları verdim. </p>



<p>Sonunda ne oldu biliyor musunuz? Müzik Daire Başkanlığı o
programımı “Yılın En Başarılı Klasik Müzik Programı” ilan et. Aaaa, tabii bunu
açıkça yazıyla yapamadılar. Daire Başkanımız beni bizzat telefonla arayarak
kutladı ve “iyi dileklerini” sundu! Ben de sonunda kendisine bana bu program
verildiğinde söylediğim aynı sözcüklerle cevap verdim. “Bu programları ben tırnağım
ucuyla yaptım”. </p>



<p>Son not: Bugünlerde bile sakalım iki gün uzasa, o karanlık
günleri anımsayarak hemen kesiyorum.</p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/trtdeki-karanlik-yillarim-3659">TRT’deki Karanlık Yıllarım</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/trtdeki-karanlik-yillarim-3659/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Radyo’da Fuar Zamanı</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/radyoda-fuar-zamani-2781</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/radyoda-fuar-zamani-2781#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MegaPlus]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Aug 2019 07:02:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[36. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Radyo Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Tunçağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=2781</guid>

					<description><![CDATA[<p>Radyo Günleri Ümit Tunçağ tuncagu@gmail.com 1976 yılı&#8230; TRT Ankara Radyosunda bir sonraki yılın koordinasyon (tüm radyolardaki yayın akışı belirlenmesi) toplantısı yapılıyor. Genelde müzik programlarının olduğu TRT-3 yayınının akışı oy birliği ile saptanmış, bir başka masada TRT-1 yayını konuşuluyor. Ben oraya geçiyor ve herkesi şaşırtan teklifimi söylüyorum: “Her Cuma, saat 23.00 haberlerinden sonra, 01.00’e kadar ünlü &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/radyoda-fuar-zamani-2781">Radyo’da Fuar Zamanı</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-media-text alignwide" style="grid-template-columns:25% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img loading="lazy" decoding="async" width="833" height="1024" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-833x1024.jpg" alt="Ümit Tunçağ radyo günleri, megaplus dergisi 35. sayı" class="wp-image-2192" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-833x1024.jpg 833w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-244x300.jpg 244w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-768x944.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 833px) 100vw, 833px" /></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p class="has-large-font-size"><strong>Radyo Günleri</strong></p>



<p class="has-medium-font-size"><strong>Ümit Tunçağ</strong></p>



<p><em>tuncagu@gmail.com</em></p>
</div></div>



<p></p>



<p>1976 yılı&#8230;
TRT Ankara Radyosunda bir sonraki yılın koordinasyon (tüm radyolardaki yayın
akışı belirlenmesi) toplantısı yapılıyor. Genelde müzik programlarının olduğu
TRT-3 yayınının akışı oy birliği ile saptanmış, bir başka masada TRT-1 yayını
konuşuluyor. Ben oraya geçiyor ve herkesi şaşırtan teklifimi söylüyorum: “Her
Cuma, saat 23.00 haberlerinden sonra, 01.00’e kadar ünlü konukların katılacağı
bir &nbsp;‘Canlı Yayın’ yapmak istiyorum!”. Hemen
itirazlar yükseliyor. Biri “Ümit, o saatte tek kanallı TRT Televizyonunda
haftanın TEK sinema filmi oynuyor. Kimse seni dinlemez” diyor. Bir başkası,
“Bant yayını yap. O saatte kim gelecek ki konuk olarak İzmir’deki stüdyona?
Orası İstanbul değil ki!” diye ekliyor. “Hayır,” diyorum; “Göreceksiniz herkes
bizi dinleyecek. Düşünün her zaman söylemez miyiz? Radyo arkadaştır. Gece
çalışanları var. Onlar bizi dinlerler.” </p>



<p>Tüm
itirazlara rağmen kabul ediliyor teklifim&#8230; Cumartesi günü de aynı saatlerde Ünar
Uzmen ve Nejat Çetinok İstanbul’dan bant yayını yapacaklar.</p>



