<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>31. Sayı | MegaPlus Dergisi</title>
	<atom:link href="https://megaplus.com.tr/etiket/31-sayi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://megaplus.com.tr</link>
	<description>Magazin, Aktüalite ve Yaşam Dergisi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Oct 2019 21:25:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/favicon.ico</url>
	<title>31. Sayı | MegaPlus Dergisi</title>
	<link>https://megaplus.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Musiki&#8217;nin Zarif Şefi: Gökçe ERİŞ</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/musikinin-zarif-sefi-gokce-eris-68</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/musikinin-zarif-sefi-gokce-eris-68#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Benan BİLEK]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Mar 2019 19:35:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[31. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Gökçe ERİŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=68</guid>

					<description><![CDATA[<p>Canım arkadaşımın Mine Gürel’in korist ve solist olduğu bir konserde gördüm onu ilk kez. Duruşuna hayran kaldım. Giyimine, koroyu yönetirken ki edasına, ellerine. Bir ara gözümü ayırmadan sadece onu izledim. Kolay değildi; karşısındaki koroda İzmir’in pek çok mevki sahibi ismi yer alıyordu. Pek çoğu da şeften yaşça büyük gözüküyordu ama herkeste inanılmaz bir saygı ve &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/musikinin-zarif-sefi-gokce-eris-68">Musiki’nin Zarif Şefi: Gökçe ERİŞ</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Canım
arkadaşımın Mine Gürel’in korist ve solist olduğu bir konserde gördüm onu ilk
kez. Duruşuna hayran kaldım. Giyimine, koroyu yönetirken ki edasına, ellerine.
Bir ara gözümü ayırmadan sadece onu izledim. Kolay değildi; karşısındaki koroda
İzmir’in pek çok mevki sahibi ismi yer alıyordu. Pek çoğu da şeften yaşça büyük
gözüküyordu ama herkeste inanılmaz bir saygı ve daha da önemlisi güven vardı.
Adı Gökçe Eriş’ti. </p>



<p>Konser
sonrası araştırdım Gökçe’yi. Deryaymış meğer. Müzik kariyerini okudukça
hayranlığım arttı. Sonra tanış olduk. Bir “Biz Bize Kız Muhabbeti”me konuk oldu
Alsancak’ta. Programda şarkı söylediğimiz bir yerde aniden kendisini sahneye
çağırdım. Kompleksiz, egosuz, kalktı ve benim neşeli kadınlar koromu yönetti. O
gün arkadaş olduk biz. Kendisini ve büyütmeye çalıştığı projelerini daha çok
kişi bilsin istedim.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img decoding="async" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/musikinin-zarif-şefi-gokce-eris-megaplus-dergisi-mart-2019-2.jpg" alt="Gökçe ERİŞ - Musiki'nin zarif şefi - Megaplus Dergisi - Mart 2019" class="wp-image-69" width="449" height="675" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/musikinin-zarif-şefi-gokce-eris-megaplus-dergisi-mart-2019-2.jpg 599w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/musikinin-zarif-şefi-gokce-eris-megaplus-dergisi-mart-2019-2-200x300.jpg 200w" sizes="(max-width: 449px) 100vw, 449px" /><figcaption> <br>Musiki&#8217;nin Zarif Şefi: Gökçe ERİŞ </figcaption></figure></div>



<p><strong><em>Öğrenme hiç bitmiyor değil mi Gökçe? Ve sen öğrenmeye doyamıyorsun…</em></strong></p>



<p>Devlet korosunu
kazandıktan sonra sürekli müzik içerisinde var olurken kendimde bir eksiklik
hissettim, daha ileri götürmeliyim dedim. Isparta Süleyman Demirel
Üniveritesi’nde İlahiyat Fakültesi’nde dini musikiye başladım. Çünkü müziğin
temeli dini musikiden geliyor aslında. Ben istedim ki dini musiki kısmıyla
ilgileneyim. O yönümü geliştirerek yaptığım işle birleştireyim. Şu an bitmek
üzere tez aşamasındayım. </p>



<p><strong><em>Son yıllarda seni çok heyecanlandıran müzikle terapi konusu var bir de…</em></strong></p>



<p>Aslında bu
Osmanlılar döneminde yapılmış bir çalışma. Edirne’de İmarethane var biliyorsun,
müzik ile ruhsal hastalıkların tedavisi gibi konularla ilgili. Arkadaşlarım
bununla ilgili bir dernek kurdu, ben de o derneğin kurucu üyelerindenim. Sağlık
Bakanlığı da bu tedaviyi onayladı. Bu tedaviyi sadece Tıp Fakültesi ve
Konservatuar mezunları yapabilecek. O belgeyi de aldık. Hastanelerde bu güzel
tedavi uygulanacak ama ne yazık ki ilaç firmaları pek müsaade etmek istemiyor.</p>



<p><strong><em>Uygulanmaya başladı mı?</em></strong></p>



<p>Türkiye’de ilk
kez bir özel hastanenin, Medical Park Hastanesi’nin kurduğu bir çocuk korosu
var. İsmi “Şifa Veren Sesler Çocuk Korosu”. Doğadaki bütün sesler şifalandırır
insanı ama çocuk sesleri, yani insanın en saf olan sesinden dinlediğimiz
geleneksel müziğimiz bize çok şey kazandırıyor. Yavaş yavaş cd’lerimiz dönüyor,
hastanenin sosyal medya kanallarında dönen bir sürü klibimiz var. Bu yıl
projenin üçüncü senesindeyiz ve artık markalaşmak üzereyiz. </p>



<p><strong><em>Çocuklar musikiye uyum sağlayabiliyor mu?</em></strong></p>



<p>Çocuklara verilen
emeğin boşa gitmediğini, sünger gibi benden bütün şarkıları çektiklerini
görebiliyorum. İki ders saatinde ben 3-4 tane eser geçiyorum. Bunların
içerisinde “Dök zülfünü meydana gel”, Dede Efendi’nin “Hüzündür Cihanı”, “Ey
Gülü Bağı Eda” , “Yine Bir Gülnihal” gibi eserler var. Bunları çocuklara vermek
benim için çok büyük bir keyif. Her yaş grubu ile çalışıyorum ama Adliye korosu
ve çocuklardan çok memnunum. </p>



<p><strong><em>Sanırım kimsesiz çocuklar da projenin içindeydi, öyle değil mi?</em></strong></p>



<p>Bu proje aslında
özel çocuklar ve kimsesiz çocuklar ile ilgiliydi. Yetiştirme yurtlarına giderek
tek tek çocukların seslerini dinledim. Tüm çocuklarla ilgilendim, bacağıma
sarılanlar, bırakma diyenler o kadar çoktu ki. Ama ne yazık ki o çocuklar
dezavantajlı oldukları için yetenekleri gelişmemiş, konuşmayı bile doğru düzgün
bilmiyorlar. Onların çok şeye ihtiyaçları var. Aralarından 3-4 tanesini
seçebildim. Sevgi Evleri’nden iki kardeş şu anda bizde öğrenci. 11 ile 14 yaş arasında
iki ayrı çocuğumuz daha var. Genel yaş skalamız 8-13 arasında. İleride de
kimsesiz çocuklar ile ilgili gerçekleştirmek istediğim projelerim var. </p>



<p>&nbsp;4 kimsesiz çocuğumuz şu anda bizden enstrüman dersleri alıyor nota solfeje başladılar. Haftada 2 saat dersimiz var daha çok ders yapma şansımız olsa bu çocuklar çok daha iyi şeyler başaracaklar. Henüz sadece kurs aşamasındayız. Şu ana kadar keman, ud, kanun, piyano, mandolin ve bağlama dersleri veriyoruz. Nota eğitimi veriyoruz. İlerleyen zamanlarda eminim ki daha da büyüyecek. Eğer hastane üniversite olursa üniversite bünyesinde bir ses okulu yani müzik okulu açmayı planlıyor. Böyle bir şey gerçekleşirse elimden geleni yapmak isterim. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/musikinin-zarif-şefi-gokce-eris-megaplus-dergisi-mart-2019-3.jpg" alt="Gökçe ERİŞ - Musiki'nin zarif şefi - Megaplus Dergisi - Mart 2019" class="wp-image-70" width="449" height="675" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/musikinin-zarif-şefi-gokce-eris-megaplus-dergisi-mart-2019-3.jpg 599w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/musikinin-zarif-şefi-gokce-eris-megaplus-dergisi-mart-2019-3-200x300.jpg 200w" sizes="auto, (max-width: 449px) 100vw, 449px" /><figcaption>Musiki&#8217;nin Zarif Şefi: Gökçe ERİŞ</figcaption></figure></div>



<p><strong><em>Kim nasıl bir katkı sağlayabilir bu projeye?</em></strong></p>



<p>Bizim istediğimiz
sosyal sorumluluk projelerinde çocukların yine çocuklara, çocuk onkolojisi
hastanelerine Ege Üniversitesi Hastanesi olabilir, Behçet Uz Hastanesi olabilir
konser düzenleyip (ki bu anlamda çalışmalarımız var, her an konsere hazırız)
bilet satışı yapmak ve çocuklarımıza ne sağlayabilirsek elimizden geleni
yapmak. Sesler ile şifa vermek istiyoruz. Ve sesimizle maddi olarak ne
yapabilirsek yapmaya hazırız. Aynı şekilde manevi olarak da yapılacak olan her
şeye hazırız. Medical Park da buna hazır. </p>



<p><strong><em>Herhangi bir konser ortamından kaçasın geldi mi hiç? Yok olmak istedin mi bir anda?</em></strong></p>



<p>Evet, misafir
solist sanatçı olarak davet edildiğim bir koroda yok olmak istedim. Kendi
yaptığım organizasyonlarda hiç yok olmak istemedim. Mine Gürel gibi yardımsever
arkadaşlarım olmadan önce davetiyesinden, kıyafetlere, sazların notalarından,
sahnenin süslenmesinden ve slaytlardan kısacası her şeyden ben
sorumluydum.&nbsp; Şimdi yardımcı ekip olduğu
için içim ferah.</p>



<p>Bana bazen “Hobin
var mı?” diye soruyorlar. Ben hobimi iş olarak yapıyorum. Hobimi meslek haline
getirdim. Doğada olmak, hayvanlarla olmak, sevdiğim insanlarla vakit geçirmek
bence yaşamdaki en güzel şey.</p>



<p><strong><em>Bana bir haftanın nasıl geçtiğini anlatır mısın?</em></strong></p>



<p>Pazartesi
akşamları saat 17.30’dan sonram boş, Salı, Çarşamba, Perşembe gece saat
21.00’lere kadar doluyum, Cuma günü her hangi bir aktivitem yoksa o günler de
boşum. Cumartesi ve Pazar çocuk korosu ile ilgileniyorum. Fırsat buldukça
arkadaşlarımla buluşmaya çalışıyorum. </p>



<p><strong><em>Projelerin var. Daha çok nerelerde duyurmak isterdin? Bu ülkede müzik yapmanın dezavantajları var mı?</em></strong></p>



<p>Aslında İzmir’de
olmak bir dezavantaj. İstanbul, sanat adına iyi olanı ön plana çıkarıp
alkışlamayı bilen bir memleket. Ama İzmir’den de iyi sanatçıların, iyi
projelerin, iyi seslerin çıktığını gösterebilecek bir ortam istiyorum.
Profesyonel olarak çalıştığım bir ekibim var. Onlarla unutulmaya yüz tutmuş
eski fasıllar, köçekçeler,&nbsp; Müzeyyen
Senar, Hamiyet Yüceses, Radife Erten, Sabite Turgülerman, Perihan Altındağ gibi
büyük sanatkarların seslendirdiği eserlerin aynı tarzda seslendirilişiyle
ortaya çıkarttığımız projelerim var. Bu projeleri duyurmak istiyorum ama
İzmir’den duyurmak istiyorum. İzmir’in buna sahip çıkmasını istiyorum. Şimdiye
kadar belki de beni tanıdığı için çocuklara verdiğim özveriyi bildiği için tek
destek veren Medical Park. Türkiye’de müziğe destek yok. Kültürün yapıtaşı
müzik. Burada doğan büyüyen bir sürü insan annesinden ninniyi Türk müziği
formunda dinliyor. Oluşturduğumuz şeyi ileriye aktarmak istiyorum. Benden
sonra, bizden sonra gelecek olan nesle bu nağmelerin ulaşması lazım. </p>



<p><strong><em>Titrediğin oluyor mu sahnede?</em></strong></p>



<p>Oluyor tabii ama
hiç belli etmediğimi söylüyorlar. </p>



<p><strong><em>Sahnede çok ciddi bir duruşun var ama gerçekte çok eğlencelisin sen…</em></strong></p>



<p>Aslında gülmeyi
çok seven, deliler gibi gülen biriyim. Bir o kadar da saf yönlerim var ama
dışarıdan çok soğuk görünüyormuşum öyle diyorlar. </p>



<p><strong><em>Hedef ne bundan sonra? </em></strong></p>



<p>Hayat beni bir
şekilde sürükledi, şeflik hedefim değildi mesela. </p>



<p><strong><em>Kaderci misin?</em></strong></p>



<p>Galiba biraz
öyleyim. </p>



<p><strong><em>Suyun akışına bırakıyorsun ama düzgün akması için de çok çalışıyorsun…</em></strong></p>



<p>Evet. Oldum olası
bana verilen görevi en iyi şekilde yapabilmek için uğraşırım.</p>



<p><strong><em>Kimi örnek alırsın?</em></strong></p>



<p>İlk devlet
korosuna girdiğim yıllarda İnci Çayırlı’ya çok özenmiştim. Onun şeflik
deneyimi, sanatının yanı sıra bir İstanbul hanımefendisi oluşu, duruşu, erkek
gibi olan yönleri vardır. Mesela benim de öyle erkek gibi olan yönlerim vardır.
</p>



<p><strong><em>Peki “öff ya” dediğin zamanlar oluyor mu?</em></strong></p>



<p>Şarkı söylemekten hiçbir zaman “öff ya” demedim. Benim için çevremdekiler “sabah görüyoruz elinde dosya var şarkı söylüyor, akşam görüyoruz yine elinde dosyasıyla şarkı söylüyor” diyorlar. Doğru, gerçekten sabahtan akşama kadar şarkı söylüyorum ama hiç sıkılmıyorum. Ama bu iş doğru yapılmadığında “öff ya” diyorum. Mutfağını bildiğim işlerin öylesine yapıldığını, insanların kandırıldıklarını görünce tahammül edemiyorum. Tüm samimiyetinle Biz Bize köşeme konuk olduğun için teşekkür ederim Sevgili Gökçe Eriş. Dokunduğun her projenin gerçekleşmesi ve yerine ulaşmasını diliyorum. </p>



<h2 class="wp-block-heading">Gökçe Eriş kimdir?</h2>



<p>• İzmir’in Kiraz ilçesinde doğdu. İlk, Orta ve Lise öğrenimini bu ilçede tamamladı. </p>



<p>• Lise yıllarında Ud Dersleri aldı ve aynı yıllarda Ödemiş Musiki Cemiyetinin çalışmalarına katıldı. </p>



<p>• Ege Üniversitesi Devlet Türk Mûsıkîsi Konservatuvarı Ses Eğitimi Bölümü’nü kazandı.</p>



<p>• Üniversite yıllarında TRT İzmir Radyosu Türk Sanat Müziği İstisnâ Akitli Ses Sanatçılığı sınavını kazanarak beş yıl TRT İzmir Radyosunda görev yaptı.</p>



