<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>TRT | MegaPlus Dergisi</title>
	<atom:link href="https://megaplus.com.tr/etiket/trt/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://megaplus.com.tr</link>
	<description>Magazin, Aktüalite ve Yaşam Dergisi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Jan 2020 06:08:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/favicon.ico</url>
	<title>TRT | MegaPlus Dergisi</title>
	<link>https://megaplus.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi – 2</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-4830</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-4830#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MegaPlus]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jan 2020 06:05:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[39. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Radyo Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Tunçağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=4830</guid>

					<description><![CDATA[<p>Radyo Günleri Ümit Tunçağ tuncagu@gmail.com Bir önceki sayıdaki yazımın kısa bir özeti ile başlayayım anlatımıma… “Gidip Avrupa’nın ünlü Diskjokeyleri ile konuşalım. Onlar da geride bırakacağımız 1978 yılı içindeki en sevdikleri parçayı TRT-3 dinleyicilerine armağan etsinler” fikriyle yola çıkmıştık. Sebla Özveren Almanya’ya, Nejat Çetinok Fransa’ya, ben de Hollanda ve İngiltere’ye gidecektim. Geçen sayı Hollanda serüvenimi anlatmıştım. &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-4830">Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi – 2</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-media-text alignwide" style="grid-template-columns:25% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img decoding="async" width="833" height="1024" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-833x1024.jpg" alt="Ümit Tunçağ radyo günleri, megaplus dergisi 35. sayı" class="wp-image-2192" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-833x1024.jpg 833w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-244x300.jpg 244w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-768x944.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2.jpg 1200w" sizes="(max-width: 833px) 100vw, 833px" /></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p class="has-large-font-size"><strong>Radyo Günleri</strong></p>



<p class="has-medium-font-size"><strong>Ümit Tunçağ</strong></p>



<p><em>tuncagu@gmail.com</em></p>
</div></div>



<p></p>



<p>Bir önceki sayıdaki <a href="https://megaplus.com.tr/unlu-diskjokeylerle-soylesi-4204"><strong>yazımın </strong></a>kısa bir özeti ile başlayayım anlatımıma… “Gidip Avrupa’nın ünlü Diskjokeyleri ile konuşalım. Onlar da geride bırakacağımız 1978 yılı içindeki en sevdikleri parçayı TRT-3 dinleyicilerine armağan etsinler” fikriyle yola çıkmıştık. Sebla Özveren Almanya’ya, Nejat Çetinok Fransa’ya, ben de Hollanda ve İngiltere’ye gidecektim. Geçen sayı Hollanda serüvenimi anlatmıştım. Şimdi sıra İngiltere’de… Avrupa’nın en ünlü DJ’lerinin bulunduğu BBC’ye gidecektim. İlginçtir, askerden döndükten sonra 1975’te İzmir Televizyonunun ilk yarışma programı “Kim Kim”i sunarken, sevgili dostum Bektaş Türk Hey dergisi adına benimle bir röportaj yapmıştı. Ben de o tarihte “Avrupa’lı DJ’lerle röportaj yapmak istiyorum” demiştim. (DJ 1)</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-2.jpg"><img decoding="async" width="560" height="548" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-2.jpg" alt="Ümit Tunçağ, TRT Radyo, Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi, Megaplus dergisi 39. sayı" class="wp-image-4832" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-2.jpg 560w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-2-300x294.jpg 300w" sizes="(max-width: 560px) 100vw, 560px" /></a></figure>