<p>Ve 1977
yılının ilk Cuma günü, mesai arkadaşım sevgili Tülay İlter ile “Tatil Gecesi”
programına başlıyoruz. Birinci bölüm, yani 23.10 – 24.00 arası bir, 00.01-01.00
arası da bir başka sanatçı ya da tanınmış kişiyi konuk etmeye başlıyoruz
İzmir’de. Bunları anlatmamın nedeni, programımızın en yoğun 4 haftasının Fuar
zamanına rastlaması&#8230; O yıllarda, 20 Ağustos – 20 Eylül tarihleri arasında açık
olan İzmir Uluslararası Fuarı, Türkiye’nin en ünlü sanatçılarının çeşitli
konser mekânlarında sahne aldığı süreyi kapsardı. Biz de Tülay’la birlikte
programa konuk edecek sanatçıların avına çıkardık… Bu dört hafta içinde, ilk
bölümde iki, ikinci bölümde de iki olmak üzere dört konuk ağırlardık. Şimdi
gelelim bu ünlü sanatçılardan bir ikisi ile radyo yayınında yaşadıklarıma&#8230;</p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/nejat-uygur-trt-radyo-gunleri-umit-tuncag-megaplus-36.sayi_.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="660" height="986" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/nejat-uygur-trt-radyo-gunleri-umit-tuncag-megaplus-36.sayi_.jpg" alt="Nejat uygur, TRT Radyo günleri, Ümit Tunçağ, Megaplus dergisi 36. sayı" class="wp-image-2782" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/nejat-uygur-trt-radyo-gunleri-umit-tuncag-megaplus-36.sayi_.jpg 660w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/nejat-uygur-trt-radyo-gunleri-umit-tuncag-megaplus-36.sayi_-201x300.jpg 201w" sizes="auto, (max-width: 660px) 100vw, 660px" /></a><figcaption>Nejat Uygur</figcaption></figure>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Tam bir sanatçı; Nejat Uygur</strong></h2>



<p>Türkiye’nin unutulmaz
komedyeni ve tiyatrocusu <strong>Nejat Uygur</strong>,
benim davetimi kabul etmiş ve Senar bahçesindeki (şimdi önünde Uygur’un heykeli
var) oyununu bitirip, terli terli katılmıştı “Tatil Gecesi”ne… Bizleri de
şaşırtan bir sürprizi vardı sevgili Nejat Usta’nın… Geldiğinde elinde saksafon
kutusu vardı. Ne yapacak diye merak ederken, bu kez de cebinden bir mızıka
çıkardı. Biz konuklarımızla konuşmalarımızı 3-4 dakika ile sınırlar, sonra bir
nefes molası verip sevdikleri türde parçalar çalarız. Bunu İstanbul
radyosundaki deneyimlerinden çok iyi bilen usta sanatçı, müzik bölümlerini
kendi doldurmak istemiş. Sanat yaşamını anlattığı birkaç dakikadan sonra aldı
mızıkasını ağzına ve nefis güzel bir parça çaldı. Sonra yine sürdürdük
söyleşimizi. Karikatür ve resim sanatı üzerine sorularımı yanıtladı ve
konuşmamızı kutusundan çıkardığı tenor saksafonu ile sonlandırdı. İlginç bir
yayındı Fuar zamanı.</p>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Koşullara rağmen kaliteli program</strong></h2>



<p>Bir başka sanatçı
ile olan anımı sizlerle paylaşmadan, bir konuyu (sizlere de ilginç geleceğine
inandığım) anlatmadan geçemeyeceğim. Bizim TRT İzmir Radyomuz, Manolya
Bahçesi’nin tam yanında konuşlanmıştı. Fuar zamanı sahneye çıkan tüm
sanatçıların ekolu canhıraş sesleri, bizim tahta barakalı ve biraz da eften püften
stüdyomuzdan çok net duyulurdu. Bazen öyle anlar olurdu ki, artık stüdyoda
konuşmalarımızdan çok, dışarıdaki Manolya bahçesinden gelen sesler daha fazla
duyulurdu. Tülay’ı bu gibi durumlarda, yan taraftaki bahçeye yollar, yöneticilerinden
rica minnet sesi biraz kısmalarını isterdik.</p>