<p>• Eğitimi esnasında; Ali Rıza AVNİ, Akın ÖZKAN, Onur AKDOĞU, Güldeniz EKMEN, Kutlu PAYASLI, Selim ÖZTAŞ, Toygun DİKMEN, Mustafa HOŞSU, Hale GÜR’den, Radyo da ise; Mülkiye TOPER, Avin ANIL, Turhan YALÇIN, Yılmaz YÜKSEL, Vefik ATAÇ, Nursal Ünsal BİRTEK’ten istifade etti.</p>



<p>• 1998 yılının Aralık ayında Kültür ve Turizm Bakanlığı EDİRNE Devlet Klasik Türk Müziği Topluluğunda yetişmiş sanatçı olarak göreve başlayan Gökçe ERİŞ, bir dönem EDİRNE’de görev yaptıktan sonra Kültür ve Turizm Bakanlığı İZMİR Devlet Klasik Türk Müziği Topluluğuna atandı.</p>



<p>• Aynı dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Tarihi ve Sanatları, Türk Din Mûsıkîsi Bölümünde Yüksek Lisans yaptı.</p>



<p>• Ses sanatçısı Gökçe Eriş görevine ilave olarak; TRT programlarında, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nı temsilen yurt içi ve yurt dışı birçok konserde solist olarak görev almıştır.</p>



<p>• “Kurtuluşu Aydınlatan Kadınlar” adlı proje çerçevesinde, bakanlık bünyesindeki sazende bayanlarla birlikte Üsküp, Kosova, Selanik, Bişkek’te, yine aynı proje ile Türkiye’nin dört bir yanında, proje dışında; Almanya, Tunus, İtalya, Washington ve Seattle’da, İspanya, Sicilya, Mısır ve Bosna Hersek’te düzenlenen turnelerde ve özel konserlerde solist olarak görev yapmıştır.</p>



<p>• Türkiye’de ilk kez kurulan Adalet Bakanlığına bağlı İzmir Adliyesi Türk Sanat Müziği Korosunun 13 senedir şefliğini yürüten Gökçe Eriş aynı zamanda, İzmirli Avukatlar Türk Müziği Korosu şefliğini yaparak, Türk Müziğinin doğru öğrenilmesi ve tanıtılması ile ilgili çalışmalarına titizlikle devam etmektedir.</p>



<p>• Özellikle çocuklara yönelik çalışmalarda; okullara gönüllü olarak konser düzenlenmesi, çocuklarımızın müziğimizi öğrenmesi ve rehabilite edilmesi hususunda oldukça çaba sarf etmektedir. “Eğitim ve Çocuklar” konulu projelerde gönüllü olarak verdiği salon konserleriyle çocuklarımıza ve geleceklerine sesiyle katkıda bulunmaktadır.</p>



<p>• 2017 yılında Türkiye’de ilk kez bir özel hastanenin sosyal sorumluluk projesi kapsamında kurulan “Şifa Veren Sesler Çocuk Korosu”nun Sanat Yönetmenliğini üstlenmiştir. Kimsesiz çocukların da aralarında bulunduğu koroda onların duygusal, ruhsal ve kişisel gelişimlerine katkıda bulunacak olan öz kültürümüz müziğimizi öğretmekte ve geleceğimizi şekillendiren gençler yetişmesinde yardımcı olmaktadır.</p>



<p>• Bunların yanı sıra; ülkemizde 2016 yılında Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanan “Müzikle Tedavi Derneği”nin kurucu üyelerindendir.</p>



<p>• Halen görevini Kültür ve Turizm Bakanlığı İZMİR Devlet Klasik Türk Müziği Korosunda ses sanatçısı olarak devam ettirmektedir.</p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/musikinin-zarif-sefi-gokce-eris-68">Musiki’nin Zarif Şefi: Gökçe ERİŞ</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/musikinin-zarif-sefi-gokce-eris-68/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadının Rengi Kırmızı</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/kadinin-rengi-kirmizi-58</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/kadinin-rengi-kirmizi-58#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Damla ÖZAL]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Mar 2019 19:03:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Moda]]></category>
		<category><![CDATA[31. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Damla ÖZAL]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=58</guid>

					<description><![CDATA[<p>Damla ÖZAL Megaplus Dergi Editörü damla@megaplus.com.tr Bu ay 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz. Kadını anlatan birçok rengin için içinden bizim seçtiğimiz renk; kırmızı. Dünyada modaya yön veren tasarımcıların kırmızı ile harikalar yarattığı da bir gerçek. Elie Saab’ın 2019 koleksiyonunda kırmızıyı fırfırlarla ve çiçek desenleriyle kullanması dikkat çekiyor. Sıklıkla tercih edilen hazır giyim markası Zara’nın &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/kadinin-rengi-kirmizi-58">Kadının Rengi Kırmızı</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-media-text alignwide" style="grid-template-columns:33% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img loading="lazy" decoding="async" width="813" height="1024" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/damla-ozal-megaplus-dergi-editoru-813x1024.jpg" alt="Damla Özal Megaplus Dergi Editörü" class="wp-image-3403" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/damla-ozal-megaplus-dergi-editoru-813x1024.jpg 813w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/damla-ozal-megaplus-dergi-editoru-238x300.jpg 238w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/damla-ozal-megaplus-dergi-editoru-768x968.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/10/damla-ozal-megaplus-dergi-editoru.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 813px) 100vw, 813px" /></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p style="font-size:32px"><strong>Damla ÖZAL</strong></p>



<p><strong>Megaplus Dergi Editörü</strong></p>



<p><strong>damla@megaplus.com.tr</strong></p>
</div></div>



<p>Bu ay 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyoruz. Kadını
anlatan birçok rengin için içinden bizim seçtiğimiz renk; kırmızı. Dünyada
modaya yön veren tasarımcıların kırmızı ile harikalar yarattığı da bir gerçek.
Elie Saab’ın 2019 koleksiyonunda kırmızıyı fırfırlarla ve çiçek desenleriyle
kullanması dikkat çekiyor. Sıklıkla tercih edilen hazır giyim markası Zara’nın
yeni sezonunda da kırmızı takımlar ve elbiseler göz kamaştırıyor. Kırmızıyı
kıyafetinizde tercih ederek bütünlükte dikkat çekebileceğiniz gibi, kırmızı ruj
ile makyajınızı taçlandırabilir ya da kırmızı çanta ya da ayakkabı ile ilgiyi
bir noktada toplayabilirsiniz. Kırmızıyı nasıl kullanacağınız size kalmış ama
bu ay mutlaka bu rengi üzerinizde taşıyarak güçlü kadına dikkat çeken kırmızıya
bir şans verin.</p>



<ul class="wp-block-gallery columns-3 is-cropped wp-block-gallery-2 is-layout-flex wp-block-gallery-is-layout-flex"><li class="blocks-gallery-item"><figure><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kadinin-rengi-kirmizi-megaplus-dergi-2.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="900" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kadinin-rengi-kirmizi-megaplus-dergi-2.jpg" alt="Kadının Rengi kırmızı - Damla Özal - Megaplus Dergisi - Mart 2019" data-id="62" data-link="https://megaplus.com.tr/?attachment_id=62" class="wp-image-62" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kadinin-rengi-kirmizi-megaplus-dergi-2.jpg 600w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kadinin-rengi-kirmizi-megaplus-dergi-2-200x300.jpg 200w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></a></figure></li><li class="blocks-gallery-item"><figure><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kadinin-rengi-kirmizi-megaplus-dergi-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="600" height="900" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kadinin-rengi-kirmizi-megaplus-dergi-3.jpg" alt="Kadının Rengi kırmızı - Damla Özal - Megaplus Dergisi - Mart 2019" data-id="63" data-link="https://megaplus.com.tr/?attachment_id=63" class="wp-image-63" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kadinin-rengi-kirmizi-megaplus-dergi-3.jpg 600w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kadinin-rengi-kirmizi-megaplus-dergi-3-200x300.jpg 200w" sizes="auto, (max-width: 600px) 100vw, 600px" /></a></figure></li><li class="blocks-gallery-item"><figure><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kadinin-rengi-kirmizi-megaplus-dergi-4.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="560" height="713" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kadinin-rengi-kirmizi-megaplus-dergi-4.jpg" alt="Kadının Rengi kırmızı - Damla Özal - Megaplus Dergisi - Mart 2019" data-id="64" data-link="https://megaplus.com.tr/?attachment_id=64" class="wp-image-64" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kadinin-rengi-kirmizi-megaplus-dergi-4.jpg 560w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kadinin-rengi-kirmizi-megaplus-dergi-4-236x300.jpg 236w" sizes="auto, (max-width: 560px) 100vw, 560px" /></a></figure></li><li class="blocks-gallery-item"><figure><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kadinin-rengi-kirmizi-megaplus-dergi-5.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="584" height="511" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kadinin-rengi-kirmizi-megaplus-dergi-5.jpg" alt="Kadının Rengi kırmızı - Damla Özal - Megaplus Dergisi - Mart 2019" data-id="65" data-link="https://megaplus.com.tr/?attachment_id=65" class="wp-image-65" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kadinin-rengi-kirmizi-megaplus-dergi-5.jpg 584w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kadinin-rengi-kirmizi-megaplus-dergi-5-300x263.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 584px) 100vw, 584px" /></a></figure></li><li class="blocks-gallery-item"><figure><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kadinin-rengi-kirmizi-megaplus-dergi-6.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="615" height="750" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kadinin-rengi-kirmizi-megaplus-dergi-6.jpg" alt="Kadının Rengi kırmızı - Damla Özal - Megaplus Dergisi - Mart 2019" data-id="66" data-link="https://megaplus.com.tr/?attachment_id=66" class="wp-image-66" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kadinin-rengi-kirmizi-megaplus-dergi-6.jpg 615w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kadinin-rengi-kirmizi-megaplus-dergi-6-246x300.jpg 246w" sizes="auto, (max-width: 615px) 100vw, 615px" /></a></figure></li></ul>The post <a href="https://megaplus.com.tr/kadinin-rengi-kirmizi-58">Kadının Rengi Kırmızı</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/kadinin-rengi-kirmizi-58/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÖZEL RÖPORTAJ: RENAN BİLEK</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/ozel-roportaj-renan-bilek-121</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/ozel-roportaj-renan-bilek-121#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MegaPlus]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Mar 2019 12:47:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[31. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Dizi]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=121</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Öyle Bir Geçer Zaman Ki” dizisinin “Her Eve Lazım Süleyman”ı, “Doksanlar”ın Bekir’i”, “Yeşil Deniz”in Belediye Başkanı Hilmi’si”, “Yeni Gelin”in babası Kamil’i Renan Bilek… Sadece oyunculuğu ile değil yaptığı müzik projeleriyle de sevilen Renan Bilek… Bir dönem İzmir’de, hatta Karşıyaka’da yaşayan, Galatasaray Liseli, Beşiktaş doğumlu ve gönüllü sevgili Renan Bilek, 15 Nisan akşamı ARANJMANLAR anlatılı konseriyle &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/ozel-roportaj-renan-bilek-121">ÖZEL RÖPORTAJ: RENAN BİLEK</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“<strong>Öyle Bir Geçer Zaman Ki</strong>” dizisinin “<strong>Her Eve Lazım Süleyman</strong>”ı, “<strong>Doksanlar</strong>”ın <strong>Bekir’i</strong>”, “<strong>Yeşil Deniz</strong>”in Belediye Başkanı Hilmi’si”, “<strong>Yeni Gelin</strong>”in babası Kamil’i <strong><em>Renan Bilek</em></strong>… Sadece oyunculuğu ile değil yaptığı müzik projeleriyle de sevilen Renan Bilek… Bir dönem İzmir’de, hatta Karşıyaka’da yaşayan, Galatasaray Liseli, Beşiktaş doğumlu ve gönüllü sevgili Renan Bilek, 15 Nisan akşamı ARANJMANLAR anlatılı konseriyle Bostanlı Suat Taşer Konser Salonu’nda sevenleriyle buluşacak. Karşıyaka Belediyesi ve Liyakat Derneği’nin destekleriyle gerçekleşecek geceyi müzikseverler heyecanla bekliyor.</p>



<p>Biz de <strong>MegaPlus</strong> olarak bu sayı sanatçıyı Adana’da ziyaret ettik. Dizi çalışmaları nedeniyle uzun süredir Adana’da yaşayan Renan Bilek’in neşeli ve doyurucu sohbetini özlemişiz gerçekten. Mart sayımızın “Kadın” konseptini Renan’ın dizi karakterleriyle paralel kurgulayarak başladık muhabbete.</p>



<p><strong><em>Uzun yıllar müzisyenlik ve oyunculuk yaptıktan sonra “Öyle Bir Geçer Zaman Ki” dizisindeki Süleyman rolüyle özellikle kadınların ve ailelerin hafızasında yer almana sebep olan iyi kalpli ve haksızlığa uğrayan bir kadının hapishanede gördüğü şiddetin kötü kadınlara cezasını veren kahramanı oldun sen.</em></strong></p>



<p>Emir demiri keser, Soner öyle istemişti. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" width="250" height="175" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/renan-bilek-oyle-bir-gecer-zaman-ki.jpg" alt="Öyle bir geçer zaman ki - Süleyman:Renan BİLEK - Özel Röportaj - Megaplus Dergisi - Mart 2019" class="wp-image-125"/><figcaption>Renan BİLEK &#8211; Öyle Bir Geçer Zaman Ki Dizisinde &#8220;Süleyman&#8221; Rolünde</figcaption></figure></div>



<p><strong><em>Cemile’yi kurtaran adam, Süpermen rolüne girdin.</em></strong></p>



<p>Cemile’nin çalınan alyansını kurtardık. Özellikle o
dizide küçük parantez içi değerler vardı. Orada önemli olan altının çalınması
değil alyansının çalınmasıydı. </p>



<p><strong><em>Ezilen kadının yanındaydın…</em></strong></p>



<p>“En iyi kötü olarak” anılıyordum bir dönem. </p>



<p><strong>Sonra o kötü adammış gibi başlayan Süleyman kulak memesi kıvamına geldi.</strong></p>



<p>Doğru, üçüncü sezon Aylin öldü ama çocuğu kaldı, Soner bunalıma girdi, o çocuk ortada kaldı. Birinin idare etmesi lazımdı. Cemile ile biz idare ederken bir anda ben çocuk bakıcılığına terfii ettim. Hatta şöyle bir şey oldu, bir gün bir sahne var, ortalık gergin falan, benim de gerginleşmem gerekiyor. Gerilemedim bir türlü. Yönetmenimiz Zeynep Günay Tan hiç memnun değil, tekrar tekrar çekti. “Renan, olmuyor,&nbsp; daha önceki o aradığım Süleyman yok, gözünden ateş çıkardı senin” dedi. “Zeynep, bir sezondur çocuk bakıyorum ben, yumuşadım” dedim. Güldük falan küçük bir ara verdik. Biraz hafızamızı tazeleyip tekrar çektik.&nbsp; </p>



<p><strong><em>ÖBGZ’den sonra hep benzer rol teklifleri gelmişti değil mi? Süleyman pek sevildi.</em></strong></p>



<p>O yüzden ailenizin Süleyman’ı gibi oldum,&nbsp; sonrasında da sadece Süleyman değil Hulusi Kentmen tarzında roller gelmeye başladı hep. Halbuki Süleyman karakteri bakıldığında ciddi tabanca kullanan, her yerde tanıdığı bağlantısı olan biri. Sonradan çok aileden biri gibi bir karaktere döndü ve kötü adam değil de, o eski özlenen kabadayılar, külhanbeyleri gibi, mahallenin ağabeyi gibi oldu. Haksızlığa direnen biri olarak kaldı hafızalarda. Allahtan dizi erken bitti de yaşlılığını görmedik. Ama bugün yayınlansa aynı tepkiyi alamazsın; her işin bir dönemi var. Bugün Çemberimde Gül Oya’yı da koysan aynı tepkiyi alamazsın. Hatta şu dönemde Öyle Bir Geçer Zaman Ki ya da Çemberimde Gül Oya’yı yayınlayacak kanal da bulamazsın. </p>