<p>İşte,
hayalim gerçekleşiyordu. BBC’nin kapısına gidip TRT’den getirdiğim yazıyı yetki
kişilere gösterdiğimde, beni hemen radyonun müzik yayınlarından sorumlu
görevlisine götürdüler. Kısa bir söyleşimiz oldu kahvelerimizi içerken. Ona
yaptığımız programı ve bunun içinde benim ne yapacağımı, ayrıca
meslektaşlarımdan ne istediğimi anlattım. Benden kısa bir izin istedi. Günlük
yayın çizelgesine baktı ve “Bugün 3, yarın da 4 arkadaşımızla bu işi
halledebiliriz” dedi. “Size bir stüdyo ve teknisyen vereceğim. Kayıtlarınızı
orada yaparsınız” diye de ekledi. Bende kalp Selanik! Nasıl atıyor
bilemezsiniz? Merak ya, soracağım. “Kimlerle görüşebileceğim?” diye sorunca
sayıveriyor 7 ismi. Bir tanesi benim için çok önemli. Çocukluğumdan o yana BBC
Radyo’da dinlediğim Tony Blackburn! Onunla görüşmemiz bir gün sonra. Haaa, aynı
gün bir tanıdık daha var. 1977 yılında Türkiye, Eurovision Şarkı Yarışması’na
katılmamış ama TRT beni (radyo) ve Bülend Özveren’i (televizyon) anlatımı için
Londra’ya yollamıştı. (zengin ve ileri görüşlü yollarımız!) Fransa’dan Marie
Myriam “L’oiseau et l’enfant” adlı parçayla birinciliği kazanmıştı. Ben yarışma
bittikten sonra bir haftalık yıllık iznimi alarak, hem kenti gezip tiyatro ve
sinemalara gitmek, hem de BBC’deki meslektaşlarımla tanışma fırsatını
yaratmıştım kendime. Bu bağlamda o sırada BBC’de sabah programları yapan
(09.00-11.00) Simon Bates adlı dostumla birlikte olup onun programına konuk
olmuştum. (Bir başka yazımda da 1982’de yine Eurovision’u sunmak için
gittiğimde, onunla yayında “Geceyarısı Ekspresi” üzerine yaptığımız konuşmayı
anlatırım)</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-4.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="360" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-4.jpg" alt="Ümit Tunçağ, TRT Radyo, Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi, Megaplus dergisi 39. sayı" class="wp-image-4834" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-4.jpg 640w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-4-300x169.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-4-390x220.jpg 390w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></figure>



<p>Neyse, fazla
uzatmadan heyecanlı anlara geçelim. Yönetici (inanın adını hatırlamıyorum) bana
söz verdiği gibi, hem stüdyoyu ayarladı, hem de teknisyeni… İlk konuğum Alan
Freeman oldu, (A.F 1) kısa bir aradan sonra gür sakalları ile Dave Lee Travis(D.L.T.
2) stüdyoya geldi. Her ikisine de geride bırakmakta olduğumuz yılın ‘onlar
için’ 1 numaralı plağını sordum ve TRT-3 dinleyicileri için çalmaları sağladım.
Öğle yemeği arasından sonra günün son konuğu, kendi programına başlamadan önce
Paul Gambaccini geldi stüdyoya. (P.G 3) Bugün bile çok matrak, çok esprili bir
adam olduğunu anımsıyorum. Galiba iki buçuk sularıydı. İlk günkü işimiz
bitmişti. Genç teknisyen dostumuzdan ayrılıp bir gün sonraya randevulaştık. Hiç
unutmuyorum, ayaklarım yere değmiyordu herhalde dışarı çıktığımda. Görevimin nerdeyse
yarısını bitirmiştim. Fırladım Londra sokaklarına – dışarda kahredici bir
yağmur yağıyordu – (Hah hah ha), bir süre başıboş dolaştım, sonra kendime güzel
bir film ikram ettim. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-3.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="810" height="539" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-3.jpg" alt="Ümit Tunçağ, TRT Radyo, Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi, Megaplus dergisi 39. sayı" class="wp-image-4833" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-3.jpg 810w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-3-300x200.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-3-768x511.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 810px) 100vw, 810px" /></a></figure>