<p>1977-1978
yıllarında her Cuma gecesi, tam iki yıl sürdürdük “Tatil Gecesi” programını…
Toplam 104 program, dile kolay… Ne bayram dinledik, ne yaz tatili. Öyle çok
dinlenen bir program oldu ki, TRT yönetimi, 1979 yılından itibaren haftanın beş
çalışma günü “<strong>Gecenin İçinden</strong>”
programlarını yayına koydu. Bir anlamda, bu hala devam eden programların “anası”
oldu bizim programımız…</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/oguz-aral-trt-radyo-gunleri-umit-tuncag-megaplus-36.sayi_.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="620" height="375" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/oguz-aral-trt-radyo-gunleri-umit-tuncag-megaplus-36.sayi_.jpg" alt="Oğuz Aral, TRT Radyo günleri, Ümit Tunçağ, Megaplus dergisi 36. sayı" class="wp-image-2784" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/oguz-aral-trt-radyo-gunleri-umit-tuncag-megaplus-36.sayi_.jpg 620w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/oguz-aral-trt-radyo-gunleri-umit-tuncag-megaplus-36.sayi_-300x181.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></a><figcaption>Oğuz Aral</figcaption></figure></div>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Oğuz Aral sürprizi</strong></h2>



<p>Yine Fuar
zamanı… Konuğum, bir zamanlar dünyanın en çok satan mizah dergisi MAD’ten
sonra, inanılmaz bir tiraja ulaşan GIRGIR dergisinin kurucusu ve yayın
yönetmeni <strong>Oğuz Aral</strong>. Oğuz abi, beni
çok severdi, tıpkı benim onu çok sevdiğim gibi… Fuar zamanı – nedenini
hatırlamıyorum – İzmir’deydi ve ben bu fırsatı kaçırmayarak onu da davet ettim
stüdyomuza… O da, bana bir sürpriz yaparak, elinde torbası içindeki bağlaması
ile geldi. Merak ettim ama hemen sormadım. Söyleşimize başladık. Gırgır
Dergisi’nin başarısını, çalışanlarını, dergiyi nasıl hazırladıklarını konuştuk.
Sıra tam müzik aramıza gelmişti ki, torbasından bağlamasını çıkardı ve “Ümit,
senin için güzel bir Ege türküsü çalacağım” dedi. Ben, Tülay ve teknisyen
arkadaşımız şaşkınlık içindeydik. İyi de, sesini ve sazını hiç duymadığımız
Oğuz Aral dinleyicilerimizi de bizler gibi şaşırtacak mıydı? Evet, sazının
tellerine ilk dokunuşu ve davudi sesiyle başladığı Ege türküsü, hepimizi
hayrete düşürmüştü. Bu kadar güzel olabilir miydi? Kendimizi o denli kaptırdık
ki, alkışlarla (genelde yapmayız) bitirdik bu güzel dakikaları…</p>



<p>Kimler
katılmadı ki, Fuar zamanı programımıza… Edip Akbayram, Erol Evgin, Saniye Can,
Ali Rıza Binboğa, Kamil Sönmez, İzzet Altınmeşe, Nükhet Duru, Erol Büyükburç ve
Cem Karaca, ilk aklıma gelenler… Bir tek sıkıntımız, programımızla aynı saatte
sahneye çıkan assolistleri yayınımıza konuk edemeyişimiz oldu.</p>



<p>Sevgiyle ve
her zaman radyoyla kalın…</p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/radyoda-fuar-zamani-2781">Radyo’da Fuar Zamanı</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/radyoda-fuar-zamani-2781/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ah Ne Günlerdi Onlar…</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/ah-ne-gunlerdi-onlar-2191</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/ah-ne-gunlerdi-onlar-2191#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MegaPlus]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jul 2019 06:40:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[35. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Radyo Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Tunçağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=2191</guid>