<p><strong><em>Her bölüm ne kadar yoğun oluyordu…</em></strong></p>



<p>Seyretmeyen biri bu haftaki bölümde ne olduğunu sorduğunda anlatması çok zordu. Tamam bir ana hikaye var ama çok fazla da yan akslar var. Ana hikayenin dışında dört tane çocuk var, her birinin kendi hayatı, onların hayatlarına girenlerin kurguları var. Bu anlamda çok güzel bir hikayeydi. Bu da Coşkun Irmak’ın büyük başarısı. O drama yapısını kurmak kolay değil. Her şey beklentiyi karşılıyordu ve hepsi farklı bir neden sonuç ilişkisi içerisindeydi. Şimdilerde daha ilginç kurgular yapmaya çalışıyorlar ama o zamanki şeyler artık yok. Algılar değişiyor, 8 sene geçmiş o dizinin üstünden.</p>



<p><strong><em>Sekiz sene geçmiş ama hala hatırlanıyor olmak çok önemli…</em></strong></p>



<p>Çok büyük bir ekip işiydi. Yazar yazıyor, yönetmen de çok
güzel çekiyor böyle olunca yazar “vay be bunu da çektiler” diyerek daha da
coşuyor yazarken. Bunların hepsinin altında da uygulayıcı yapımcı var. Mesela
öyle bir sahne vardı ki, tekne yakıldı, sahnenin maliyeti benim haftalık
ücretimden yüksekti. “Ülen bir tekne olamadık” diye espri yapıyordum o
zamanlarda. Pahalı işti ama değdi de. Her on kişiden yedisi seyrediyordu.
Asmalı Konak’ın final reytingi dışında bütün rekorları kırmıştı o dizi.
Dolayısıyla yatırırsan alırsın ama bu yatırımı doğru yaparsan alırsın. Şimdi
hakikaten çok uyduruk yatırımlar var. Herkesi bir çuvala sokmayayım ama
yapımcılıktan bihaber yapımcılar, prodüksiyon yapmaktan bihaber prodüktörler,
oyunculuktan bihaber oyuncular var. Oyuncu olmak için konservatuardan mezun
olmak yetmiyor. Tiyatro ile dizi, reklam ya da film işi farklı, bunların içinde
kurgu var. Kurguya girince bütün her şeyi değişik gösterebilirsin. Mesela
oynarken şüpheye düştüğün şeyler olabiliyor kurgudan sonra bir bakıyorsun ne
kadar güzel olmuş diyebiliyorsun. Dizi parça parça çekildiğinden
anlayamıyorsun.</p>



<p>Tiyatro öyle değil ki; baştan sona akıyor, başlıyor ve bitiyor. Düşünsene bir film çekiyorsun üçümüz barda buluşmuşuz ve ben bir anı anlatmaya başlıyorum, bir daha o barı sadece finalde görüyoruz. Şimdi kendi açınızdan düşünün benimle ilk buluşmanız bu olayları bilmiyor haliniz, ikincisinde ise filmin son planında her şeyi biliyor haliniz. Bu ikisi arasında çok ciddi oyunculuk farkı var. Ve arasında da 115 dakika var mesela. Ama o mekânda aynı zamanda o iki oyunculuğu sergilemek zorundasın. Senaryoya çok hâkim olman lazım, neler yaşanmış bilmen lazım, diyalogları hatırlaman lazım ve ona göre iki ayrı oyunculuğu sergileyebilmen lazım. Finalde her şeye vakıf ve her şeyi dinlemiş gibi bakmak ve oynamak zorundasın. Kısacası 115 dakikayı içmiş olarak bir sonraki sahneyi oynaman gerekiyor. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/ozel-roportaj-renan-bilek-megaplus-dergisi-mart-2019-2.jpg" alt="Renan BİLEK - Özel Röportaj - Megaplus Dergisi - Mart 2019" class="wp-image-123" width="450" height="675" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/ozel-roportaj-renan-bilek-megaplus-dergisi-mart-2019-2.jpg 600w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/ozel-roportaj-renan-bilek-megaplus-dergisi-mart-2019-2-200x300.jpg 200w" sizes="auto, (max-width: 450px) 100vw, 450px" /></figure></div>



<p><strong><em>Film ve tiyatro arasındaki en büyük fark da burada galiba…</em></strong></p>



<p>En büyük hayali ve sahte ortamı kurarak en gerçeği anlatan şeydir sinema. Tiyatro da gerçeği gösterirken en büyük hayali sunandır bence. Çünkü orada zaman aşımı yapamazsın, mekanı değiştiremezsin sahnedir yani en fazla dekoru değiştirirsin. Sinemada öyle değil ama bunu da gören büyük resmi görüp yöneten yönetmendir. Sen ne kadar vakıf olursan ol o büyük resmi yönetmen taşır. </p>



<p><strong><em>Bu projeden sonra 90’lar teklifini kabul ettin. Devlet memuru Bekir rolündeydin o da cici bir aile babasıydı. Ailesini eşini önemseyen bir karakterdin. Böyle mi çizildi, böyle mi oynadın?</em></strong></p>



<p>Bunlar çok iç içe şeyler. Evet, böyle çizildi ama bakarsan abim rolünü oynayan Deniz Oral’ın karakteri de aileye düşkündü genel olarak tüm karakterlerde bir aile anlayışı vardı. Zaten o bir aile dizisiydi, 90’ların mahalle dizisiydi. Ailevi değerler vardı, aramızdaki fark yaklaşım farkıydı. Bekir de karısının çalışmasını istemeyen bir erkekti. Karısının çalışmasını bir güçsüzlük olarak görüyordu, ben aileme bakamıyor muyum ki karım çalışacak diye düşünüyordu. Aynı düşünce Deniz Oral’ın rolünde de vardı, o da istemiyordu, o yüzden git derneklerde çalış diyordu. Yazılan öyleydi ama birebir oyunculuk içerisinde karşındakiyle o frekansı yakaladıktan sonra verdiğin anlam, değer seyirci tarafından daha çok algılanıyor. Aslında biraz oturttuğun karakter ile ilgili. Yani değerlerine sadık, sahip devlet memuru devletin de değişimine itiraz eden klasik adamın evde karısına davranışıyla farkında olmadan ideolojik bir değişim farklılığı aslında. Baktığın zaman sana gelen senaryoda bunlar yazmaz bunun içini sen doldurursun. Eğer yazar da izliyorsa yazdığı şeyi ki izlemeyen çok var… Hele ki çoklu yazar varsa orada nasıl çalışıldığı önemli. Örneğin 4 yazar bir masanın etrafında konuları belirleyip yazıyorsa tamam ama görev dağılımı yapmak adına birinci bölümü sen, ikinci bölümü öteki, üçüncü bölümü bir diğeri yazdığında devamlılık birliği olmuyor. Bu durumda titiz bir oyucu olarak bunun kavgasını vermeye başlıyor insan hiçbir zorunluluğu yokken. Çünkü seyirci senden hesabını sorabiliyor. </p>



<p><strong><em>Senaryoyu okurken devamlılık birliği görmediğin tekstler oluyordur…</em></strong></p>



<p>Çok örnek vermek istemiyorum aslında ama mesela bir sahnede gitar çalıyorsun ve üniversitedeyken öğrendim diyorsun, sonra aynı dizide başka bir sahnede senin yüzünden üniversite okuyamadım diyorsun ağabeyine. Bu durumda ikisinden birinde yalan söylüyorum, hangisinde yalan söylüyorum yani? Bir süre sonra kendi içinde ben bununla uğraşmalı mıyım tartışması yaşıyorsun. Ya da ben bununla uğraşacaksam senarist ne işe yarar o zaman niye para kazanıyor? Makyöz, ışıkçı, reji asistanı deli gibi çalışıyor ama yazar hiçbir şeye dikkat etmiyor. Şansım ya da tercihim olabilir. Mesela bu anlattığım işin yapımcısı çok titiz bir adamdı ve olaydan bahsettiğimde elinden geleni yapmaya çalıştı. Böyle insanlar da bulunuyor. </p>



<p><strong><em>Sonraki dizi Yeşil Deniz’di. Türkiye’de en yaygın izlenen kanalın neşelendiren dizisiydi hem de Ege’nin şirin bir yerinde. Birgi’ye de çok büyük katkınız oldu dizi ve ekip olarak.</em></strong></p>



<p>Minicik bir katkımız olduysa bile çok mutlu
olurum, çünkü çok özel ve çok güzel bir yer. Diziden sonra oraya yatırım yapan
yerleşen dostlarımız oldu. Birgi’de hala görüştüğüm dostlarım var. Oranın
kültür şenliği olduğunda falan hala haberleşiriz, yoğunluğumdan dolayı
gidemiyorum ama hala bağımız devam ediyor. </p>



<p><strong><em>Orada Belediye Başkanını oynuyordun sen, şimdi gitsen yine belediye başkanı gibi karşılanırsın.</em></strong></p>



<p>Birgi’yi bırak İzmir’de belediye başkanı sananlar oldu. Havalimanı’ndayım, İzmir’de Ödemiş’e gideceğiz, o esnada acele ediyoruz ekiple, “Özür dilerim acelemiz var” diyorum, karşımdaki “Rica ederim, buyurun başkanım, yolu tıkamayın yeter” falan diyor. Birgi Belediye Başkanı vardı Cumhur ağabey, bence o bile İzmir’de bu kadar teveccühe rastlamamıştır. Çok seviyordum Birgi’yi hala da çok severim. </p>



<p><strong><em>Nasıl bir projeydi Yeşil Deniz?</em></strong></p>



<p>Bir ara hakkımda “Adam bir türlü günümüze gelemedi, Öyle Bir Geçer Zaman Ki’de 70’ler, sonra 90’lar, Yeşil Deniz’de de yine 90’ların köy versiyonu” diyorlardı. Hakikaten Yeşil Deniz’de 90’ların o değişiminin köyde yaşayanlara yansımasıydı. 90’lar dizisi şehirdeki yansımayı gösterirken, Yeşil Deniz de aynı dönemin köydeki yansımalarını ekrana taşıyordu. Değerlerin değiştiği bir dönemde bu değerlere ayak uydurmaya çalışan dar alanlı bir yaşam tarzı sürenlerin hikayesiydi. Kabuğu yıkmaya çalışıyorlar ama kabuk öyle tutucu bir kabuk ki, kendi değerleriyle yeni değerlerin çatışmasının bir ürünüydü. Köye yansımasında şehirdeki kadar keskin değildi ilişkiler hala iç içeydi. Orada bir belediye başkanı var; doktor ve idealist. Siyaseti sevmeyen bir doktor, biraz da iteklenmiş belediye başkanı olmaya. “Bir kere çalmakla bir şey olmaz, benim memurum işini bilir” denilen bir dönemde köyüne, kendi memleketine yardımcı olacak, köyünü kalkındıracak diye iteklemişler siyasete. Aslında siyaset adamı değil. Siyaseti hizmet olarak kullanmaya çalışan bir doktor. Fakat koltuğa oturduktan sonra ister istemez o da havaya giriyor. </p>



<p><strong><em>Biraz aksiyon dizileri gündemdeyken, dizi sezonunun da ortalarında Yeni Gelin çıktı ortaya. Hemen sevildi ama başlarda çok da eleştirildi.</em></strong></p>



<p>Türkiye’de bu kadar çok dizi seyredilirken,
yurtdışına da bu kadar dizimiz gönderilirken aslında Türk insanı dizi seyretme
kültürüne sahip değil. “Dizi” adı üzerinde bir seri, yani devamı gelecektir.
Bir sezon ortalama 40 bölümdür. Bunu da şöyle düşün Yeni Gelin’in mesela en
kısa süresi reklamsız 120 dakikaydı. Ki bunun 157 dakika verildiği zamanlar
oldu. Komedi dizisi veriyorsun, bir matematiği var; uzatamazsın, kısaltamazsın.
Kısaltırsan espri geçmez, uzatırsan çok yayılır ve espri bozulur. Ama kanal 150
dakika istiyor senden ve uzatmak zorunda kalıyorsun. 5 günde 150 dakikalık dizi
çekiyoruz, ki aynı sahne defalarca çekilir. Bir kişi aynı sahneyi en iyi
ihtimalle 4 kez oynar. </p>



<p>Adam 3 tane kadınla evli. Buna bir sürü
eleştiri getiriyorlar, tamam da senin yaşadığın ülke Ankara, İstanbul,
İzmir’den ibaret değil ki. Yani bunlar var olan hayatların yansımaları. Sonra
da buna teşvik ediyorsunuz diyorlar, ya dur bir bekle. </p>



<p>Tabii ki herkesin eleştiri hakkı var ama eleştirmeden önce bir bilgi al. 63 bölüm yayınlanmış mesela eleştirene soruyorum “kaç bölüm izledin” diye, “bir iki bölüm izledim” diyor. O öyle değil işte, bir iki bölümle bir şey anlayamazsın. Bir yandan da hayatın gerçekleri olduğu için karşılaştığımız bazı insanlar gelip benim hikâyemi anlatıyorsun diyorlar. Bunu diyen adamın da 3 karısı var mesela. </p>



<p><strong><em>Bu dizide de senin karakterin karısına çok değer veren ama kızı onun için çok özel olan Kamil. Kızı için çok fedakârlık yapan, şehir değiştiren, taşıyan bir karakterdi ki bu bize çok tanıdık geliyor. </em></strong></p>



<p>Ya aslında tesadüf mü bilmiyorum, ben ne yapımcının ne yönetmenin bunu düşünerek bana teklif ettiğini sanmıyorum. Ben de bunu düşünerek kabul etmiş değilim ama oyuncu aslında tüm malzemesini kullanarak karakteri oynar ya, o anlamda çok işime yaradı. Kızıma olan düşkünlüğüm karakteri daha iyi oturtmamı sağladı. Oyuncu olarak kızım değil oğlum olsaydı, dizide yine aynı başarıyı göstermem gerekirdi ve yapardım. </p>



<p><strong><em>Projeye çok çalışıyorsun değil mi?</em></strong></p>



<p>Tabii, ben rolüme çok çalışırım. Ben iyi bir
oyuncuyum, bu anlamda tevazu göstermem, çünkü çok çalışıyorum. Karakteri ortaya
çıkarana kadar çok çalışıyorum, çıkardıktan sonra zaten senden bir parça olmaya
başlıyor. </p>



<p>Komediyse çok cepten yediğim yerler oluyor,
çünkü benim kökenim komedi. Ben Ferhan Şensoy’un öğrencisiyim, Erol
Günaydın’la, Münir Özkul ile aynı sahneyi kullandım. Çok şey öğrendim ve yeri
geldiği zaman cebimden o kartı çıkarıp oynadım. </p>



<p><strong><em>Ya Olanlar Oldu filmi? Yeşil Deniz’den sonra mıydı?</em></strong></p>



<p>Evet sonrasındaydı. Olanlar Oldu vizyona girdikten sonra da Yeni Gelin başladı. Ben Olanlar Oldu filminin bana çok uğurlu geldiğine inanıyorum. </p>



<p><strong><em>Ortunç’un hayata bakış açısından dolayı olabilir. Özellikle dansla biten ritüel sahnesi biz gülmekten bitirdi sinemada. Adeta yaşadın o sahneyi.</em></strong></p>