<p>Bir gün
sonra yine ayarlanan stüdyomdaydım. Birçok kişiyi tanıyordum artık
koridorlarda. Bir süre sonra ilk konuğum Gary Davies katıldı bize. (G.D. 4) O
da sempatik bir çocuktu. “Ben Simon’dan sonra giriyorum yayına ama önce sana
geldim” dedi. Onunla işimiz bitince teknisyen arkadaş Paul Burnett’e telefon
etti. Bana da “İşiniz bitince, ben odamdayım. Arayın hemen gelirim” dediğini
söyledi. Çok sevindim tabii… Bu arada anların meslek disiplinlerine de hayran
kaldım. Paul da geldi. (P.B. 5) Onunla bir hayli sohbet ettik. Saat 11.00’de
yayından çıkacak Simon’ı bekliyorduk. Simon Bates yayınını bitirdikten 7-8
dakika sonra stüdyomuza geldi. (S.B. 6) Beni hatırladı, aynı yılki
buluşmamızdan. Olayımızı ona da aktardım. Çok mutlu oldu. “Neyse, desenize
sesimizi bir de Türkiye’ye duyuracağız” diyerek sevincini belli etti. Hiç
unutmuyorum, yılın parçası olarak Hot Chocolate grubundan “So You Win Again”
parçasını çaldı. İşimiz bitince “Hadi” dedi, sana BBC tesislerinde bir yemek
ısmarlayayım. Birlikte yemeğimizi yedikten sonra, vedalaştık bir kaz daha
görüşme umuduyla…</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-6.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="624" height="351" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-6.jpg" alt="Ümit Tunçağ, TRT Radyo, Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi, Megaplus dergisi 39. sayı" class="wp-image-4836" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-6.jpg 624w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-6-300x169.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-6-390x220.jpg 390w" sizes="auto, (max-width: 624px) 100vw, 624px" /></a></figure>



<p>Son konuğuma gelmişti sıra. Tony Blackburn saat 14.00’te, tam söz verdiği saatte geldi. (T.B. 7) İşte Tony karşımdaydı. Kalbimin deliler gibi attığına dair bahse girebilirim. Merhabalaştık. Kendisine olan hayranlığımı önce anlattım. Sonra da stüdyoda yapacağımızı… Onun 1 numaralı parçasını da unutmadım. Talking Heads’den “PsychoKiller”ı çalmıştı bizlere. “TRT-3 için çalıyorum diyerek”… Bu anonsu tün DJ’lerden hem de Türkçe almıştım. Benim ona ilgimi görünce, “Gel istersen bir kahve içelim odamda” diyerek beni davet etti. Ben de o saate kadar kaydettiğimiz 7 meslektaşımın seslerini bir banda toplayarak yanıma aldım, teknisyen arkadaşa teşekkür ettim ve onun odasına gitti. Sorunca, bana kısaca kendi yaşam öyküsünü anlattı. Bir pratisyen doktor baba ve hemşire bir annenin oğluydu. Çok kısa bir şarkıcılık denemesinden sonra korsan radyo yayını yapan Radio Carolina’da 1964 yılında çalışmaya başladığını, oradan da Radio 1’e geçtiğini söyledi. Bu arada Televizyon’da da “Top of ThePops”ın sunuculuğunu yapıyordu. </p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-7.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="968" height="726" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-7.jpg" alt="Ümit Tunçağ, TRT Radyo, Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi, Megaplus dergisi 39. sayı" class="wp-image-4837" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-7.jpg 968w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-7-300x225.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-7-768x576.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 968px) 100vw, 968px" /></a></figure>



<p>Radyodaki öğleden sonra programına yeni başlamıştı (1967 Kasım) Daha anlatacağı çok şey vardı ama bana Türkiye, radyoda çaldığımız parçalar ve türleri hakkında sorular sordu. Ben yaptığım programlardan söz ederken “Soul Dünyasından” adlı yapımımı söyleyince, çok şaşırdı ve “Biliyor musun, ben de Radio 1’de önce Pop müzik, daha sonra da Soul müzik programları yaptım. Diana Ross’un “I’m Still Waiting” adlı parçasını 1 numaraya yükseltmiştim” diye ekledi gülerek. Benden 5 yaş büyük, hayranı olduğum meslektaşımın yanından ayrılmadan önce, deneyimi nedeniyle son bir soru sordum. “Tony” dedim. “Ben yıllardır radyo ve ayrıca senin gibi televizyon programları sunuyorum. Ne zaman radyodaki program sinyalim, ya da televizyonda sahne amirinin ‘son, üç, iki, bir’ diye geri sayımı oluyor, benim de kalbim neredeyse ağzıma geliyor. Ne dersin?”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-5.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="640" height="360" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-5.jpg" alt="Ümit Tunçağ, TRT Radyo, Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi, Megaplus dergisi 39. sayı" class="wp-image-4835" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-5.jpg 640w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-5-300x169.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/umit-tuncag-unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-megaplus-39-5-390x220.jpg 390w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></figure>



