<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>27. Sayı | MegaPlus Dergisi</title>
	<atom:link href="https://megaplus.com.tr/etiket/27-sayi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://megaplus.com.tr</link>
	<description>Magazin, Aktüalite ve Yaşam Dergisi</description>
	<lastBuildDate>Wed, 19 Jun 2019 09:40:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/favicon.ico</url>
	<title>27. Sayı | MegaPlus Dergisi</title>
	<link>https://megaplus.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>SOFRA MUHABBETİ: Biraz Müzik… Biraz Yemek…</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/sofra-muhabbeti-biraz-muzik-biraz-yemek-989</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/sofra-muhabbeti-biraz-muzik-biraz-yemek-989#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sibel KÖROĞLU]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Nov 2018 20:28:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[27. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Sibel KÖROĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[Sofra Muhabbeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=989</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sibel KÖROĞLU MegaPlus Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Bu ayki konumuz müzik. Konuklarımız Positive Live Project Kurucusu HAKAN BİÇER, İzmir Express Orkestrası Kurucusu ÇAĞDAŞ ÇINAR ve İzmir Big Band Kurucularından EMRAH SAYIN.&#160; Bu ay yine Kordon Ümitköy Balıkçısı KORAY MAYTALMAN’ın konuğu olduk. Kendisine çok teşekkür ediyoruz. Sofra Muhabbeti’miz klasik sound check sesleriyle başladı ve bir süre &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/sofra-muhabbeti-biraz-muzik-biraz-yemek-989">SOFRA MUHABBETİ: Biraz Müzik… Biraz Yemek…</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-media-text alignwide" style="grid-template-columns:21% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img decoding="async" width="225" height="230" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/sibel-koroglu-megaplus-dergisi-genel-yayin-kordinatoru.jpg" alt="Sibel KÖROĞLU - MegaPlus Dergisi Genel Yayın Koordinatörü" class="wp-image-860"/></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p class="has-large-font-size">Sibel KÖROĞLU</p>



<p><strong><em>MegaPlus Dergisi Genel Yayın Yönetmeni</em></strong></p>
</div></div>



<p>Bu ayki konumuz müzik. Konuklarımız Positive Live Project
Kurucusu HAKAN BİÇER, İzmir Express Orkestrası Kurucusu ÇAĞDAŞ ÇINAR ve İzmir
Big Band Kurucularından EMRAH SAYIN.&nbsp; Bu
ay yine Kordon Ümitköy Balıkçısı KORAY MAYTALMAN’ın konuğu olduk. Kendisine çok
teşekkür ediyoruz. Sofra Muhabbeti’miz klasik sound check sesleriyle başladı ve
bir süre sonra sahne keyfine dönüştü.</p>



<p>Kordon Ümitköy Balıkçısı KORAY MAYTALMAN’ın mükemmel ev
sahipliği ile gerçekleşen Sofra Muhabbeti’mize buyurunuz efendim;</p>



<p>A…a.. se.. a…&nbsp; ses bir ki… deneme … deneme…</p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong> Siz müzisyensiniz
galiba? Hepinizin ortak tutkusu müzik. Ama aynı zamanda da iyi arkadaşsınız,
doğru mu?</p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> Aslında dışarıda rakip
gözüksek de hiç öyle değiliz. Çok güzel bir arkadaşlığımız var ve biz bunu
başarabiliyoruz.</p>



<p><strong>Hakan Biçer:</strong> Gerçekten İzmir’de
bunu başarabilen ender müzisyenlerdeniz.</p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong> En eski orkestra
aranızda kimin?</p>



<p><strong>Hakan Biçer:</strong> <em>İzmir Express</em> en eskimiz. Biz Big
Band ile hemen hemen aynı yılda, 2011’de kurulduk.</p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong> 2011’den beri
varsınız. Grup olarak yol almak zor olsa gerek. Değişiklikler oldu mu grup
içersinde?</p>



<p><strong>Hakan Biçer:</strong> 2011’den beri Positive
Life var. ama farklı bir konseptte, tek solistle başladık. Şimdilerde konseptiz
daha farklı, daha da büyüdük. Farklı seslerde solistlerimiz var. eksilme değil
çoğalma oldu.</p>



<p><strong>Emrah Sayın:</strong> Çok sert olmamak
kaydıyla elbette değişiklikler oldu.</p>