<p>Ritüel yaşadım çünkü 1987’de 19 yaşındayken
meditasyon yapmaya başladım. Metafizik ve spiritüalizmle tanışmam da o zamanlar
oldu. Parapsikolojiyle de o zamandan beri ilgilenirim aslında. Biraz riskli
konulardır, kafayı sıyırmaya müsaittir, dolayısıyla mesafeli davranmayı tercih
ettim zaman içerisinde. Bir de gündelik hayattan da kopmak istemedim çünkü bu
insanı çok kaderci bir çizgiye götürür. Ben öyle olmamayı tercih ettim. Hala da
devam ederim. Bu konular çok kişiye ait tecrübelerdir. Tartışmalara çok girmem
ama hala çalışmalar yaparım parapsikoloji ile ilgili.&nbsp; Metafizik mesela benim için çok absürt bir
konu değildir. Çünkü fizik ötesidir, ben hayatı bilimin açıkladığı kadar
açıklarım. Metafizik fiziğin ötesidir benim için, ama ispatsız değildir; henüz
ispat edilememiştir. Bu çok bireysel bir tecrübedir. Hatta o kadar bireyseldir
ki benim yaşadığım tecrübeleri sen yaşasan aynı etkiyi alamayabilirsin. Sen
benim hiç önemsemeyeceğim bir şeyde acayip bir etki alabilirsin. Dolayısıyla
ben bu konuları severim, hala da ilgilenirim ama bu tip konular çok hassas
konulardır. Ancak benzer şeyleri yaşamış olan insanlar ile sohbet edebilirsin
ben de o sohbeti severim. </p>



<p>Bazı ortamlarda moderatör hoca ya da eğitimci bir verirken karşısındaki 3 etki alır. Benim o film ile buluşmam böyle bir ortamdan 2 gün sonraydı ve ben dağıldım. Çok gerçekti ama çok da dozundaydı. Sündürülmedi o sahne.</p>



<p><strong><em>Sen aslında müzisyensin ve oyunculuk deneyiminin aslında sahnede elimi ayağımı doğru yere koymalıyım hikâyesinden başladığını biliyorum. Aslında bir müzik adamısın, bestecisin, yorumcusun, dünyaya müzik penceresinden bakan bir adamsın. Ama Renan’ın hikayesi müzikle başlıyor değil mi?</em></strong></p>



<p>Ben Galatasaray Lisesi mezunuyum, lisede de
tiyatro yapıyordum aslında, aynı zamanda da müzik kulübündeydim, atletizm de
yapıyordum ve sakatlandım. İç hamstrik adalemde travmatik rüptür oldu. Atletizm
bireysel spor olduğu için çok sıkılıyor ve kaytarıyordum. Lifim zedelenmiş,
bacağım ağrıyor ama kimse inanmıyor bana. Hep kaytardığım için yalancı çoban
gibi oldum. Her neyse gittik doktora hakikaten lifim kopmak üzereymiş. Beden
hocam da aynı zamanda atletizm hocamdı. Ardından beden dersinden bile muaf
oldum ve rapor aldım. </p>



<p>O dönemde de sanatla ilgilenmeye ve
tiyatroya takılmaya başladım. Bir sürü arkadaşım Ferhan Şensoy’a gidiyordu ama
okulda da bir hiyerarşi var. Bizden üst sınıftakiler gidiyor, ben de gidip
ondan iyi bir oyuncu olacağım sonra okul da benden bunun acısını çıkaracak diye
ben gitmedim Ferhan ağabeye. </p>



<p>Ardından liseden mezun olduk bir ilan
gördüm. İstanbul Şehir Tiyatroları Ayla Algan, Beklan Algan, Erol Keskin
hocaları falan. Gittim sınav yaptılar kazananlar 90 kişi. Ama bu hocalarla hiç
çalışamadık, hep asistanları vardı. 2 buçuk ay kadar çalıştıktan sonra çok sıkıldım
ben kaçtım oradan. </p>



<p>Sonrasında Cem Karaca ile tanışıklık, onunla
çalışmalar falan derken, bir gün Ferhan ağabeyin sınav ilanını gördüm ve oraya
başvurdum. Lisede Timur Selçuk konseri seyretmiştik, ilk bölümde piyano ile
çalıp söylüyor, ikinci bölümde çalmadan söylüyor ama bir gariplik var rahatsız
yani. Sonra kendi ağzıyla dile getirdi “yıllardır piyano ile çalıp söylüyorum,
piyanosuz olunca elimi ayağımı nereye koyacağımı bilemiyorum” diye. E ben de
gitar çalıyorum, düşündüm ki adam doğru söylüyor. Biri benim elimden gitarı
alsa, ben de elimi ayağımı nereye koyacağımı şaşırırım. Bunu öğrenmem gerek
dedim ve onun için tiyatroya başladım. Ferhan ağabeyin yanına da gitarımla
başladım. Bence o da ilk başta beni oyuncu olarak değil, oyunların müziğini
yaptırırız diye düşünüyordu. Ama amatör grup olduğumuz için çok kaytaran
oluyordu, oyunda da 7 tane kız, 4 tane erkek var bir de ben varım. Herkesin
rolünü prova esnasında ben okuyordum; o kadar çok okudum ki artık hepsini
ezberledim. Gelmeyen olunca da onun yerine oynamaya başladım. Sonra Ferhan
ağabey bir gün benim için “buna da rol yazalım; müzik öğretmeni Necati Bey
olsun” dedi. 19 yaşındayım, ben bunu ciddiye aldım. Ferhan ağabeyden ses
çıkmayınca bir ay sonra onun oyununun içine ben rol yazdım kendime, koydum
zarfa Ferhan Ustaya gittim. Söyledim böyle böyle diye, tabii ciddiye almadı ve
“kendi oyununa yazarsın” dedi. Çok bozuldum. Ama şu an bende aynı şeyle
karşılaşsam bende aynı tepkiyi verirdim. </p>



<p>Nöbetçi tiyatro grubu ve eskilerden karıştırarak bir nöbetçi tiyatro grubu daha kurdu hoca. İlk turne yapan profesyonel olarak para kazandıran grup o gruptu. Bizim ekipten o kadroya bir tek beni aldı hoca. Turneye de gidelim gişe de açalım diye yapılan özel bir oyundu, güzel sonuç aldık. Ondan sonra ben oyunculuğu ciddiye almaya başladım. Rasim ağabeylerle çalışmaya başladım, TRT’ye geçtim falan derken, oyunculuk bir anda işim olmaya başladı. Ben de müziği artık “kendi müziğimi yapacağım” diye konumlandırdım. Çünkü belirli bir tarihe kadar pavyondan düğünlere kadar birçok yerde çaldım. Cem ağabey ile çalışırken, para kazanayım diye orkestrasına beni monte etti. </p>



<p><strong><em>Ya Aramızda Kalsın isimli tek kişilik gösterilerin?</em></strong></p>



<p>Öyle Bir Geçer Zaman Ki’yi çekerken hazır iyi bir ivme yakalamışken bir tiyatro grubu kurmak istedim. Ters Oyuncular diye bir ekip kurdum. Ferhan Şensoy’dan oyun alıp Rasim Özketin’in yönettiği bir şeyler yapmak istiyordum ilk oyunum için. Bazı sebeplerden dolayı olmadı. Ferhan ağabeyin oyuncularından Celal Belgil vardır, çok sevdiğim bir ağabeyimdir. Bir gün o geldi, “Sen zaten müzik yapıyorsun, kendin oynuyorsun, niye ekip kurmaya çalışıyorsun ki? Yapsana kendin bir şeyler” dedi.&nbsp; Aslında ben bunu daha önce yapmıştım, onun için de tekrar öyle bir şey düşünmüyordum. Ama sonra düşündüm birilerini toparlamak zor oluyor, riski var, dedim ki ben tek başıma yola çıkayım. Her şeyi kendime göre ayarlayayım, manevra kabiliyetim olsun. “Aramızda Kalsın” öyle ortaya çıktı. Kendi dünya görüşüm, anılarım, yaşadıklarım falan derken oradaki anlatıcı rolü hoşuma gitti. Rahmetli Metin Serezli de çok iteklemişti beni. </p>



<p><strong><em>Ve Ömrüm… Muhteşem bir projeydi Ömrüm…</em></strong></p>



<p>Soma faciasından sonra Eylem Pelit Cem
Karaca’nın hayatıyla ilgili bir şey yapma fikrini verdi bana. Cem Karaca ile
ilgili Ömrüm adındaki oyunu hazırladım. Çok özel bir çalışmaydı. Sırf onu
hazırlamak için şehir dışında görüşmelere gittiğim ve Cem ağabeyin hayatında
“vay be” dediğim şeyleri de öğrendiğim bir dönemdi. Sadece internet araştırması
ya da 3 tane kitap okumak da değildi. Almanya dönemine ait Türkiye’ye yerleşmiş
kimi insanları buldum. Arkada 4 kişilik sağlam bir orkestra her anlattığım
döneminden bir müzik yaparak, yaklaşık 3-3 buçuk saat süren Cem Karaca’yı
anlattığım güzel bir iş oldu. Ama bombaların patladığı, terör olaylarının
olduğu kötü bir döneme denk geldi, işin tadı kaçtı. Ortak yapım yaptığım
firmayla da anlaşamayınca 7 oyun yapıp bitti. Ben de onu bir gün tekrar yapmak
üzere kenara kaldırdım ki, hala niyetim var. Ama bunun için ya güçlü
prodüksiyonla girmek gerekiyor ya da küçük de olsa bir salonun olması gerek
150-200 kişiye oynayacaksın ama sürekli oynayacaksın. Tüm bunlar için de en
önemlisi benim zaman ayırabilmem gerek ama dizi olduğunda da zaman ayırmak
mümkün olmuyor. Sadece benim zamanım da değil arkada çalan 4 tane müzisyen var.
Hepsi de çok kıymetli müzisyenler ve onların programları da çok dolu; hepsi
ünlü sanatçılar ile çalışıyorlar. Dolayısıyla bu işi biraz askıya aldım.  </p>



<p><strong><em>Ve sıra geldi Aranjmanlar’a…</em></strong></p>



<p>Ömrüm’den sonra “70’ler” diye proje çıkarttım; Cem Karaca, Barış Manço, Edip Akbayram, Erkin Koray, 3 Hürel ve Fikret Kızılok şarkılarından olan bir programdı. Daha az anlatılı. Performans projesi. Orkestrayı bir araya getirmek zor oldu. Bu işlerle uğraşan menajer arkadaşım Ebru Karaca 70’leri pazarlamaya çalışırken, bana bir teklif geldi “akustik yapabilir miyiz” diye. Olmaz ki, 70’li yılların müziğini öyle çalamayız ama başka bir şey yapabiliriz dedim ve Aranjmanlar diye bir şey yaptım. </p>



<p><strong><em>Nedir Aranjmanlar?</em></strong></p>



<p>1960’lı yılların ortasında başlayan, yabancı şarkıların üzerine Türkçe söz yazılan şarkılar. Aranjmanlar, hem nostaljik olarak anılarımızı, çocukluğumuzdaki duyguları bize hatırlatıyor, hem de bu şarkı sadece bana ait değil ki, dünyanın bir yerinde bu şarkıyla beraber benim hissettiğim hisleri hisseden kim bilir kaç kişi var diye de düşündürüyor. Daha evrensel bir kucaklamayı da beraberinde getiriyor. Aynı şarkının hem Fransızcası, hem İngilizcesi, hem Türkçesi olduğu zaman dünyanın her yerinde insanlara aynı hisler ulaşıyor demektir. </p>



<p><strong><em>Sen Aranjmanlar’ı İzmir’de küçük bir gruba yapmıştın 2 yıl kadar önce. Yine aynı sene Balıkesir’de 1000 kişilik avluda TEV yararına Jale Bayraktar öncülüğünde bir ekiple, Rotary’nin de çok desteği oldu. Herkesin yüzünde hoş bir tebessümle şarkılara eşlik ettiğini ve 20 şarkıdan en az birine ilişkin bir anısının olduğunu gözlemledik. Tabii bunda senin anlatım yeteneğin, stand up becerin, oyuncu kişiliğinin çok önemi var. defalarca izlenesi bir anlatılı müzik ziyafeti.</em></strong></p>



<p>Şöyle bir şey de var 20 şarkı söylüyorsun,
ne kadar dikkatli dinlersen dinle takıldığın bir yer oluyor ve sen orada
kilitleniyorsun ve aslında kaçırdığın da bir sürü şey oluyor. Yani her
seferinde yeniden keşfedilecek bir şeyler var. </p>



<p>Benzer işi ben daha önce kulüplerde barlarda çalışırken de yapıyordum. Özel bir repertuarım vardı benim; Akdeniz müziği diyordum ben ona. Toto Cutugno’dan Gipsy Kings’e kadar şarkılar söylüyordum. Bir zamanlar İzmir gecelerine damga vurmuş Club Envélo’daki Cümle Alem’in müzikalitesinde benim çok baskın bir kimliğim vardı. Çıkış noktamız benim repertuarımdı, sonra ona göre eklemeler yaptık. İnsanlar ilk kez böyle geniş bir yelpazeyle karşılaşıyordu. Bir süre sonra dedik ki biz hep aynı şarkıları çalıyoruz, ama neden zaten biz belli türlerin en iyilerini seçiyoruz. </p>



<p><strong><em>Aranjmanlar’ı sahnede çalarken seyircinin katılımı sana geçiyor mu?</em></strong></p>



<p>Tabii ki benim de en sevdiğim şey bu zaten.
Seyircilerle birlikteyken dünyanın en güzel korosuyla birliktesin. Çok samimi
ve etkileyici bir şey. </p>



<p><strong><em>15 Nisan Pazartesi akşamı Bostanlı Suat Taşer Salonu’nda gerçekleşecek ARANJMANLAR konserini heyecanla bekliyoruz.</em></strong></p>



<p>Ben de sabırsızlıkla o tarihi bekliyor
olacağım. Uzun zamandır gitmediğim İzmir’e gitmek için güzel bir bahane olacak.
Buna aracı olduğunuz için Karşıyaka Belediyesi’ne, Lider Yaratıcı Katılımcılar
Derneği LİYAKAT’a, Sorella Events’e ve MegaPlus Dergisi’ne çok teşekkür
ediyorum. Konserde görüşmek üzere.</p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/ozel-roportaj-renan-bilek-121">ÖZEL RÖPORTAJ: RENAN BİLEK</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/ozel-roportaj-renan-bilek-121/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Birgün Gidicem: Şehre İtalyan asıllı Fransız lezzeti geldi</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/birgun-gidicem-sehre-italyan-asilli-fransiz-lezzeti-geldi-113</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/birgun-gidicem-sehre-italyan-asilli-fransiz-lezzeti-geldi-113#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MegaPlus]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Mar 2019 12:32:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yeme & İçme]]></category>
		<category><![CDATA[31. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Birgüngidicem]]></category>
		<category><![CDATA[Makaron]]></category>
		<category><![CDATA[Mekan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=113</guid>

					<description><![CDATA[<p>GEST REFİNED PATISSERIE Birgüngidicem Öznur VARDAR Instagram: @birgungidicem birgungidicem.com Gest Üretim&#160; Atölyesi, mutfak, atölye ve satış odaklı şehrin gizli köşesinde açılan, lezzet&#160; avcılarının yeni mekanı. &#160;Şef Emrah Şenday, Turizm Otelcilik mezunu. İlk iş deneyimi İzmir Hilton’da. Ardından Çeşme Sheraton ve Bodrum Rixos. Ve sonrasında kendini geliştirme kararı alıp yurt dışına çıkıp özellikle pasta ve tatlının &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/birgun-gidicem-sehre-italyan-asilli-fransiz-lezzeti-geldi-113">Birgün Gidicem: Şehre İtalyan asıllı Fransız lezzeti geldi</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 class="wp-block-heading">GEST REFİNED PATISSERIE</h2>