					<description><![CDATA[<p>Radyo Günleri Ümit Tunçağ tuncagu@gmail.com Ben Türkiye’de bir şeye çok inanıyorum. Resmi ve özel kurumlarda bazı zamanlarda öyle – birbirini tanımayan – insanlar bir araya gelir ki, yıllardır sürdürülmekte olan düzeni değiştirir ve bir anlamda “devir” yaratırlar. İşte, biz de öyle bir takımdık… 1967 yılında TRT İzmir Radyosu’nun “Hafif Batı Müziği prodüktörlüğü” için açtığı sınav, &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/ah-ne-gunlerdi-onlar-2191">Ah Ne Günlerdi Onlar…</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-media-text alignwide" style="grid-template-columns:25% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img loading="lazy" decoding="async" width="833" height="1024" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-833x1024.jpg" alt="Ümit Tunçağ radyo günleri, megaplus dergisi 35. sayı" class="wp-image-2192" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-833x1024.jpg 833w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-244x300.jpg 244w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-768x944.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 833px) 100vw, 833px" /></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p class="has-large-font-size"><strong>Radyo Günleri</strong></p>



<p class="has-medium-font-size"><strong>Ümit Tunçağ</strong></p>



<p><em>tuncagu@gmail.com</em></p>
</div></div>



<p></p>



<p>Ben Türkiye’de bir şeye
çok inanıyorum. Resmi ve özel kurumlarda bazı zamanlarda öyle – birbirini
tanımayan – insanlar bir araya gelir ki, yıllardır sürdürülmekte olan düzeni
değiştirir ve bir anlamda “devir” yaratırlar. İşte, biz de öyle bir takımdık…
1967 yılında TRT İzmir Radyosu’nun “Hafif Batı Müziği prodüktörlüğü” için
açtığı sınav, birbirini (benim Ali Kocatepe’yi tanımam dışında) daha önce
görmemiş 10’a yakın İzmirliyi bir araya getirdi. Temmuz’da açılan sınavı
kazanmış, Ağustos ve Eylül aylarında yoğun bir kurs/eğitim sürecinden geçmiş,
sonunda tekrar yapılan bir sınavla (bugünlerdeki işe alımlara ne de çok
benziyor değil mi?) TRT’nin radyo program yapımcıları olmuştuk.</p>



<p>Ben en küçükleri idim
ve TRT’nin sınavla prodüktörlük hakkını 19 yaşımda kazanmıştım. Bu arada
özellikle belirtmek isterim, bizi ilk ve son olarak, “lise mezunu ve dil bilen”
özelliklerimizle seçmişlerdi. Aramızda bir tek Akın Aksel, SBF mezunu olarak
kazanmıştı sınavı… Sonuç olarak, 19-21 yaş aralığında kişiler, İzmir’de
Türkiye’nin batı müziği politikasını “tayin etmek üzere” seçilmişti sanki… Bunu
o günlerde – herhalde gençliğimizden olsa gerek – hemen anlayamamıştık. Ama bir
iki yıl içinde tüm Türkiye’de, TRT İzmir Radyosunun “o muhteşem kadrosu” diye
anılır olmuştuk…</p>



<p>Aslında nedeni gayet
basitti. O günlere kadar TRT radyolarında popüler müziği, hem Türk hem de Batı
müziğini, üç önemli kişi (sonraki adıyla) Diskjokey yönlendiriyordu. Fecri
Ebcioğlu, Sezen Cumhur Önal ve Engin Arman… Yaşları bizlerden 10-15 yaş büyük
olan bu abilerimiz programlarında, Popüler müzikte daha çok Fransızca,
İtalyanca ve biraz da İngilizce parçalara yer verirken, Türk popüler müziğinde
genellikle sözlerini kendi yazdıkları yabancı parçaların Türkçe seslendirilmesine
yer veriyorlardı. Bizim servis şefimiz Bülend Özveren de özellikle Tom Jones,
Engelbert Humpendinck gibi günün İngiliz sanatçıları ve biraz da ABD liste
parçalarına yer veriyordu ve tabii ki onlardan daha güncel parçaları çalıyordu…</p>