<p>Sibel Köroğlu:
Başladığınızdan beri olan süreçte eğlence anlayışı değişti mi sizce?</p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> Gerçekten eğlence
anlayışı değişti. Mesela İzmir’de orkestra olarak sahne alacak mekan sıkıntısı
var. </p>



<p><strong>Emrah Sayın:</strong> Anlayış ciddi olarak
değişti. Beklentiler farklılaştı. Bütçeler çok önemli. Bizim gibi kalabalık
grupların bütçesini karşılayacak mekan yok hafta sonlarında maalesef. </p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> Sadece hafta
sonlarında değil, hafta içi bütçelerimiz daha uygun olmasına rağmen onda da
sıkıntı yaşıyoruz. Mekanlar canlı performanslar yerine DJ performanslarını
tercih ediyorlar. Tabi ki çok iyi DJ arkadaşlarımız var ama canlı müziğin tadı
başkadır.</p>



<p><strong>Emrah Sayın:</strong> Canlı müzik
tercihlerinde ucuz müzik seçimleri ortaya çıkıyor; bu da benim canımı sıkıyor.</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/sofra-muhabbeti-hakan-bicer-cagdas-cinar-emrah-sayin-megaplus-dergisi-27.sayi-1.jpg" alt="Sofra Muhabbeti, Positive Live Project Kurucusu HAKAN BİÇER, İzmir Express Orkestrası Kurucusu ÇAĞDAŞ ÇINAR ve İzmir Big Band Kurucularından EMRAH SAYIN, MegaPlus Dergisi 27. Sayı" class="wp-image-990" width="750" height="500" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/sofra-muhabbeti-hakan-bicer-cagdas-cinar-emrah-sayin-megaplus-dergisi-27.sayi-1.jpg 1000w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/sofra-muhabbeti-hakan-bicer-cagdas-cinar-emrah-sayin-megaplus-dergisi-27.sayi-1-300x200.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/sofra-muhabbeti-hakan-bicer-cagdas-cinar-emrah-sayin-megaplus-dergisi-27.sayi-1-768x512.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 750px) 100vw, 750px" /></figure></div>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> İzmir grupları
olmamıza rağmen Bursa, Antalya, İstanbul mekanlarında daha çok çalışıyoruz.
Oralarda daha çok izleyenimiz var. Şu an gazino sistemleri başladı oralarda.
Orkestra da o gazino konseptlerinde önemli.</p>



<p><strong>Sibel Köroğlu: </strong>Ya barlar?</p>



<p><strong>Emrah Sayın:</strong> O yaşı geçeli çok
oldu.</p>



<p><strong>Hakan Biçer:</strong> Gerçekten o yaşları
geçtik. Çalışma saatleri çok uzun, kazanılan para belli, gördüğümüz ilgi de
sıkıntılı. Üstüne üstlük ekiplerimiz kalabalık ve bu ekipleri sahne olarak
kaldırabilecek mekan yok.</p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong> İster istemez düğün
organizasyonları ve özel davetlerde mi daha çok yer alıyorsunuz?</p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> Mecburen. </p>



<p>Hakan Biçer: Bizim de
özel davetler daha çok sahne aldığımız etkinlikler oldu artık. </p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong> Müzik dışında başka
işleriniz var mı?</p>



<p><strong>Emrah Sayın:</strong> 9 Eylül Üniversitesi
Devlet Konservatuarında öğretim görevlisiyim. </p>



<p><strong>Çağdaş Çınar</strong>: Ben de bir süre özel
bir okulda müzik öğretmenliği yaptım ama grup kurulunca bıraktım.</p>



<p><strong>Hakan Biçer:</strong> Ben başka bir iş
yapmıyorum ama grubumda diş hekimi ya da belediye bandosunda görev yapan
arkadaşlarım var. ama benim maalesef böyle bir zamanım hiç yok.</p>



<p><strong>Emrah Sayın:</strong> Başka bir işle
uğraşmak aslında dezanavtaj. Enerjini tel bir yere veremiyorsun. Bence tek işte
kal Hakan.</p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong> Genel hayatınızda hep
bir müzik ritminiz var mı? Yemek yaparken, yerken, kitap okurken fonda bir
müziğiniz var mı?</p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> Ben ders çalışırken
müzik dinleyemezdim mesela. Çünkü ders yapmaz müziği dinlerdim. Aynı şey hala
devam ediyor. Kitap okurken hala müzik dinlemem. Çünkü müziğe giderim.</p>