<p>Değerli
okurlarım, Tony Blackburn’ün söyledikleri bugün hala kulaklarımda… “Bak dostum,
O HEYECANI DUYMADIĞIN AN MESLEĞİ BIRAK!”</p>



<figure class="wp-block-image size-large"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/YAYIN-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/YAYIN-1-1024x768.jpg" alt="" class="wp-image-4838" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/YAYIN-1-1024x768.jpg 1024w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/YAYIN-1-300x225.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/YAYIN-1-768x576.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/YAYIN-1.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></figure>



<p>Sonunda, üç
arkadaş, dört değişik ülkeden getirdiğimiz DJ sunumları ve o yılın en gözde
parçalarından oluşan programımızla hayli ilgi topladık. (YAYIN 1) </p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-4830">Ünlü Diskjokeylerle Söyleşi – 2</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/unlu-diskjokeylerle-soylesi-2-4830/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TRT&#8217;deki Karanlık Yıllarım</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/trtdeki-karanlik-yillarim-3659</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/trtdeki-karanlik-yillarim-3659#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MegaPlus]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Oct 2019 07:01:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[37. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Radyo Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Tunçağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=3659</guid>

					<description><![CDATA[<p>Radyo Günleri Ümit Tunçağ tuncagu@gmail.com Şimdi ben de böyle bir başlık görsem hemen sorarım, “Ne demek karanlık yıllar?” diye&#8230; Sözü uzatmadan iki tarih vereceğim; 12 Mart ve 12 Eylül&#8230; Bugünün gençlerine hiçbir şey ifade etmeyecek bu iki tarihle ilgili anılarıma geçmeden, yurdumuzda “ordunun yönetme el koymasının” biz TRT çalışanları için ne anlama geldiğini de bilmeyenler &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/trtdeki-karanlik-yillarim-3659">TRT’deki Karanlık Yıllarım</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-media-text alignwide" style="grid-template-columns:25% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img loading="lazy" decoding="async" width="833" height="1024" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-833x1024.jpg" alt="Ümit Tunçağ radyo günleri, megaplus dergisi 35. sayı" class="wp-image-2192" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-833x1024.jpg 833w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-244x300.jpg 244w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-768x944.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 833px) 100vw, 833px" /></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p class="has-large-font-size"><strong>Radyo Günleri</strong></p>



<p class="has-medium-font-size"><strong>Ümit Tunçağ</strong></p>



<p><em>tuncagu@gmail.com</em></p>
</div></div>



<p></p>



<p>Şimdi ben de böyle bir başlık görsem hemen sorarım, “Ne
demek karanlık yıllar?” diye&#8230; Sözü uzatmadan iki tarih vereceğim; 12 Mart ve
12 Eylül&#8230; </p>



<p>Bugünün gençlerine hiçbir şey ifade etmeyecek bu iki tarihle
ilgili anılarıma geçmeden, yurdumuzda “ordunun yönetme el koymasının” biz TRT
çalışanları için ne anlama geldiğini de bilmeyenler için açıklamalıyım.
Türkiye’de ihtilaller, TRT ele geçirilerek halka anons edilirdi. Ya 27 Mayıs’ta
olduğu gibi, bir albay çıkar “ordunun yönetme el koyduğu”na dair bildiriyi okur,
ya da sonraki yıllarda olduğu gibi, değerli bir haber spikerimize “zorla”
okutulurdu. Bu metnin okunmasıyla birlikte yalnızca ülke yönetimine değil,
TRT’ye de “el konulur”du. İşte böyle başlardı “karanlık günler”. </p>



<p>O günleri anlatmadan önce son bir ayrıntıya değinmek istiyorum.
Ben yaşamım boyunca bıyık ve sakal bırakmayı hiç “sevmedim”. Bu yazımla
birlikte sizlerle paylaştığım resimleri gördüğünüzde, o iki resmin de bu
karanlık yılları unutmamak için bıraktığımı söylemeden edemeyeceğim. </p>