<p>Biz devreye
girdiğimizde, sanki bir anda kendi içimizde bir sınıflandırma yaparak, birimiz
“Fransa’dan Müzik”, diğerimiz “İtalya’dan Müzik”, birimiz “Caz”, bir başkamız
(bunun Ali Kocatepe olduğunu anlamışsınızdır) “Türkçe parçalar” çalarken,
özellikle ben ve rahmetle andığım sevgili arkadaşım Reşat Nevruzlu, gençlerin
radyoda merakla beklediği Jimi Hendrix, Janis Joplin, Led Zeppelin, Deep
Purple, Uriah Heep gibi çağdaş ve güncel müziğin ilahlarını Türkiye
radyolarında “ilk kez” çalıyorduk. Bu çeşitlilik, o günlere kadar yalnızca
meraklıları tarafından evlerinde dinledikleri müziklerin, alenen Türkiye
Radyolarında çalınmaya başlamasını sağlıyordu. Doğal olarak kısa bir sürede bu
çeşitliliğimiz, İstanbul’da merkezleri bulunan dünyanın sayılı plak şirketi
temsilcilerinin de dikkatini çekti. Orada görev yapan sevgi ve saygıyla andığım
üç kişiyi de belirtmeden geçmek istemiyorum. Ergin Bener, Nino Varon ve Yeşil
Giresunlu&#8230; Onlar da bizim farklılığımızı anlayarak, Amerika, İngiltere,
Fransa ve İtalya’da piyasaya çıkan ve onlara ulaşan plakları, zaman geçirmeden,
hatta daha sonraları paketlerini açmadan bize yolluyor ve İzmir’de ilgi gören,
müzikçilerin tabiriyle, “listelere giren” plakları Türkiye’deki müzikseverlerin
beğenisine sunuyorlardı.</p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/Ali-Bulent-Hulya-Resat-Akin-umit-Renin-Sebla-trt-radyo-gunleri-megaplus-35.sayi-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="625" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/Ali-Bulent-Hulya-Resat-Akin-umit-Renin-Sebla-trt-radyo-gunleri-megaplus-35.sayi-1-1024x625.jpg" alt="Ümit Tunçağ radyo günleri, megaplus dergisi 35. sayı" class="wp-image-2194" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/Ali-Bulent-Hulya-Resat-Akin-umit-Renin-Sebla-trt-radyo-gunleri-megaplus-35.sayi-1-1024x625.jpg 1024w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/Ali-Bulent-Hulya-Resat-Akin-umit-Renin-Sebla-trt-radyo-gunleri-megaplus-35.sayi-1-300x183.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/Ali-Bulent-Hulya-Resat-Akin-umit-Renin-Sebla-trt-radyo-gunleri-megaplus-35.sayi-1-768x469.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/Ali-Bulent-Hulya-Resat-Akin-umit-Renin-Sebla-trt-radyo-gunleri-megaplus-35.sayi-1.jpg 1288w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a><figcaption>Soldan Sağa: Ali, Bülent Hülya, Reşat, Akın, Ümit, Renin, Sebla</figcaption></figure>



<p>Yalnızca biz miydik bu yeniliği
sürükleyen? Tabii ki hayır! Ankara’da İzzet Öz ve Yavuz Aydar, İstanbul’da da
Nejat Çetinok dostlarımız aynı gençlik rüzgarının önde gelen isimleri
oluyorlardı… Bu kadar ismi sayınca, şimdi diyeceksiniz ki, “Peki siz
kimlerdiniz?” Onu da yazımın sonuna bıraktım galiba… Servis şefimiz Bülend
Özveren, yapımcılar; Renin Faralyalı (Gül/Batıgün), Sebla Özkantarcı (Özveren),
Bülent Gül, Hülya Güngör (Tunçağ), Ali Kocatepe, Reşat Nevruzlu, Akın (Ajlan)
Aksel ve ben Ümit Tunçağ&#8230; Daha sonra aramıza katılan Ayşe Keresteci ve Tülay
İlter (Sunar)&#8230; Klasik batı müziği departmanını da boş geçmeyeyim. Servis Şefi
Şekür Ertüzün, yapımcılar; Meral İyriboz, Adnan Polge ve Neşe Ertüzün
(Bilginer)</p>



<p>İşte, böyle idi bir zamanların TRT İzmir
Radyosu’nun batı müziği “A Takımı”… Aaaah! Ne günlerdi onlar…</p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/ah-ne-gunlerdi-onlar-2191">Ah Ne Günlerdi Onlar…</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/ah-ne-gunlerdi-onlar-2191/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