<div class="wp-block-media-text alignwide" style="grid-template-columns:21% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img loading="lazy" decoding="async" width="900" height="912" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/birgungidicem.png" alt="Birgüngidicem - Öznur VARDAR" class="wp-image-118" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/birgungidicem.png 900w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/birgungidicem-296x300.png 296w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/birgungidicem-768x778.png 768w" sizes="auto, (max-width: 900px) 100vw, 900px" /></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p class="has-large-font-size">Birgüngidicem</p>



<p><strong>Öznur VARDAR <br></strong><em><strong>Instagram: <a href="https://www.instagram.com/birgungidicem/">@birgungidicem</a>  </strong></em><br><strong><em><a href="http://www.birgungidicem.com/">birgungidicem.com</a></em></strong> </p>
</div></div>



<p>Gest Üretim&nbsp; Atölyesi, mutfak, atölye ve satış odaklı şehrin gizli köşesinde açılan, lezzet&nbsp; avcılarının yeni mekanı.</p>



<p>&nbsp;Şef Emrah Şenday, Turizm Otelcilik mezunu. İlk iş deneyimi İzmir Hilton’da. Ardından Çeşme Sheraton ve Bodrum Rixos. Ve sonrasında kendini geliştirme kararı alıp yurt dışına çıkıp özellikle pasta ve tatlının anavatanı Paris ve Moskova&#8217;da Pastacılık eğitimi almış. Uzmanlığını makaron ve çikolata üzerine geliştirmiş.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/emrah-şenday-makaron-gest_birgungidicem_megaplus-dergisi-mart-2019-2.jpg" alt="Emrah ŞANDAY - Makaron-GEST REFİNED PATISSERIE-- Megaplus Dergisi - Mart 2019" class="wp-image-116" width="506" height="675" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/emrah-şenday-makaron-gest_birgungidicem_megaplus-dergisi-mart-2019-2.jpg 675w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/emrah-şenday-makaron-gest_birgungidicem_megaplus-dergisi-mart-2019-2-225x300.jpg 225w" sizes="auto, (max-width: 506px) 100vw, 506px" /></figure></div>



<p>Emrah Şenday; <strong><em>“Çocukluk hayalimi
gerçekleştiriyorum burada, amacım lezzetli kaliteli ürünleri herkese
tattırabilmek ve herkesin tanıdığı bir marka yaratmak . Burayı açarken amacımız
haftanın belirli günleri workshoplar düzenleyeceğimiz, pasta çikolata
severlerle yeni lezzetler üretebileceğimiz bir mutfak yaratmak, aynı zamanda
toptan ve perakende satışlarımızı buradan yönetmek” </em></strong>diyor.</p>



<p><strong><em>“Neden bu semt”</em></strong> sorusunun cevabı ise; <strong><em>“yüksek maliyetli kira
giderleri uğraşırken işimize odaklanamamak ve bir riski yönetmektense, işimize
odaklandığımız keyifli bir ortam yaratmak. Şu anda satışlarımızı buradan,&nbsp; internet üzerinden, Karşıyaka’da belirli
noktalarda çözüm ortaklarımızla yapıyoruz”</em></strong> oldu. Daha sonraki
hedeflerinin&nbsp; ise şehrin önemli
noktalarına satış noktaları açarak daha çok kişiye ulaşmak olduğunu söylüyor.</p>



<p><strong><em>“Burası ilk doğum yerimiz.
Şehirde küçük dükkanlar ve cornerlar ile genişleme stratejimiz var ama en büyük
hayalimiz&nbsp; Amerika&nbsp; 5. caddede Gest Refined Patisserie’yi görmek”</em></strong> diyor.</p>



<p>Bence <strong><em>“bir gün gidicem”</em></strong> notlarınıza ekleyin;
lezzetler dayanılamaz derecede güzel. Adresi buraya bırakıyorum:</p>



<p><strong><em>Emek Mahallesi&nbsp; Barış Caddesi No: 47/B Bayraklı</em></strong></p>



<p><strong><em>Telefon: 0533 437 80 17</em></strong></p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/emrah-şenday-makaron-gest_birgungidicem_megaplus-dergisi-mart-2019-3.jpeg" alt="Emrah ŞANDAY - Makaron-GEST REFİNED PATISSERIE-- Megaplus Dergisi - Mart 2019" class="wp-image-117" width="506" height="675" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/emrah-şenday-makaron-gest_birgungidicem_megaplus-dergisi-mart-2019-3.jpeg 675w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/emrah-şenday-makaron-gest_birgungidicem_megaplus-dergisi-mart-2019-3-225x300.jpeg 225w" sizes="auto, (max-width: 506px) 100vw, 506px" /></figure></div>



<div id="makaronun-hikayesi" class="index-title"></div><h3 class="wp-block-heading">MAKARON’UN HİKAYESİ</h3>



<p>Son dönemde öyle bir makaron popülaritesi var ki, merak
ettim araştırdım. Kimmiş, kimlerdenmiş bu makaron? Kültür ve tarihi önemli <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/16.0.1/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></p>



<p>İtalyan asıllı Fransız’mış efendim. Mutfak tarihçilerine
göre makaronun doğuşu Rönesans’a gidiyor. Rönesans ile birlikte birçok yeniliğe
adım atan Avrupa Badem ve Badem unuyla da yine bu dönemde tanışmış.</p>



<p>Aslında bu noktada makaronun hikayesine dair iki söylenti
var;</p>



<p>Birine göre İstanbul’un Fethi’nde başlıyor. 1453’te
İstanbul’un düşmesiyle Avrupa’ya deniz yoluyla kaçanlar sayesinde bademler
Suriye’den Avrupa’ya taşınıyor. Böylece badem ve badem unu ilk olarak İtalyan
Mutfağı’na giriyor. </p>



<p>Diğer hikaye ise şöyle; </p>



<p>Badem ve gülsuyunu Avrupa’ya, IX. yüzyılda Tunus’tan
gelip Sicilya’da bir Müslüman emirliği kuran Arap birliklerinin getirdikleri,
acı badem tarifini aldıkları da söylentilerden biridir.</p>



<p>1500’lü yıllara kadar badem tatlı yapımından daha çok,
katkı malzemesi şeklinde kullanılıyor. Makaron ismi ise İtalyanca ‘’İnce Hamur”
anlamına gelen “macaroni” ya da “maccherone”den geliyor.</p>



<p>Aslında İtalyan tatlısı olan&nbsp; makaronun Fransız tatlısı olarak tanınması
ise bir düğün ile başlıyor. İtalya’nın köklü ailelerinden biri olan
Medici’lerin kızı Catherine de Medici’nin 1533 yılında&nbsp; II. Henry ile evlenerek Fransa’ya gelirken
saraya kendi İtalyan aşçısını da getirmesiyle başlıyor her şey. Yani Fransızlar
her zamanki yaratıcılıklarıyla bu şirin tatlıyı kendi markaları haline
getirmişler.</p>



<p>Ne diyelim, bir düğün nelere kadir? Aslında dünya
mutfaklarına baktığımızda birçok lezzetin evlilikler sebebiyle çeşitlendiği,
yayıldığı görülüyor. </p>



<p><em>E bu kadar bilgi yeter. O zaman size afiyet
olsun.</em></p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/birgun-gidicem-sehre-italyan-asilli-fransiz-lezzeti-geldi-113">Birgün Gidicem: Şehre İtalyan asıllı Fransız lezzeti geldi</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/birgun-gidicem-sehre-italyan-asilli-fransiz-lezzeti-geldi-113/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pasaportsuz Vizesiz &#8211; Sadece Kimlikle Gidilen Ülkeler</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/pasaportsuz-vizesiz-sadece-kimlikle-gidilen-ulkeler-105</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/pasaportsuz-vizesiz-sadece-kimlikle-gidilen-ulkeler-105#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MegaPlus]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Mar 2019 12:05:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[31. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Journavel]]></category>
		<category><![CDATA[Neşem ÇELİKKAYA BOZDAĞ]]></category>
		<category><![CDATA[Seyahat]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Neşem ÇELİKKAYA BOZDAĞ journavel.com Instagram: @nesemcelikkaya Amerika, İngiltere ve Avrupa’da yaşayanların en fazla bir dilekçe ile galaksi büyüklüğünde, masrafsız seyahat edebilme özgürlüğünün olması muhtemelen en çok Türklerin kalbini kırıyordur. Biletiydi, vizesiydi, döviziydi derken, özellikle son yıllarda Türkiye’den başka ülkelere seyahat etmek oldukça zorlu hale geldi. Kullanım süresi biten pasaportları yenileme parası, biten Schengen vizelerinin yerine &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/pasaportsuz-vizesiz-sadece-kimlikle-gidilen-ulkeler-105">Pasaportsuz Vizesiz – Sadece Kimlikle Gidilen Ülkeler</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-media-text alignwide" style="grid-template-columns:30% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img loading="lazy" decoding="async" width="349" height="325" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/nesem-celikkaya-bozdag.jpg" alt="Neşem ÇELİKKAYA BOZDAĞ - Pasaportsuz Vizesiz" class="wp-image-106" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/nesem-celikkaya-bozdag.jpg 349w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/nesem-celikkaya-bozdag-300x279.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 349px) 100vw, 349px" /></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p class="has-medium-font-size">Neşem ÇELİKKAYA BOZDAĞ</p>



<p><a href="http://journavel.com/">journavel.com</a> <br>Instagram: <a href="https://instagram.com/nesemcelikkaya">@nesemcelikkaya</a> </p>
</div></div>



<p>Amerika, İngiltere ve Avrupa’da yaşayanların en fazla bir dilekçe ile galaksi büyüklüğünde, masrafsız seyahat edebilme özgürlüğünün olması muhtemelen en çok Türklerin kalbini kırıyordur. Biletiydi, vizesiydi, döviziydi derken, özellikle son yıllarda Türkiye’den başka ülkelere seyahat etmek oldukça zorlu hale geldi. Kullanım süresi biten pasaportları yenileme parası, biten Schengen vizelerinin yerine gidilecek ülkelerden yenisini alma, akabinde gelecek “ne kadar süre vize verecekler” stresi ya da İngiltere ile Amerika vizelerinin süper pahalılığı; bilet fiyatlarına uygulanan şok artışlarla beraber seyahat bütçelerimizin en büyük düşmanı.</p>



<p>Amaaaaa bunlarla hiç uğraşmadan pasaportunuzu alıp gidebileceğiniz vizesiz ülkeler de var. Bir de giderken pasaporta bile ihtiyaç duymayacağınız, yeni çipli kimliğinizi cebinize koyduğunuz gibi biletinizi alıp gidebileceğiniz ülkeler. Eğer eski nüfus cüzdanınızı yeni çipli kimliklerle değiştirdiyseniz, bu ülkelere giderken yanınızda taşımanız gereken tek belge yeni kimliğiniz. Üstelik üçünün de ülkemize olan uçuş mesafeleri oldukça kısa.</p>



<h2 class="wp-block-heading">ÇİPLİ KİMLİKLE GİDİLEN ÜLKELER</h2>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kibris-nesem-celikkaya-bozdag-pasaportsuz-vizesiz-seyehat-megaplus-mart-2019.jpg" alt="Kıbrıs - Neşem ÇELİKKAYA BOZDAĞ - Pasaportsuz Vizesiz - Megaplus Dergisi - Mart 2019" class="wp-image-109" width="450" height="341" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kibris-nesem-celikkaya-bozdag-pasaportsuz-vizesiz-seyehat-megaplus-mart-2019.jpg 600w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/kibris-nesem-celikkaya-bozdag-pasaportsuz-vizesiz-seyehat-megaplus-mart-2019-300x227.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 450px) 100vw, 450px" /><figcaption>Girne Limanı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti</figcaption></figure></div>



<div id="kktc-kuzey-kibris-turk-cumhuriyeti" class="index-title"></div><h3 class="wp-block-heading">KKTC Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti</h3>



<p>Burnumuzun dibi, can komşumuz, yavru vatanımız KKTC Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti; Türkiye dışında herhangi bir ülke tarafından tanınmıyor olsa da Türkler tarafından tatil, eğlence, kumar ve eğitim için sık sık tercih ediliyor. Akdeniz’in üçüncü büyük adası olan KKTC; sıcak iklimi, tarihi güzellikleri, koyları ve plajları, konaklama alternatifleri ve eğlenceli mekanları ile öne çıkıyor. Yaz aylarında çok çok sıcak olan KKTC’yi gezmek için en iyi zaman ilkbahar ve sonbahar ayları. Türkiye’nin birçok şehrinden düzenlenen karşılıklı uçuş seferleri ile KKTC Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne pasaportsuz, kimlikle seyahat edebilirsiniz. Kimlikle gidilen ülkeler arasındaki Kıbrıs’a nüfus cüzdanı ile giriş yaparsanız 30 gün, pasaportla giriş yaparsanız 90 gün kalış hakkınız oluyor. Her iki şekilde de vizesiz olarak gidebilirsiniz.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gurcistan-nesem-celikkaya-bozdag-pasaportsuz-vizesiz-seyehat-megaplus-mart-2019.jpg" alt="Gürcistan - Neşem ÇELİKKAYA BOZDAĞ - Pasaportsuz Vizesiz - Megaplus Dergisi - Mart 2019" class="wp-image-108" width="450" height="300" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gurcistan-nesem-celikkaya-bozdag-pasaportsuz-vizesiz-seyehat-megaplus-mart-2019.jpg 600w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/gurcistan-nesem-celikkaya-bozdag-pasaportsuz-vizesiz-seyehat-megaplus-mart-2019-300x200.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 450px) 100vw, 450px" /><figcaption>Tiflis, Gürcistan</figcaption></figure></div>



<div id="gurcistan" class="index-title"></div><h3 class="wp-block-heading"> Gürcistan </h3>



<p>Artvin ve Hopa’nın kapı komşusu Gürcistan, yine pasaportlar olmadan kimlikle gidebileceğimiz ülkelerden biri. Özellikle son 2 yıldır çok sayıda Türk turisti ağırlayan Gürcistan’ın bizler için popüler bir rota olmasındaki en önemli nedenler ise Karadeniz’den su içmeye gider gibi kolayca Batum’a geçilebilmesi ve vizesiz ülkelerin güncel döviz kurlarımızdan ötürü popülerleşmesi. Gürcistan’da gezmek için en çok tercih edilen yerler Karadeniz kıyısındaki modern liman şehri Batum ve eski şehir mimarileri ve kültürü ile Tiflis. Hopa’dan ve Artvin’den Batum’a arabayla ya da otobüsle geçiş imkanı ve Batum ile Tiflis’e düzenlenen karşılıklı uçuş seferleri ile birlikte Gürcistan’a kimliklerinizle gidebilir, bütçe anlamında zarara girmeden de rahat rahat gezebilirsiniz. Yapılan son düzenlemelerle beraber kimlikle yaptığınız Gürcistan seyahatlerinizde ülkede kalabileceğiniz sürenin 1 yıla uzatıldığını da ekleyelim. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/ukrayna-nesem-celikkaya-bozdag-pasaportsuz-vizesiz-seyehat-megaplus-mart-2019.jpg" alt="" class="wp-image-110" width="548" height="380" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/ukrayna-nesem-celikkaya-bozdag-pasaportsuz-vizesiz-seyehat-megaplus-mart-2019.jpg 730w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/ukrayna-nesem-celikkaya-bozdag-pasaportsuz-vizesiz-seyehat-megaplus-mart-2019-300x208.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 548px) 100vw, 548px" /><figcaption>Lviv, Ukrayna</figcaption></figure></div>



<div id="ukrayna" class="index-title"></div><h3 class="wp-block-heading"> Ukrayna </h3>