<p><strong>Hakan Biçer:</strong> Ben de asla böyle bir
şey yapamam, müziğe takılırım.</p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> Benim durumum daha
vahim. Ben bir yere gidip eğlenemem bile. Çünkü gözüm sahneye takılır, kim ne
yapıyor, onu izlerim.</p>



<p><strong>Hakan Biçer:</strong> İşimiz bu olunca
direkt dikkat ve enerji sahneye gidiyor. Bende de bu var.</p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> Basgitar hangi
perdeden çalıyor, davulcu davulu patlatıyor mu; bunlara dikkat ederken
eğlenilmiyor tabi ki.</p>



<p><strong>Emrah Sayın:</strong> Terzi kendi söküğünü
dikemez hesabı; eğlendir ama eğlenememe…</p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong> Sıkıntılı bir durum
olsa gerek…</p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> O biraz da gittiğiniz
grupla alakalı.</p>



<p><strong>Hakan Biçer:</strong> Bence biraz alkol
seviyesiyle alakalı.</p>



<p><strong>Emrah Sayın:</strong> Müziğin tarzıyla
alakalı. Her müzikte eğlenemeyiz, öyle bir sıkıntı var.</p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong> Peki siz ne
dinlersiniz?</p>



<p><strong>Hakan Biçer:</strong> Çok geniş ve farklı
tarzlar dinliyoruz tabi. Ama iyi müzik olması şartıyla.</p>



<p><strong>Emrah Sayın:</strong> İyi müzik olması
önemli. Ama ben yine canlı müziğe geleceğim; oradaki bir armoni hatası beni
rahatsız ediyor mesela, dinleyemiyorum.</p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong> Başkasının
sahnesindeki aksilikleri görebiliyorsunuz. İçgüdüsel olarak gidip düzeltme
isteğiniz oluyor mu?</p>



<p><strong>Emrah Sayın:</strong> Tabi aynı sıkıntılar
bizlerin de başına gelebiliyor. O yüzden gözlemleyip onların nasıl aştığına
bakıyorum. Ama tabi gidip de müdahale etmiyorum.</p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong> Bireysel olarak müzik
yaptınız mı bu gruplarınızın dışında?</p>



<p><strong>Hakan Biçer:</strong> Ben bir dönem
Türkiye’nin çok büyük bir markasının orkestrasında perküsyoncu olarak görev
aldım. O markanın pek çok organizasyonunda yer aldım.</p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> Ben bir dönem bir
başkasının arkasında klavye çaldım. Emrah da öyle. Farklı müzisyenlere eşlik
ettiğimiz oldu. </p>



<p><strong>Sibel Köroğlu</strong>: Müzik gruplarını
ayakta tutmak zor. Siz uzun süredir bunu yapabilmeyi nasıl başarınız? </p>



<p><strong>Hakan Biçer:</strong> Gerçekten müzisyenler
duygusal insanlardır. Bu üç grubun da ilişkileri tahminimce çok iyi. Aile
gibiyiz. </p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> Bir de grubumuzdaki
ekip arkadaşlarımızla sözleşme gibi katı bağlayıcılar koymuyoruz. Aramızdaki
sadece gönül bağı. Bizi seven bizimle yürüyor zaten.</p>



<p><strong>Emrah Sayın:</strong> Bizim sahnemize ekip
ruhumuz ve sevgimiz çok iyi yansıyor. Bu nedenle kopmuyoruz.</p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> Bir de şöyle bir şey
var; İzmir’deki en genç ekipler biziz. Hem ekip çalışanları hem de ekip başı
genç. Bu da bir avantaj oluyor sanırım.</p>



<p><strong>Emrah Sayın:</strong> Orkestra kurucuları ve
çalanlar arasında yirmi otuz yaş, yani bir jenerasyon farkı oluyor. İşte o
noktada bir patron-çalışan ya da öğrenci-öğretmen ilişkisi oluşuyor. Biz ise
aynı yaş aralığında olduğumuz için ilişkiler daha sıcak ve kendiliğinden.
Patronluk değil liderlik yapıyoruz.</p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> Aynı yaş grubunda
olduğumuz için beyin fırtınası yapıp ortak çok güzel kararlar alabiliyoruz.</p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong> Sahnede her şey
yolunda giderken, millet de gayet güzel eğlenirken, müdahale etmeniz gereken
bir şeyler oluyor mu?</p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> Müdahale olmuyor da
biz olaya ayak uyduruyoruz.</p>