<p>Evet, gelelim karanlık yıllarıma&#8230; </p>



<p>12 Mart ihtilali ile birlikte idareyi ele alan ordu
elemanları, ilk iş olarak, her kurumda olduğu gibi, TRT’de de “sol görüşlü”
kişileri mimlemeye başladılar. Henüz mesleğinin çiçeği burnunda ama 68
kuşağının bir temsilcisi olan ben de, bu furyanın içine alındım. Birçok program
teklifim reddedilirken, bir yandan da idare tarafından baskı altında tutuldum.
Yalnızca bir şeyi unutmuşlardı. 1971’de İzmir’de düzenlenecek unutulmaz Akdeniz
Oyunları’nı… Ellerinin altında hem İngilizce, hem de Fransızca tercümeleri
yapacak elemana gereksinim vardı. Haber merkezi – ki yayın sorumluluğu
onlardaydı – beni göreve çağırdı. 6-17 Ekim 1971 tarihleri arasında yapılan
oyunlarda ben de yer alacaktım. Hemen bir ayrıntıyı da paylaşmak isterim. O
yıllarda TRT’deki görevine Ankara’daki Spor Servisi’nde başlayan çok değerli
dostum, meslektaşım, araştırmacı gazeteciğin simgesi Uğur Dündar da o ekip
içindeydi. İngilizce konuşanların dışında, pek çok Frankofon (Fransızca konuşan
ülkeler) sporcuları ile röportajları ben yaptım. Çevirileri ile birlikte
yayınlandı. Beni neredeyse yayından çeken askeri idari, tam anlamıyla
taçlandırmıştı. Eh, yayıncılık da buydu zaten. Her işte olduğu gibi; konuşandan
çok, iş yapan kazanıyordu. </p>



<p>12 Eylül ise, daha acı anılarla dolu&#8230; 1973-1975 yılları
arasında askerliğin yedek subaylık bölümünü Milli Savunma Bakanlığı Plan
Program Daire Başkanlığı’nda, hem de paşanın emir subayı olarak yapan ben,
TRT’ye döndükten sonra, hem radyo hem de İzmir’de yeni başlayan televizyon
yayınlarının ilk sunucularından biri olmuştum. Meslekteki yükselişim hızla
sürüyordu. Bu arada meslektaşlarımla dayanışma örgütü olarak kurulan TRTDER’in
de kurucuları arasında yer almıştım. </p>



<p>Tüm örgütsel etkinliklere katlıyor, meslek iş ahlakını
(bugün hiç kalmayan) yükseltmeye çaba gösteriyorduk. Ve bu tempo içinde
günlerimiz sürerken 12 Eylül’de ordu yine yönetme “el koydu”! Radyo’nun başına
bir kurmay albay geldi ve başladı personel kıyımına&#8230; Merkez’den de gelen
emirle 101 arkadaşımız, meslektaşımız, başka bakanlıklarda mecburi göreve
yollandılar. Sonradan öğrendiğime göre, aslında sayının 300’ün üzerinde
olduğunu söylüyorlardı ama bazı “içlerinde meslek sevgisi olan” ve yönetimde
tutulan kişiler, bu sayının artmasını önlemişti! </p>



<p>Görevde kalanlara da bir şeyler yapmalıydılar… İlk işleri,
“seslerinizi tekrar denetliyoruz” diyerek, konuşma bantlarımızı Ankara’ya
yolladılar. Ve bizim “çok değerli” spiker kardeşlerimizden kurulu bir heyet,
sesimizi ve Türkçemizi “yayına uygun bulmadılar”. Yani o güne kadar 1000’e
yakın radyo, 100’e yakın (hem de canlı) program sunan ben, Türkçeyi ve
konuşmayı unutmuştum! </p>