<p>Türkiye ve Ukrayna arasında yapılan anlaşma ile 2017 yılında sağlanan vize muafiyeti sayesinde vizesiz, hatta pasaportsuz gidebileceğiniz ülkeler listesine Ukrayna da dahil oldu. Avrupa’nın en ucuz ülkelerinden biri olan Ukrayna, ekonomik gezmek isteyenlerin de favorisi. Eski şehir bölgesi ile Avrupa’nın bir prototipini andıran Lviv ve ülkenin başkenti Kiev, Ukrayna’da gezmek için en çok tercih edilen şehirlerin başında geliyor. Her ne kadar eğlence hayatı ve hanım kızları ile ün yapmış olsa da Ukrayna, tarihi güzellikleri, yemyeşil doğası ve lezzetli yemekleri ile ekonomik gezilerin baş tacı. Kimlikle Ukrayna’ya girdikten sonra burada geçirebileceğiniz süre 90 gün.</p>



<h2 class="wp-block-heading"> Avrupa’da Vizesiz Gezilecek, Vize İstemeyen Ülkeler: </h2>



<ul class="wp-block-list"><li>Andorra: 90 Gün Vizesiz</li><li>Arnavutluk: 90 Gün Vizesiz</li><li>Bosna-Hersek: 90 Gün Vizesiz</li><li>Gürcistan: Gün Sınırı Olmadan Vizesiz, Giriş için Pasaport veya Kimlik Yeterli</li><li>Karadağ: 90 Gün Vizesiz</li><li>KKTC / Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti: Gün Sınırı Olmadan Vizesiz, Giriş için Kimlik Yeterli</li><li>Kosova: 90 Gün Vizesiz</li><li>Makedonya: 90 Gün Vizesiz</li><li>Sırbistan: 90 Gün Vizesiz</li><li>Ukrayna: 90 Gün Vizesiz, Giriş için Pasaport veya Kimlik Yeterli</li><li>Moldova: 90 Gün Vizesiz</li><li>Belarus: 30 Gün Vizesiz</li></ul>



<h2 class="wp-block-heading">PASAPORTSUZ, YENİ KİMLİKLE YAPILACAK GEZİLERDE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER</h2>



<ul class="wp-block-list"><li>Türkiye’den pasaportsuz, sadece kimlikle seyahat edebileceğiniz 3 ülke bulunuyor: KKTC Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet, Gürcistan ve Ukrayna.</li><li> Pasaportsuz seyahat etmek için yanınızda çipli, yeni kimliklerden olması gerekiyor. Üzerinde TC kimlik numarası yazılı diğer kartlar, ehliyet ya da öğrenci kartları ile ülkeden çıkış yapamıyorsunuz. Bu kartlar seyahatlerde geçersiz.</li><li> KKTC Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet ve Gürcistan’a eski kimliklerle de girilebiliyorken Ukrayna için yeni ve çipli kimlik kullanmak zorunlu.</li><li> Bu 3 ülkeye vizesi bitmiş pasaportunuz ile de girebiliyorsunuz; ancak o zaman pasaportlarınıza damga basılıyor. Ukrayna ve Gürcistan’da pasaport damgası sorun olmazken, KKTC Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin özellikle AB ülkeleri ve Yunanistan konusunda olduğu statü nedeniyle KKTC giriş ve çıkış damgaları ileri dönem vize başvurularınızda ve Schengen vizeniz olsa bile ülke girişlerinde sorun yaşatıyor.</li><li> Pasaporta KKTC Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti giriş çıkış damgası basılmışsa, Yunanistan’a ve Yunan adalarına giriş yapamıyor, Yunanistan’dan Schengen vizesi alamıyorsunuz. Bu konu da zaten Türkiye’den gidebileceğiniz tüm Yunan Adaları noktalarında kesin bir dille yazılı olarak belirtiliyor.</li><li> Kimlikle ve uçakla seyahat ederken, havalimanında ya da öncesinde yurt dışı çıkış harcı ödemiyorsunuz. Ancak, kimlik yerine pasaport kullanacaksanız çıkış harcı ödemeniz gerekiyor.</li><li> Kimlikle seyahatinizi uçak ile yapacaksanız, diğer ülkelere gider gibi dış hat uçuşu gerçekleştirecek ve aynı gümrüksüz, duty-free alışveriş imkanına sahip olacaksınız.</li><li> KKTC Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne kimlikle girişte 30 gün, Ukrayna’da en fazla 90 gün, Gürcistan’da ise en fazla 1 yıl kalış hakkımız bulunuyor.</li></ul>The post <a href="https://megaplus.com.tr/pasaportsuz-vizesiz-sadece-kimlikle-gidilen-ulkeler-105">Pasaportsuz Vizesiz – Sadece Kimlikle Gidilen Ülkeler</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/pasaportsuz-vizesiz-sadece-kimlikle-gidilen-ulkeler-105/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lezzet Aşkına: Nohutlu Bebek Ispanak Salatası</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/lezzet-askina-nohutlu-bebek-ispanak-salatasi-46</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/lezzet-askina-nohutlu-bebek-ispanak-salatasi-46#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MegaPlus]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Mar 2019 11:46:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yeme & İçme]]></category>
		<category><![CDATA[31. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Lezzet Aşkına]]></category>
		<category><![CDATA[Salata]]></category>
		<category><![CDATA[Somon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=46</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mart ayı kadınların ayı&#8230; Bu aya özel olarak, evde ve işte çalışan her kadının kolaylıkla ve kendilerine zaman ayırarak hazırlayabilecekleri keyifli, hafif aynı zamanda&#160; besin olarak da&#160; oldukça zengin iki tarif paylaşacağım sizinle. Pratik ve yapımı oldukça kolay bu tarifi dilerseniz öğle, isterseniz akşam yemeği olarak sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz. Büşra CoşkunChef / Alsancak Coffeeco Nohutlu Bebek &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/lezzet-askina-nohutlu-bebek-ispanak-salatasi-46">Lezzet Aşkına: Nohutlu Bebek Ispanak Salatası</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-media-text alignwide" style="grid-template-columns:29% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img loading="lazy" decoding="async" width="562" height="700" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/busra-chef-alsancak-Coffeeco.jpg" alt="Büşra COŞKUN - Chef - Alsancak Coffeeco" class="wp-image-50" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/busra-chef-alsancak-Coffeeco.jpg 562w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/busra-chef-alsancak-Coffeeco-241x300.jpg 241w" sizes="auto, (max-width: 562px) 100vw, 562px" /></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p><em>Mart ayı kadınların ayı&#8230; Bu aya özel olarak, evde ve işte çalışan her kadının kolaylıkla ve kendilerine zaman ayırarak hazırlayabilecekleri keyifli, hafif aynı zamanda&nbsp; besin olarak da&nbsp; oldukça zengin iki tarif paylaşacağım sizinle. Pratik ve yapımı oldukça kolay bu tarifi dilerseniz öğle, isterseniz akşam yemeği olarak sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz. </em></p>



<p style="text-align:left"><strong>Büşra Coşkun</strong><br><em>Chef / Alsancak Coffeeco</em> <strong> </strong></p>
</div></div>



<h2 class="wp-block-heading"><strong>Nohutlu Bebek Ispanak Salatası (</strong><em><strong>2 kişilik)</strong></em></h2>



<div id="malzemeler" class="index-title"></div><div id="malzemeler" class="index-title"></div><h3 class="wp-block-heading">Malzemeler</h3>



<p>• 500 gr bebek Ispanak </p>



<p>• 4-5 adet mini turp</p>



<p>• 1 su bardağı haşlanmış nohut </p>



<p>• 1 avuç soya filizi</p>



<p>• 60 gr yaban mersini </p>



<p>• 10 dal dereotu </p>



<p>• Birkaç dal taze nane</p>



<div id="sosu-icin" class="index-title"></div><h3 class="wp-block-heading"><strong>Sosu için;</strong></h3>



<p>• 1 adet limonun suyu</p>



<p>• 1 çay bardağı zeytinyağı </p>



<p>• 1 tatlı kaşığı bal </p>



<p>• 1 tatlı kaşığı elma sirkesi</p>



<p>• 1 tatlı kaşığı nar ekşisi</p>



<p>• tuz &amp; karabiber</p>



<div id="hazirlanisi" class="index-title"></div><div id="hazirlanisi" class="index-title"></div><h3 class="wp-block-heading"><strong>Hazırlanışı</strong></h3>



<p>• Bebek ıspanak, nane ve dereotunu güzelce yıkayın. Ispanakların sap
kısımlarının sert olanlarını ayırın. Ben körpe olanları saplarıyla beraber
kullanmayı tercih ettim. </p>



<p>• Mini turpların kök kısımlarını kesin ve ortadan ikiye bölün. Halka halka
kesebilir ya da bütün olarak kullanabilirsiniz. </p>



<p>• Haşlanmış nohutları bebek ıspanak ve yeşilliklerle karıştırın. Yeşillik
karışımına soya filizi, taze yaban mersini ve mini turpları da ilave edin. Bu
malzemelerin oranlarını isteğinize göre çoğaltabilir ya da azaltabilirsiniz. </p>



<p>• Sos için bütün malzemeleri el blender’ı ile karıştırın. Blender yok ise
çırpma teli ya da çatal da kullanabilirsiniz.</p>



<p>• Hazırladığınız sosu servis etmeden hemen
önce salata ile karıştırın.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/firinda-sebzeli-somon-fileto-chef-alsancak-Coffeeco-2-768x1024.jpg" alt="Büşra Chef - Alsancak Coffeeco - Fırında sebzeli somon fileto" class="wp-image-48" width="576" height="768" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/firinda-sebzeli-somon-fileto-chef-alsancak-Coffeeco-2.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/firinda-sebzeli-somon-fileto-chef-alsancak-Coffeeco-2-225x300.jpg 225w" sizes="auto, (max-width: 576px) 100vw, 576px" /><figcaption> <br>Fırında Sebzeli Somon Fileto by Büşra Coşkun Chef / Alsancak Coffeeco </figcaption></figure></div>



<h2 class="wp-block-heading"><strong><a href="https://baliktarifi.com/kagitta-somon-tarifi" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="Fırında Sebzeli Somon Fileto (yeni sekmede açılır)">Fırında Sebzeli Somon Fileto</a> (</strong><em><strong>1 porsiyon için)</strong></em></h2>



<div id="malzemeler" class="index-title"></div><div id="malzemeler" class="index-title"></div><h3 class="wp-block-heading">Malzemeler</h3>



<p class="has-text-color has-very-dark-gray-color">• 150 – 250 g arası somon fileto</p>



<p>• 3 adet bebek patates </p>



<p>• 1 adet orta boy soğan </p>



<p>• 3 adet mor havuç </p>



<p>• 3 adet Brüksel lahanası </p>



<p>• 1 adet portakal </p>



<p>• 1 adet limon</p>



<p>• zeytinyağı </p>



<p>• tuz &amp; karabiber </p>



<p>• nar ekşisi</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/firinda-sebzeli-somon-fileto-chef-alsancak-Coffeeco-1.jpg" alt="Büşra Chef - Alsancak Coffeeco - Fırında sebzeli somon fileto" class="wp-image-49" width="512" height="638" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/firinda-sebzeli-somon-fileto-chef-alsancak-Coffeeco-1.jpg 682w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/firinda-sebzeli-somon-fileto-chef-alsancak-Coffeeco-1-241x300.jpg 241w" sizes="auto, (max-width: 512px) 100vw, 512px" /><figcaption>Fırında Sebzeli Somon Fileto by Büşra Coşkun Chef / Alsancak Coffeeco</figcaption></figure></div>



<div id="hazirlanisi" class="index-title"></div><div id="hazirlanisi" class="index-title"></div><h3 class="wp-block-heading"><strong>Hazırlanışı</strong></h3>



<p>• Somon Filetoyu güzelce yıkayıp suyunu süzdürün.&nbsp; </p>



<p>• Bebek patateslerin kabuklarını soymayın bol su ile iyice yıkayın, ince
halkalar şeklinde doğrayın. </p>



<p>• Soğanın kabuklarını soyduktan sonra halka halka doğrayın. </p>



<p>• Siyah havuçları temizleyin ve şeklini bozmadan ortadan ikiye ayırın.</p>



<p>• Brüksel lahanaları yıkayıp, ortadan ikiye bölün.</p>



<p>• Portakalı ve limonu dilimleyin.</p>



<p>• Tepsiye yağlı kağıdı yerleştirin. Tepsinin ortasına patateslerin ve soğan
halkalarının bir kısmını koyun, üstüne somon filetoyu yerleştirin. Kalan
malzemelerin hepsini somonun üstüne ve etrafına koyun.</p>



<p>• Malzemelerin üzerine tuz, karabiber serpip, zeytinyağı gezdirin. Bu aşamada
dilediğiniz baharatları kullanabilirsiniz.</p>



<p>• Son olarak hazırladığımız ürünlerin üzerini yağlı kağıt ile kapatın ve
kenarlarını kıvırarak bir bohça haline getirin. Bu şekilde yemeğiniz buharını
içinde tutup kendi saldığı suyu ile pişecektir.&nbsp;
Dilerseniz fırın poşeti de kullanabilirsiniz. </p>



<p>• Önceden ısıtılmış 180 derecelik fırında
yaklaşık 12 – 13 dakika pişirdikten sonra yemeğiniz servise hazır olacaktır.</p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/lezzet-askina-nohutlu-bebek-ispanak-salatasi-46">Lezzet Aşkına: Nohutlu Bebek Ispanak Salatası</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/lezzet-askina-nohutlu-bebek-ispanak-salatasi-46/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Kalplerimiz Bir&#8221;</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/kalplerimiz-bir-102</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/kalplerimiz-bir-102#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MegaPlus]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Mar 2019 11:35:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cemiyet & Davet]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[31. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Davet]]></category>
		<category><![CDATA[İş Dünyası]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Sorumluluk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=102</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanat, iş ve cemiyet hayatının tanınmış isimleri, “Kalplerimiz Bir” isimli sosyal sorumluluk projesi için Mövenpick Hotel İzmir’de biraraya geldi.<br />
 Geceden elde edilen gelir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Onkolojisi Bölümü yararına kullanılacak.</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/kalplerimiz-bir-102">“Kalplerimiz Bir”</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 class="wp-block-heading">Muhteşem Gece</h2>



<p>Sanat, iş ve cemiyet hayatının tanınmış isimleri, “Kalplerimiz Bir” isimli sosyal sorumluluk projesi için Mövenpick Hotel İzmir’de biraraya geldi. <br> Geceden elde edilen gelir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Onkolojisi Bölümü yararına kullanılacak. </p>



<p> Sanat, iş ve cemiyet hayatının tanınmış isimleri Ferah Sancak öncülüğünde düzenlenen “Kalplerimiz Bir” sosyal sorumluluk projesi için bir araya geldi. Gece önceki yıllarda olduğu gibi bu yılda “Kalplerimiz Bir” olarak adlandırıldı. Sosyal sorumluluk gecesinde, cemiyet hayatının önde gelen isimlerinin tasarladığı takılar davetlilere sergilendi. Geceden elde edilen gelir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Onkolojisi Bölümü yararına kullanılacak. </p>



<div id="tesekkur-plaketleri" class="index-title"></div><h3 class="wp-block-heading"> <strong>TEŞEKKÜR PLAKETLERİ </strong><br></h3>



<p> Sunuculuğunu Ziya Kürküt’ün yaptığı gecede organizasyona destek veren Folkart Yönetim Kurulu Başkanı Mesut Sancak’a, Mövenpick Hotel İzmir Genel Müdürü Erhat Çetin’e, Dorsay Pırlanta Sahibi Özkan Yavuzer’e, Mon Jardin Organizasyon Firması sahibi Ali Deniz’e, Mim Royal Yönetim Kurulu Başkanı Musa Turan’a, Enbe Orkestrası Şefi Behzat Gerçeker’e birer teşekkür plaketi verildi. Geceye destek veren Özkardeş Ailesi adına Oğuz Özkardeş’e ise bir aile fotoğrafı hediye edildi. </p>