<p><strong>Emrah Sayın:</strong> Aslında ayak uydurmak
da müdahale etmek. Çünkü yanlışı doğrulaştırmak oluyor bizimkisi.</p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> Bizim mesela bizim
davulcumuz düştü bir kere sahneden.</p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong> O davulcu hala sizde
çalıyor mu?</p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> İnatla hem de.</p>



<p><strong>Hakan Biçer:</strong> Bizim de solistimiz
Pelin’in topuğu sıkıştı sahnede, orada kaldı.</p>



<p><em>(Bu arada yanımıza
Positive Life Project solisti Kübalı sevgili Ibis Maria Guarnduse Arce uğruyor.
Konu müzik olunca elbette o da oturuyor yanımıza.)</em></p>



<p><strong>Emrah Sayın:</strong>Bir keresinde otelde
çalışırken, kabloları kumların arasına yerleştirdiler. Program sırasında servis
elemanı kablolara takıldı ve tüm ses sistemi gitti. Haydi başlasın akustik! </p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> Hemen asma davulu
başlat; bando durumları.</p>



<p><strong>Emrah Sayın:</strong> Bir Balkan ekibi
oluşuverir, bir anda sanki konseptin bir parçasıymış havasına giriveriyoruz.</p>



<p><strong>Hakan Biçer:</strong> Elektrik dedin de,
Nazilli’de bir düğündeyiz. Tolga ve Pelin sahnede, çimlerde. Pelin çimde olduğu
için ayakkabılarını çıkarttı. Bir elektrik kaçağı varmış; tabi biz ayakkabılı
olduğumuz için hissetmiyoruz. Pelin ve Tolga el ele akımı tamamlayıp çarpılıyor
ve mikrofonları atıyorlar. Hemen DJ&nbsp;
performansa geçtik. Düğün sahibi iki gün sonra arayıp geçmiş olsun dedi
ve ekledi “hiç fark etmedik”.</p>



<p><strong>İbis:</strong> Pelin Tolga’dan
elektrik aldı. </p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong> Bütün ekip el ele
folklor ekibi gibi sallandık desene…</p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> İyi kötü pek çok komik
anımız var tabi ki. </p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong> Diyelim ki haftanın
yedi günü iş var; bu rutin sizi sıkıyor mu?</p>



<p><strong>Emrah Sayın:</strong> Evet rutin iş çok
sıkıcı oluyor.</p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> Bizim bir dönem altı
ay boyunca haftanın altı günü programımız vardı. Sonra bir arkadaşımız ameliyat
oldu ve gruptan kopmalar oldu. O dönem çok yordu. </p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong> Böyle kopma
durumlarında ya da acil hastalık durumlarında bir B planı var mı?</p>



<p><strong>Emrah Sayın:</strong> Dondurulmuş
solistlerimiz var, onların devreye sokuyoruz.</p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> İşte bu noktada bizim
dostluğumuz devreye giriyor ve birbirimize destek veriyoruz.</p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong> En zorlayıcı istek
neydi sahnede size gelen?</p>



<p><strong>Hakan Biçer</strong>: Bir keresinde bir
Azeri düğünündeydik ve ilginç bir düğündü. Sıkıntılıydı. Hiç bilmediğimiz bir
Azeri şarkıyı çaldık. Ama nasıl çaldık, gel bir de bize sor.</p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong> Sizleri en yakın ne
zaman ve nerelerde dinleyebiliriz?</p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> Uzaklardayız biz.
Antalya’dayız.</p>



<p><strong>Emrah Sayın:</strong> Biz de Antalya’dayız
bu aralar.</p>



<p><strong>Hakan Biçer:</strong> Biz boşuz bu ara; biz
de gelelim bari.</p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong> Yeni projeler var mı
peki?</p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> Var. Hem de çok güzel
bir projemiz var. Biz Hakan’la yeni bir oluşum içine girdik. Emrah da dolaylı
olarak işin içerisinde. İzmir’de müziğin doğru kişiler tarafından yapılması,
iyi müzisyenlerle çalışılması, her ihtiyaca uygun hitap edebilmek amacıyla Active
Entertainment Group çatısını oluşturuyoruz. Şirket gibi değil. Yine aslında
dostlukla dönen bir kaliteyi yukarı çekme çabası. Hak eden insanların doğru
noktada buluşması ve beklentilerin karşılanması. Geniş boyutlu bir vizyona
gitmek istiyoruz. İstanbul’da çok yapılan bir şey bu aslında. Gerçekten iyi
müzisyenlerin bir araya gelmesi çok doğru bir iş.</p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong> Ne zaman start
veriyorsunuz?</p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> Aslında start verdik.
Kafada her şey oturdu. Şekil belli. Bu bir orkestra gibi değil; bambaşka
şeyleri bir araya getiren sanat ve görselin bir arada olduğu bir çaba. İzmir’de
hiç olmayan ama yurt dışında ve İstanbul’da yapılan şovlar olacak. Bu konuyla ilgili
çok yoğun bir mesai içerisindeyiz. </p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong> Lansman ne zaman?</p>