<p>Bu garabet yetmedi; “sana klasik müzik programı veriyoruz”
diye güya beni bir kez daha cezalandırdılar. Oysa o güne kadar, pop müzik
dışında, TRT-1’de sabah, öğle ve akşamları hata gece canlı yayını yapan beni
böyle cezalandırmaları mümkün değildi. Kendi sözcüklerimle yazayım, “Bu
programları ben tırnağım ucuyla yaparım” dedim yöneticilerime&#8230; Bana TRT-1’in
bölgesel yayınında (ulusal da değil), hafa içinde, pek dinlenilmeyen saate, 30
dakikalık bir süre verdiler. “Aha,” dediler, “burada yap bir program”&#8230; </p>



<p>Önce hak verirsiniz ki, çok sinirlendim, çok üzüldüm ama
sonra “dinleyicilerimizi neden cezalandırayım ki?” dedim kendi kendime. Ve
kollarımı sıvadım&#8230; Adını bugün hatırlamadığım, galiba “Sizin seçtikleriniz”
olabilir, değişik bir klasik müzik programı tasarladım. Bir yarışma programı
olacaktı bu. Sokaktan bulduğum, bakkal, manav, ev hizmetlisi, seyyar satıcı,
belediye çöpçüsü gibi çeşitli meslek gruplarından kişiler seçtim. Onları
stüdyoya getrdi. Ve her seferinde klasik müziğin unutulmaz eserlerinden on
tanesini 30’ar saniye dinlettim onlara. Sonunda da, “en beğendiğiniz 3 tanesini
bana yazın” dedim. Ortaklaşa olarak, en yüksek puanı alan 3 tanesini de “o
günün en sevilen klasik müzik parçası” ilan ettim. Bu sıraya en yakın tahminde
bulunanı da, o günün galibi diye anons ettirdim. Böylece 13 haftanın sonunda
(program yalnızca bir yayın dönemi için verilmişti) galiplerle bir final yayını
yaparak ilk üç değerlendirmesine ulaştım. </p>



<p>O son hafa, sıra armağan verilmesi gelmişti. Yöneticilere
gittim. “Bu finalistlere bir armağan vermemiz gerekiyor. Ne düşünürsünüz?” diye
sorunca, “Bizim böyle bir bütçe paramız yok” diye beni başlarından savdılar.
Burası TRT idi. Anlı şanlı bir kurum ne olursa olsun, yarışmacılarına bir
şeyler vermeli diyerek, Kültür Bakanlığının hediyelik eşyalar satan dükkanına
gittim ve çeşitli boylarda “bakır semaver” satın alarak (o gün toplam 100 lira
para vermiştim cebimden) yarışmacılara program sonunda o armağanları verdim. </p>



<p>Sonunda ne oldu biliyor musunuz? Müzik Daire Başkanlığı o
programımı “Yılın En Başarılı Klasik Müzik Programı” ilan et. Aaaa, tabii bunu
açıkça yazıyla yapamadılar. Daire Başkanımız beni bizzat telefonla arayarak
kutladı ve “iyi dileklerini” sundu! Ben de sonunda kendisine bana bu program
verildiğinde söylediğim aynı sözcüklerle cevap verdim. “Bu programları ben tırnağım
ucuyla yaptım”. </p>



<p>Son not: Bugünlerde bile sakalım iki gün uzasa, o karanlık
günleri anımsayarak hemen kesiyorum.</p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/trtdeki-karanlik-yillarim-3659">TRT’deki Karanlık Yıllarım</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/trtdeki-karanlik-yillarim-3659/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ah Ne Günlerdi Onlar…</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/ah-ne-gunlerdi-onlar-2191</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/ah-ne-gunlerdi-onlar-2191#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MegaPlus]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Jul 2019 06:40:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[35. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Radyo Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[TRT]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Tunçağ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=2191</guid>