<div id="ozel-sarki" class="index-title"></div><h3 class="wp-block-heading" id="mce_16">ÖZEL ŞARKI</h3>



<p> Teşekkür plaketlerinin ardından cemiyet hayatının ünlü isimlerinin bu gece için tasarladığı tasarımlar geceye katılanlara sergilendi. Büyük beğeni alan tasarımların ardından Behzat Gerçeker yönetimindeki Enbe Orkestrası sahne aldı. Orkestra, geçmişten günümüze hafızalara kazınan keyifli melodilere yer verdikleri repertuarlarıyla katılımcılara keyifli dakikalara yaşattı.</p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/kalplerimiz-bir-102">“Kalplerimiz Bir”</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/kalplerimiz-bir-102/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>26. İzmir Avrupa Caz Festivali</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/26-izmir-avrupa-caz-festivali-99</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/26-izmir-avrupa-caz-festivali-99#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MegaPlus]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Mar 2019 11:25:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[31. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Caz]]></category>
		<category><![CDATA[Festival]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=99</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ferit Odman Quartet Konseri ile Başladı. İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı’nın (İKSEV), İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlediği 26. İzmir Avrupa Caz Festivali, 2 Mart 2019 Cumartesi akşamı AASSM’de 17. Caz Afişi Sergisi açılışı ve Ferit Odman Quartet Konseri ile başladı. Festival’in afişinin belirlendiği 17. Caz Afişi Yarışmasına katılan 535 afiş arasından Yiğitcan Çakar’ın birinci &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/26-izmir-avrupa-caz-festivali-99">26. İzmir Avrupa Caz Festivali</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ferit Odman Quartet Konseri ile Başladı. İzmir Kültür Sanat ve Eğitim Vakfı’nın (İKSEV), İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin katkılarıyla düzenlediği 26. İzmir Avrupa Caz Festivali, 2 Mart 2019 Cumartesi akşamı AASSM’de 17. Caz Afişi Sergisi açılışı ve Ferit Odman Quartet Konseri ile başladı.</p>



<p>Festival’in afişinin belirlendiği 17. Caz Afişi Yarışmasına katılan 535 afiş arasından Yiğitcan Çakar’ın birinci oldu ve Festival afişi olarak seçildi. İkinciliği Seda Yüksel, Üçüncülüğü ise Sevda Kaçtı kazanmıştı. Esra Aslan’ın caz üçlemesi Jüri özel ödülü aldı. Seçilen ve sergilenmeye değer görülen 39 afiş Festival sonuna kadar AASSM alt galeride sergilenecek.</p>



<p>Sergi açılışının ardından AASSM Konser Salonundaki açılış konserinden önce İKSEV Yönetim Kurulu Başkanı Filiz Eczacıbaşı Sarper, Festival’e destek veren kurum ve kişilere teşekkür plaketlerini, afiş yarışması kazananlarına da katılım belgelerini sundu. Töreni yöneten Ümit Tunçağ ardından Ferit Odman Quartet’i sahneye davet etti. Ferit Odman (davul), Engin Recepoğulları (saksafon), Ercüment Orkut (piyano) ve Kağan Yıldız (kontrbas), yaklaşık 75 dakika süren konserde Downbeat dergisinin dört yıldızla taçlandırdığı “Autumn in New York” ve “Nommo” albümlerindeki quartet aranjmanlarını seslendirdi.</p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/26-izmir-avrupa-caz-festivali-99">26. İzmir Avrupa Caz Festivali</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/26-izmir-avrupa-caz-festivali-99/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2 Kadın Anadolu&#8217;da: Banu Özkan Tozluyurt ve Armağan Portakal</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/2-kadin-anadoluda-banu-ozkan-tozluyurt-ve-armagan-portakal-91</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/2-kadin-anadoluda-banu-ozkan-tozluyurt-ve-armagan-portakal-91#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MegaPlus]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Mar 2019 11:18:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gezi]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[31. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Armağan PORTAKAL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=91</guid>

					<description><![CDATA[<p>Banu Özkan Tozluyurt ve Armağan Portakal yaşayarak ve yaşatarak Anadolu'yu tanıtmak için yola çıkarlar. Resmi değil fahri gezerler. Bilinen yerlerden çok, yan yolları ve ulaşılmaz zannedilen yerleri keşfedip bizleri aktarıyor bu “2 Kadın”. Gezileri sırasında yaşadıkları deneyimlerini hem görüntülüyor hem de yazıyorlar. Sorduk, anlattılar.</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/2-kadin-anadoluda-banu-ozkan-tozluyurt-ve-armagan-portakal-91">2 Kadın Anadolu’da: Banu Özkan Tozluyurt ve Armağan Portakal</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p></p>



<p>Banu Özkan Tozluyurt ve Armağan Portakal yaşayarak ve yaşatarak Anadolu&#8217;yu tanıtmak için yola çıkarlar. Resmi değil fahri gezerler. Bilinen yerlerden çok, yan yolları ve ulaşılmaz zannedilen yerleri keşfedip bizleri aktarıyor bu “2 Kadın”. Gezileri sırasında yaşadıkları deneyimlerini hem görüntülüyor hem de yazıyorlar. Sorduk, anlattılar.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/banu-ozkan-tozluyurt-armagan-portakal-2-kadin-anadoluda-1.jpg" alt="2 Kadın Anadolu'da : Banu Özkan Tozluyurt ve Armağan Portakal" class="wp-image-93" width="653" height="576" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/banu-ozkan-tozluyurt-armagan-portakal-2-kadin-anadoluda-1.jpg 871w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/banu-ozkan-tozluyurt-armagan-portakal-2-kadin-anadoluda-1-300x265.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/banu-ozkan-tozluyurt-armagan-portakal-2-kadin-anadoluda-1-768x677.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 653px) 100vw, 653px" /><figcaption>2 Kadın Anadolu&#8217;da : Banu Özkan Tozluyurt ve Armağan Portakal</figcaption></figure></div>



<p><strong><em>2 Kadın Anadolu’da düşüncesi nasıl gelişti ve ne zaman hayata geçti?</em></strong></p>



<p>Armağan: 2016 yılı Mart ayında Gaziantep’te yaşayan arkadaşımla telefonla görüşüyorduk. Kantara Turizm’in sahibi sevgili Hasibe Sözmen. Annesi de ilk turizm girişimcisi olan değerli bir insan. Havadan sudan sohbet ederken, söz dolaştı turistik gezilerin eskisi kadar olmadığına geldi. Bloggerları davet etsenize deyince, ben tanımıyorum yardımcı olursan niye olmasın dedi. Biraz düşüneyim sana haber vereceğim diyerek telefonu kapattım. Heyecanlandım çünkü, sesli düşünür gibi konuşmuştum ve altı sağlam bir fikre dönüştürmek iyi olacaktı. Kalabalık bir grup önermek yerine, yerele dokunacak az sayıda kişi ile anlatmak ve konuya yaklaşmak en doğrusu olacaktı. Bu işin içinde ben de olmalıyım ve ekürim Banu olmalı dedim.<br> Hemen Banu Tozluyurt’u aradım. Gezgin, eğitimci, yazar. En önemlisi dostum. Ve nasıl gezip nasıl yazdığını, hakkını vererek iş yaptığını yakından biliyorum. Popüler mekanlarda vakit geçirmekten ziyade, öze varmaya çalışan biri. Aynı kafadayız bu anlamda. <br> Banu: “Öze varmaya çalışan biri” olduğumu söylemen benim için gurur verici arkadaşım. Gerçekten de tam dediği gibi sözde değil, özde olmayı seçiyorum ve 2005’den beri yazdığım blog yazılarımda da buna dikkat etmeye çalışıyorum. Tam da Armağan’ın dediği gibi özellikle Doğu ve Güneydoğu’ya eskisi kadar turistik gezi yapılmadığını düşündüğüm o günlerde Hasibe ile olan bu konuşma beni de çok heyecanlandırdı ve işte ilk gezimiz Gaziantep ve Şanlıurfa böyle başladı.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/banu-ozkan-tozluyurt-armagan-portakal-2-kadin-anadoluda-2.jpg" alt="2 Kadın Anadolu'da : Banu Özkan Tozluyurt ve Armağan Portakal" class="wp-image-94" width="675" height="506" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/banu-ozkan-tozluyurt-armagan-portakal-2-kadin-anadoluda-2.jpg 900w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/banu-ozkan-tozluyurt-armagan-portakal-2-kadin-anadoluda-2-300x225.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/banu-ozkan-tozluyurt-armagan-portakal-2-kadin-anadoluda-2-768x576.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 675px) 100vw, 675px" /></figure></div>



<p><strong><em>Bir seyahati nasıl planlıyorsunuz? Gideceğiniz yerleri nasıl ya da neye göre seçiyorsunuz?</em></strong></p>



<p>Biz davet alarak gidiyoruz. Özellikle kendimiz seçelim ve çat kapı gidelim şeklinde organize olmuyoruz. Çünkü, yoğunuz ve farklı işlerimiz var. İki buçuk günü geziye ayırıyoruz ve bu süreyi maksimum değerlendirmek istiyoruz. O nedenle davet aldığımız şehirlerden rehber ve ulaşım talep ediyoruz. Sabah erken başlayan program akşama kadar yoğun devam ediyor. Fotoğraf, video çekiyoruz. Anlık sosyal paylaşımlar yapıyoruz. İleride bloglarımızda yazmak üzere notlar kaydediyoruz. Ne kadar bol ve nitelikli malzeme toplayabilirsek o kadar iyi oluyor.</p>



<p><strong><em>Bir prospektüs çıkartıp ona göre mi yola çıkartıyorsunuz? Yoksa yola çıktıktan sonra  yüreğinizin götürdüğü yere doğru mu ilerliyorsunuz?</em></strong></p>



<p>Yerele odaklı bir gezi planladığımız için popüler ve çok duyulmuş, ünlenmiş mekanlardan uzak kalmaya gayret ediyoruz açıkçası. Şehrin karakterini ortaya koyan yerel mekanlar, antik kentler, el sanatları, müziği, yemeği ile ilgileniyoruz. Ve asıl hikayelerin ana caddelerde değil arka sokaklarda olduğu varsayımıyla popülerden uzak bir gezi yapmaya çalışıyoruz. Şehrin kimliğini oluşturan ikonik noktalara sırtımızı çevirmiyoruz elbette. Gezi karakterimizi davet eden şehrin yetkilisine aktardığımızda bize bir liste hazırlıyorlar. Rehberle buluştuğumuzda birlikte konuşuyoruz. Öncelikleri değerlendiriyoruz falan. Bazen konu konuyu, kapı kapıyı açabiliyor ve yepyeni hikayelerle buluşabiliyoruz. Şöyle ki Gaziantep gezimizde Dülük Antik Kenti yokken, rehberimiz ile konuşmalarımızda konu öyle bir yere geldi ki, programı değiştirip oraya geçtik. </p>



<p><strong><em>Bugüne kadar nerelere gittiniz, sizi en şaşırtan ya da büyüleyen yerler neresi oldu?</em></strong></p>



<p>Gaziantep, Adana, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Denizli, Kazdağı, Salihli, Eskişehir, Kilis, İki Kadın Anadolu’da olarak gezip, yazıp, anlattığımız şehirler. <br> Planımızda yokken ani bir kararla gittiğimiz Kilis ve dönüş yolundaki Ravanda kalesi büyüleyici idi. Şanlıurfa Harran bölgesinde Anadolu’daki ilk cami, yanında üniversite kalıntısı ve bunların altında eski ay tanrıçasının tapınak kalıntıları olması kültürlerin ne kadar iç içe olduğunu anlatıyor. Göbeklitepe’yi dolaşırken arazi sahibiyle tanışmak ve gerçek hikayeyi ilk ağızdan dinlemek büyük şanstı. </p>



<p><strong><em>İnsanların turla bile gitmeye ürktüğü yerlere “kadın başınıza” gitmek bir cesaret hikayesi değil mi sizce de? “Ne işiniz var oralarda” tepkisi ile karşılaştınız mı?</em></strong></p>



<p>Tam da vermek istediğimiz duygu ve farkındalık budur. Biz iki kadın olarak rahatça, korkmadan dolaşabiliyoruz. “Sen de dolaşabilirsin. Korkma gel. Anadolu bir hazine” diye haykırmak istiyoruz. Oturduğumuz köşelerden uzakları net göremiyoruz. Yakına gelmek lazım, anlamak, algılamak için. Anadolu insanının hala bozulmamış yüceliğini görmek için. Bütün coğrafyanın doğa ve tarih hazineleriyle dolu olduğunu idrak etmek için.<br> “Ne işiniz var oralarda” hem yakınlarımızdan hem de sosyal medyada imalı olarak aldığımız bir yorum. Kimi korumacılık yaparak gitmemizi istemeyenlerden, kimi de vay be kadınlardaki cesarete bak duygusuyla gıpta ediyor. Aslında biz ekstra bir şey yapmıyoruz. Yaşadığımız büyük şehirlerden güvenlik açısından farkı yok.<br> İkinizin de çok yoğun programları var. Şehirler hatta ülkeler arası yaşıyorsunuz. Planlayıp da henüz fırsat gitmeye fırsat yaratamadığınız yerler vardır mutlaka…<br> Dediğin gibi yıl içinde 2-3 tur yapabiliyoruz. Gezmesi kadar dönüşte, yazması, derlemesi, videolar yapması da uzun bir süreç. Yani bir geziyi sadece 2.5 gün olarak almamak lazım. Tüm süreç en az 10 gün alıyor. <br> Hattuşa’ya gitmeyi çok istiyoruz. Tokat’ı merak ediyoruz. Karadeniz’den hiç davet almadık, bize enteresan geliyor. Davet derken, bireysel kişilerin davetini kastetmiyoruz. Çünkü, konaklama, ulaşım, rehberlik hizmetlerini talep ediyoruz. Şehre gidip, kendimiz gezip, yakınlarımızın evinde konaklama gibi bir seçenekle ilerlemiyoruz. Gönüllü yaptığımız bir proje bu. Gezmek ise zaten ikimiz de yurt içi ve dışı zaten kendi başımıza geziyoruz.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/banu-ozkan-tozluyurt-armagan-portakal-2-kadin-anadoluda-3.jpg" alt="2 Kadın Anadolu'da : Banu Özkan Tozluyurt ve Armağan Portakal" class="wp-image-95" width="675" height="393" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/banu-ozkan-tozluyurt-armagan-portakal-2-kadin-anadoluda-3.jpg 900w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/banu-ozkan-tozluyurt-armagan-portakal-2-kadin-anadoluda-3-300x175.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/banu-ozkan-tozluyurt-armagan-portakal-2-kadin-anadoluda-3-768x447.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 675px) 100vw, 675px" /></figure></div>



<p><strong><em>2 Kadın aynı ortamda belli bir süreden fazla idare edemezken siz seyahat gibi alında zor bir süreci 2 kadın nasıl başarabiliyorsunuz?</em></strong></p>



<p><strong><em>Armağan: </em></strong>Yolculuk insanları tanımak için mihenk taşı derler. Biz “Yol Arkadaşı”yız. Gerek yolda, gerek yazarken, gerek dinlerken uyum içindeyiz. Birbirimizin önüne set vurarak değil, birbirimize yol açarak ilerliyoruz. Hepimiz olgunluk yaşlarındayız ve bunun zor olduğunu bilecek kadar tecrübemiz var. Ben, Banu ile yola çıkmaktan, vakit geçirmekten, birlikte proje yapmaktan büyük keyif alıyorum. Birlikte üretmekten de öyle. Sağ olsun, var olsun. Kendimi şanslı görüyorum, çünkü çevremde böyle kadınlar çok. <br><strong><em> Banu: </em></strong>Armağan ile çok benzer yanlarımız varken çok çok farklı bakış açımız da var ve işte bizi zenginleştiren bu. Birbirimizin önüne ya da arkasına geçmeye çalışmıyoruz, yan yana yürüyoruz ve birbirimizden besleniyoruz. Onun bakıp da göremediği noktaları ben fark ederken bir bakmışım Armağan yöreden biri ile muhabbet ediyor, çok farklı bir hikaye yakalıyor. Ekip olmak da bu değil mi zaten, birbirinden güç almak. Çok şanslıyım gücünü paylaşmaktan çekinmeyen bir yol arkadaşım var.</p>



<p><strong><em>Bu deneyimlerden sonra 2 kadının mesajı nedir? </em></strong></p>



<p>Anadolu, bir hazine. İnsanları hala mütevazı. Her taş yerinde ağır, her insan memleketinde insan, her yemek kendi coğrafyasında güzel. Uzaktan değil, yanına giderek görmek, deneyimlemek lazım.</p>



<p><strong><em>Okurlarımız sizi nasıl takip edebilirler?</em></strong></p>



<p><a rel="noreferrer noopener" aria-label=" (yeni sekmede açılır)" href="http://www.ikikadinanadoluda.com/" target="_blank"><strong><em>http://www.ikikadinanadoluda.com/</em></strong></a>  web sitemiz var. <br> Sosyal hesaplarımız da şöyle:<br> <a href="https://www.instagram.com/2kadinanadoluda/">instagram.com/2kadinanadoluda</a><br> <a href="https://www.facebook.com/2kadinanadoluda">Facebook.com/2kadinanadoluda</a><br> <a href="https://twitter.com/2kadinanadoluda">Twitter.com/2kadinanadoluda</a></p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/2-kadin-anadoluda-banu-ozkan-tozluyurt-ve-armagan-portakal-91">2 Kadın Anadolu’da: Banu Özkan Tozluyurt ve Armağan Portakal</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/2-kadin-anadoluda-banu-ozkan-tozluyurt-ve-armagan-portakal-91/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zeytin Perisi Zizi ve Zeytin Bilezikleri</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/zeytin-perisi-zizi-ve-zeytin-bilezikleri-149</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/zeytin-perisi-zizi-ve-zeytin-bilezikleri-149#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MegaPlus]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Mar 2019 10:27:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[31. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Zeytin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=149</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hale Gökalpsezer duyarlı, zarif, sanatçı… Sanata ve çocuklara dair bir proje varsa, Hale ölümüne taraftar. Çiziyor, yazıyor, okuyor. Müzik hayatının olmazsa olmazı. Çocuklara atölyeler yaptığı odasından müziğin eşsiz tınıları koridorlara sızıyor kapı altından. Düşlüyor ve çocuklara düşleyebilmeyi öğretiyor ince ince. Resimle, tiyatroyla, kostüm tasarımlarıyla. Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı (TOBAV)’nın Yönetim Kurulu &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/zeytin-perisi-zizi-ve-zeytin-bilezikleri-149">Zeytin Perisi Zizi ve Zeytin Bilezikleri</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hale Gökalpsezer</strong> duyarlı, zarif, sanatçı… Sanata ve çocuklara dair bir proje varsa, Hale ölümüne taraftar. Çiziyor, yazıyor, okuyor. Müzik hayatının olmazsa olmazı. Çocuklara atölyeler yaptığı odasından müziğin eşsiz tınıları koridorlara sızıyor kapı altından. Düşlüyor ve çocuklara düşleyebilmeyi öğretiyor ince ince. Resimle, tiyatroyla, kostüm tasarımlarıyla. Devlet Tiyatroları Opera ve Balesi Çalışanları Yardımlaşma Vakfı (TOBAV)’nın Yönetim Kurulu Başkanı. Ne yazık ki imkanları kısıtlı bir vakfın sakin duran kadın Don Kişot’u.</p>



<p>Bir resim atölyesi de var, 10 yıldır çocuklar ile
çalışıyor. Harika bir diyalogu var çocuklarla. Onlarla resimler yapıyor,
şarkılar söylüyor, oyunlar oynuyor. Çocuklara bir şey öğretmiyor, onları sanat
ile eğitmeye çalışıyor. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/zeytin-perisi-zizi-ve-zeytin-bilezikleri-megaplus-dergisi-mart-2019-31.sayi-2-576x1024.jpg" alt="Zeytin Perisi Zizi ve Zeytin Bilezikleri- Megaplus Dergisi Mart 2019 - 31. Sayı" class="wp-image-166" width="432" height="768" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/zeytin-perisi-zizi-ve-zeytin-bilezikleri-megaplus-dergisi-mart-2019-31.sayi-2-576x1024.jpg 576w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/zeytin-perisi-zizi-ve-zeytin-bilezikleri-megaplus-dergisi-mart-2019-31.sayi-2-169x300.jpg 169w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/zeytin-perisi-zizi-ve-zeytin-bilezikleri-megaplus-dergisi-mart-2019-31.sayi-2.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 432px) 100vw, 432px" /><figcaption>Hale GÖKALPSEZER</figcaption></figure></div>



<h3 class="wp-block-heading">En çok da kadın. Yalnız
bir anne. Sadece oğlu Işık’ın değil, Zizi’nin de annesi. </h3>



<p>Üstün yetenekli oğlu Işık piyanist olmak istiyor ve Hale
onu desteklemek için kaynak yaratma arayışında. Oğul Almanya’ya gidecek; kendi
çabası ve aynı zamanda da tesadüf eseri bir hoca ile tanışmış. Hoca Işık’ı
Almanya’ya çağırıyor. Maalesef Türkiye’nin şartlarından dolayı burada fazla
şansı yok. Çok başarılı bir çocuk, pek çok birinciliği var, elinden geleni
yapıyor ama sanatını geliştirmesi için Almanya’ya gitmesi lazım. Annesinin de
onu desteklemesi… İşte tam da bu finansal anlamda çok tıkandığı bir döneminde
ortaya çıkıyor Zizi. Çok enteresan bir şekilde de ortaya çıktıktan sonra
parayla bağlantısı kopuyor.</p>



<h3 class="wp-block-heading">Zeytin aşkından doğan
Zeytin Kız </h3>



<p>Zeytinle duygusal bir bağı var Hale’nin. O tam bir Ege
kızı. Dünya insanı. Zeytinlerle çok ilgili, zeytin ağaçlarına, zeytin kültürüne
aşık. Hale için her bir zeytin ağacı bir efsane gibi, sanki konuşsalar,
anlatsalar bir sürü şey çıkacak ortaya. Onların resimlerini çiziyor; hepsi
birbirinden farklı. Hikâye kitabı yazıyor Zeytin Kız diye. Ölmez ağacı
anlatıyor Zeytin Kız. Hurma ninesi var bir tane, nasıl aşı yaptıklarını, aşı
macununu, karatavuk kuşlarını anlatıyor. İstiyor ki belediyeler ile bir ortak
proje yapılsın, Hale çocuklara atölye yapsın, projeyi anlatsın. Şubadap
grubunun Ölmez Ağaç şarkısını çalmayı öğreniyor. Bu şarkıyı kullanabilmek için
onlardan izin alıyor.Birkaç yerde tamamen gönüllü olarak projeyi uyguluyor.
Çocuklar bu hikâyeyi dinlesinler aynı zamanda resmini yapsınlar, Hale’nin resim
sergisini gezsinler, büyük gruplardan karma sergiler olsun, bir zeytin kültürü
oluşsun. Bu coğrafyada doğan her çocuk zeytinin nasıl bir yer üstü zenginliği
olduğunu, bunu nasıl yaşatmaları gerektiğini ve bunun nasıl bir sorumluluk
olduğunu bilsin. </p>



<p>Ama bu naif proje yaşamsal pratiklerde karşılığını
bulamıyor. Belediyeler bunu kitap olarak bastırıp çocuk atölyeleri yapmayı çok
uygun bulmayınca ne yazık ki proje de rafa kalkıyor, yaşam kokan pek çok proje
gibi.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/zeytin-perisi-zizi-ve-zeytin-bilezikleri-megaplus-dergisi-mart-2019-31.sayi-3.jpg" alt="Zeytin Perisi Zizi ve Zeytin Bilezikleri- Megaplus Dergisi Mart 2019 - 31. Sayı" class="wp-image-167" width="467" height="480" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/zeytin-perisi-zizi-ve-zeytin-bilezikleri-megaplus-dergisi-mart-2019-31.sayi-3.jpg 622w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/zeytin-perisi-zizi-ve-zeytin-bilezikleri-megaplus-dergisi-mart-2019-31.sayi-3-292x300.jpg 292w" sizes="auto, (max-width: 467px) 100vw, 467px" /></figure></div>



<div id="anneannenin-tesbihi-ilham-kaynagi" class="index-title"></div><h3 class="wp-block-heading">Anneannenin tesbihi ilham kaynağı</h3>



<p>“Anneannem çok tatlı, tuttuğunu koparan, diktiği sopa
bile yeşeren, kurşun döken, iyileştirici bir tarafı da olan bir kadındı. Ciddi
bir üreticiydi, hiç boş durmazdı. Annemde ve bende onun üretme saplantısının
devamının olduğuna inanıyorum. Hatırlıyorum, ona gittiğimiz zaman benim elime
bir tane zeytin çekirdeği verirdi. Sokaktaki bütün çocukların eline de verirdi.
Ben de onlarla birlikte taşta zeytin sürterdim. Sonra anneannem onlardan tespih
yapardı. Anneannemden bize kalan zeytin çekirdeklerinden yapılmış 99’luk bir tespih
var evde. Zaman zaman onunla dua ederdim. Çok değerlidir benim için, ara sıra
boynuma da takarım. Bir gün yine çocukluğumdaki gibi zeytin çekirdeklerini alıp
evimizde yıllardır duran bir taşla 50 tane zeytini zımparaladım. Ellerim
paramparça oldu. Bu arada da çocuk atölyelerini yapıyorum. Ölmez Ağacı da
ukulelede çalmaya çalışıyorum ama ellerim parçalandığı için çalamıyorum.
Onlarla oynarken kendi kendime düşünüyorum; ölmez ağaç, efsane, çok büyülü,
koruyan periler falan…&nbsp; Zeytin Perisi
Zizi böyle çıktı ortaya.”</p>



<div id="zizinin-bilezikleri" class="index-title"></div><h3 class="wp-block-heading">Zizi’nin Bilezikleri</h3>



<p>Sonra bu perinin bir de kızı olsun istiyor Hale. Kıvır
kıvır saçlı, tombili yanaklı, umut taşıyan, sevimli bir kız. Proje iç içe
geçiyor yavaş yavaş ve zeytinin doğası gibi kendiliğinden şekil alıyor.</p>



<p>Bir yandan da zeytin çekirdeklerini biriktirmeye başlıyor
Hale. Sadece kendisi değil tüm çevresi yedikleri zeytinlerin çekirdeklerini
kavanoz kavanoz, torba torba Hale’ye getirmeye başlıyor. Yediği zeytinin
çekirdeğini atamaz hale geliyor çevresindekiler.</p>



<p>“Bu kadar çok zeytin çekirdeğini nasıl kıracağım diye
düşünüyordum. Çünkü bunlarla uğraştığımda başka hiçbir şey yapamıyorum, diğer
işlerime projelerime vakit kalmıyor. Çok sevdiğim mücevher ustası bir arkadaşım
var, çok sağ olsun bu arkadaşım cüzi miktarlara bana onları deliyor zaman
zaman. Sonrasında yine onların törpülenmesi, dezenfekte edilmesi yine inanılmaz
zaman alıyor. Kısacası çok üretilemiyor üretimi çok zor oluyor. Ama bilezik
haline geldiğinde o kadar güzel oluyor ki tüm emeğe değiyor.”</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/zeytin-perisi-zizi-ve-zeytin-bilezikleri-megaplus-dergisi-mart-2019-31.sayi-4.jpg" alt="Zeytin Perisi Zizi ve Zeytin Bilezikleri- Megaplus Dergisi Mart 2019 - 31. Sayı" class="wp-image-168" width="563" height="750" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/zeytin-perisi-zizi-ve-zeytin-bilezikleri-megaplus-dergisi-mart-2019-31.sayi-4.jpg 750w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/zeytin-perisi-zizi-ve-zeytin-bilezikleri-megaplus-dergisi-mart-2019-31.sayi-4-225x300.jpg 225w" sizes="auto, (max-width: 563px) 100vw, 563px" /></figure></div>



<div id="hikayenin-devami" class="index-title"></div><h3 class="wp-block-heading">Hikayenin devamı</h3>



<p>Çocukların çok fazla masal dinlemesi gerektiğine inanıyor
Hale. Çok fazla masal dinlemeyen çocukların büyüdüklerinde yalanlara daha kolay
inanacağını düşünüyor. Zeytin Perisi Zizi yavaş yavaş şekillenirken Hale’de,
hikaye de doğal bir şekilde oluşmaya başlıyor. </p>



<p>Doğanın en gerçek hali yazdırıyor Hale’ye hikayeyi;
Karatavuk kuşları zeytinleri yiyor, kursaklarında kırıyor, tohumları onların
dışkısında karışıp doğaya gübrelenerek çıktığı için çok rahat büyüyor zeytin
ağaçları. Zeytin çekirdeğini alıp dikersen hiçbir şey çıkmaz gerçekten de. Onu
kırmak ve bekletmek gerekir. Hikayede de Karatavuk kuşları senin yerine bunu
yapıyor.</p>



<p>“Atölyedeki çocuklar Zizi’yi inanılmaz sevdiler.
Çizdikleri resimde bir ağaç varsa mutlaka yanına bir Zizi çiziyorlar bu ağacı
korusun diye. Hepsi Zizi’yi kendilerine göre çiziyorlar; hepsinin Zizi’si
farklı.” </p>



<h3 class="wp-block-heading">Her bir bilezik bir
mücevher gibi </h3>



<p>Bunca zahmetli bir üretim süreci varken, zeytin
çekirdeklerinin işlenmesiyle oluşan Zizi bilezikleri çok da değerini bulmuyor
aslında. Oysa her bir zeytin çekirdeği bir mücevher gibi işlem görüyor. Çok
sert ve zor bir malzeme, işi bilmek gerekiyor. </p>



<p>“Çok çalıştım, çok emek verdim, çok ucuza satmak zoruma
gidiyor ama gidebildiği fiyata gidiyor çare yok. Ben bunun ileride çok iyi bir
projeyle buluşup çocuklar için bir fon olacağına inanıyorum, bugün Işık’ı
okutur, yarın başka çocuğu okutur. Bunu çok gönülden diliyorum, umarım olur.”</p>



<p>Biz de gönülden diliyoruz. Yolun açık olsun Zizi. Ölümsüz
ağacın çekirdekleri olarak takıldığın her bileğe güç ver.</p>



<p><strong><em>Instagram:  <a href="https://www.instagram.com/zizibilezikleri" target="_blank" rel="noreferrer noopener" aria-label="/zizibilezikleri (yeni sekmede açılır)">/zizibilezikleri</a></em></strong></p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/zeytin-perisi-zizi-ve-zeytin-bilezikleri-149">Zeytin Perisi Zizi ve Zeytin Bilezikleri</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/zeytin-perisi-zizi-ve-zeytin-bilezikleri-149/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