					<description><![CDATA[<p>Radyo Günleri Ümit Tunçağ tuncagu@gmail.com Ben Türkiye’de bir şeye çok inanıyorum. Resmi ve özel kurumlarda bazı zamanlarda öyle – birbirini tanımayan – insanlar bir araya gelir ki, yıllardır sürdürülmekte olan düzeni değiştirir ve bir anlamda “devir” yaratırlar. İşte, biz de öyle bir takımdık… 1967 yılında TRT İzmir Radyosu’nun “Hafif Batı Müziği prodüktörlüğü” için açtığı sınav, &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/ah-ne-gunlerdi-onlar-2191">Ah Ne Günlerdi Onlar…</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-media-text alignwide" style="grid-template-columns:25% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img loading="lazy" decoding="async" width="833" height="1024" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-833x1024.jpg" alt="Ümit Tunçağ radyo günleri, megaplus dergisi 35. sayı" class="wp-image-2192" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-833x1024.jpg 833w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-244x300.jpg 244w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2-768x944.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/umit-tuncag-radyo-gunleri-megaplus-dergisi-35.sayi-2.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 833px) 100vw, 833px" /></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p class="has-large-font-size"><strong>Radyo Günleri</strong></p>



<p class="has-medium-font-size"><strong>Ümit Tunçağ</strong></p>



<p><em>tuncagu@gmail.com</em></p>
</div></div>



<p></p>



<p>Ben Türkiye’de bir şeye
çok inanıyorum. Resmi ve özel kurumlarda bazı zamanlarda öyle – birbirini
tanımayan – insanlar bir araya gelir ki, yıllardır sürdürülmekte olan düzeni
değiştirir ve bir anlamda “devir” yaratırlar. İşte, biz de öyle bir takımdık…
1967 yılında TRT İzmir Radyosu’nun “Hafif Batı Müziği prodüktörlüğü” için
açtığı sınav, birbirini (benim Ali Kocatepe’yi tanımam dışında) daha önce
görmemiş 10’a yakın İzmirliyi bir araya getirdi. Temmuz’da açılan sınavı
kazanmış, Ağustos ve Eylül aylarında yoğun bir kurs/eğitim sürecinden geçmiş,
sonunda tekrar yapılan bir sınavla (bugünlerdeki işe alımlara ne de çok
benziyor değil mi?) TRT’nin radyo program yapımcıları olmuştuk.</p>



<p>Ben en küçükleri idim
ve TRT’nin sınavla prodüktörlük hakkını 19 yaşımda kazanmıştım. Bu arada
özellikle belirtmek isterim, bizi ilk ve son olarak, “lise mezunu ve dil bilen”
özelliklerimizle seçmişlerdi. Aramızda bir tek Akın Aksel, SBF mezunu olarak
kazanmıştı sınavı… Sonuç olarak, 19-21 yaş aralığında kişiler, İzmir’de
Türkiye’nin batı müziği politikasını “tayin etmek üzere” seçilmişti sanki… Bunu
o günlerde – herhalde gençliğimizden olsa gerek – hemen anlayamamıştık. Ama bir
iki yıl içinde tüm Türkiye’de, TRT İzmir Radyosunun “o muhteşem kadrosu” diye
anılır olmuştuk…</p>



<p>Aslında nedeni gayet
basitti. O günlere kadar TRT radyolarında popüler müziği, hem Türk hem de Batı
müziğini, üç önemli kişi (sonraki adıyla) Diskjokey yönlendiriyordu. Fecri
Ebcioğlu, Sezen Cumhur Önal ve Engin Arman… Yaşları bizlerden 10-15 yaş büyük
olan bu abilerimiz programlarında, Popüler müzikte daha çok Fransızca,
İtalyanca ve biraz da İngilizce parçalara yer verirken, Türk popüler müziğinde
genellikle sözlerini kendi yazdıkları yabancı parçaların Türkçe seslendirilmesine
yer veriyorlardı. Bizim servis şefimiz Bülend Özveren de özellikle Tom Jones,
Engelbert Humpendinck gibi günün İngiliz sanatçıları ve biraz da ABD liste
parçalarına yer veriyordu ve tabii ki onlardan daha güncel parçaları çalıyordu…</p>



<p>Biz devreye
girdiğimizde, sanki bir anda kendi içimizde bir sınıflandırma yaparak, birimiz
“Fransa’dan Müzik”, diğerimiz “İtalya’dan Müzik”, birimiz “Caz”, bir başkamız
(bunun Ali Kocatepe olduğunu anlamışsınızdır) “Türkçe parçalar” çalarken,
özellikle ben ve rahmetle andığım sevgili arkadaşım Reşat Nevruzlu, gençlerin
radyoda merakla beklediği Jimi Hendrix, Janis Joplin, Led Zeppelin, Deep
Purple, Uriah Heep gibi çağdaş ve güncel müziğin ilahlarını Türkiye
radyolarında “ilk kez” çalıyorduk. Bu çeşitlilik, o günlere kadar yalnızca
meraklıları tarafından evlerinde dinledikleri müziklerin, alenen Türkiye
Radyolarında çalınmaya başlamasını sağlıyordu. Doğal olarak kısa bir sürede bu
çeşitliliğimiz, İstanbul’da merkezleri bulunan dünyanın sayılı plak şirketi
temsilcilerinin de dikkatini çekti. Orada görev yapan sevgi ve saygıyla andığım
üç kişiyi de belirtmeden geçmek istemiyorum. Ergin Bener, Nino Varon ve Yeşil
Giresunlu&#8230; Onlar da bizim farklılığımızı anlayarak, Amerika, İngiltere,
Fransa ve İtalya’da piyasaya çıkan ve onlara ulaşan plakları, zaman geçirmeden,
hatta daha sonraları paketlerini açmadan bize yolluyor ve İzmir’de ilgi gören,
müzikçilerin tabiriyle, “listelere giren” plakları Türkiye’deki müzikseverlerin
beğenisine sunuyorlardı.</p>



<figure class="wp-block-image"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/Ali-Bulent-Hulya-Resat-Akin-umit-Renin-Sebla-trt-radyo-gunleri-megaplus-35.sayi-1.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="625" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/Ali-Bulent-Hulya-Resat-Akin-umit-Renin-Sebla-trt-radyo-gunleri-megaplus-35.sayi-1-1024x625.jpg" alt="Ümit Tunçağ radyo günleri, megaplus dergisi 35. sayı" class="wp-image-2194" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/Ali-Bulent-Hulya-Resat-Akin-umit-Renin-Sebla-trt-radyo-gunleri-megaplus-35.sayi-1-1024x625.jpg 1024w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/Ali-Bulent-Hulya-Resat-Akin-umit-Renin-Sebla-trt-radyo-gunleri-megaplus-35.sayi-1-300x183.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/Ali-Bulent-Hulya-Resat-Akin-umit-Renin-Sebla-trt-radyo-gunleri-megaplus-35.sayi-1-768x469.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/07/Ali-Bulent-Hulya-Resat-Akin-umit-Renin-Sebla-trt-radyo-gunleri-megaplus-35.sayi-1.jpg 1288w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a><figcaption>Soldan Sağa: Ali, Bülent Hülya, Reşat, Akın, Ümit, Renin, Sebla</figcaption></figure>



<p>Yalnızca biz miydik bu yeniliği
sürükleyen? Tabii ki hayır! Ankara’da İzzet Öz ve Yavuz Aydar, İstanbul’da da
Nejat Çetinok dostlarımız aynı gençlik rüzgarının önde gelen isimleri
oluyorlardı… Bu kadar ismi sayınca, şimdi diyeceksiniz ki, “Peki siz
kimlerdiniz?” Onu da yazımın sonuna bıraktım galiba… Servis şefimiz Bülend
Özveren, yapımcılar; Renin Faralyalı (Gül/Batıgün), Sebla Özkantarcı (Özveren),
Bülent Gül, Hülya Güngör (Tunçağ), Ali Kocatepe, Reşat Nevruzlu, Akın (Ajlan)
Aksel ve ben Ümit Tunçağ&#8230; Daha sonra aramıza katılan Ayşe Keresteci ve Tülay
İlter (Sunar)&#8230; Klasik batı müziği departmanını da boş geçmeyeyim. Servis Şefi
Şekür Ertüzün, yapımcılar; Meral İyriboz, Adnan Polge ve Neşe Ertüzün
(Bilginer)</p>



<p>İşte, böyle idi bir zamanların TRT İzmir
Radyosu’nun batı müziği “A Takımı”… Aaaah! Ne günlerdi onlar…</p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/ah-ne-gunlerdi-onlar-2191">Ah Ne Günlerdi Onlar…</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/ah-ne-gunlerdi-onlar-2191/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