<p><strong>Çağdaş Çınar:</strong> Bu yarın da olabilir.
Ama her şey dört dörtlük olsun istiyoruz. Bir iki ay içerisinde güzel bir
lansmanla merhaba diyeceğiz. Elbette bu lansmana siz de davetlimizsiniz.</p>



<p><strong>Sibel Köroğlu:</strong>
Ben şimdiden dergim ve kendim adına söz veriyorum ki basın sponsorunuz biz
olacağız. En yakın zamanda görüşmek üzere.</p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/sofra-muhabbeti-biraz-muzik-biraz-yemek-989">SOFRA MUHABBETİ: Biraz Müzik… Biraz Yemek…</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/sofra-muhabbeti-biraz-muzik-biraz-yemek-989/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Lüks Sizin İçin Tam Olarak Ne Anlam Taşıyor?</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/luks-sizin-icin-tam-olarak-ne-anlam-tasiyor-984</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/luks-sizin-icin-tam-olarak-ne-anlam-tasiyor-984#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MegaPlus]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Nov 2018 20:13:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[27. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Nihan Ergin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=984</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nihan Ergin Tanerler Owner / Broker &#8211; Startkey Life Gayrimenkul / Mavişehir İletişim: 0(232) 344 1 888 Artık efsane olmuş o meşhur film sahnesini&#160; bilmeyen yoktur; Audrey Hepburn (Holy) her sabah soluğu elinde sandviçi ile birlikte bir mücevher dükkânının kapısında alır. Ünlü Tiffany”s in vitrinindeki o essiz mücevherleri seyrederken günün birinde o mağazaya zengin bir &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/luks-sizin-icin-tam-olarak-ne-anlam-tasiyor-984">Lüks Sizin İçin Tam Olarak Ne Anlam Taşıyor?</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-media-text alignwide" style="grid-template-columns:20% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img loading="lazy" decoding="async" width="740" height="767" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/nihan-ergin-tanerler-startkey-life-gayrimenkul.jpeg" alt="nihan ergin tanerler, startkey life gayrimenkul" class="wp-image-4802" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/nihan-ergin-tanerler-startkey-life-gayrimenkul.jpeg 740w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2020/01/nihan-ergin-tanerler-startkey-life-gayrimenkul-289x300.jpeg 289w" sizes="auto, (max-width: 740px) 100vw, 740px" /></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p><strong>Nihan Ergin Tanerler </strong></p>



<p><strong><em>Owner / Broker &#8211; Startkey Life <br>Gayrimenkul / Mavişehir  <br>İletişim: 0(232) 344 1 888   </em></strong></p>
</div></div>



<p>Artık efsane olmuş o
meşhur film sahnesini&nbsp; bilmeyen yoktur;</p>



<p>Audrey Hepburn (Holy) her sabah
soluğu elinde sandviçi ile birlikte bir mücevher dükkânının kapısında alır.
Ünlü Tiffany”s in vitrinindeki o essiz mücevherleri seyrederken günün birinde o
mağazaya zengin bir kadın olarak girip alışveriş yapmayı hayal ederek ayaküstü
sandviçini yemeye devam eder.</p>



<p>Mağaza temsil ettiği
zenginlik ve dinginlikle Holy’e sükûnet veren tek yerdir.</p>



<p>Evet, “Breakfast at Tiffany’s
-Tiffany de Kahvaltı -filmi kadın erkek fark etmez herkesin içindeki pırıltılı
hayatlara markalara duyulan özlemi anlatmayı başaran en iyi sahnelerden birini
defalarca izletmiştir bizlere.</p>



<p>Peki, her gecen gün
hayatimizin içine daha da fazla girmeyi başaran lüks kavramı tam olarak ne
anlatır?</p>



<p>Lüks demek, daha kullanışlı,
daha konforlu demektir. Bir şeyin lüks olması için kullanıcısını zahmetten
kurtarması, ona fazladan bir sorun çıkarmaması gerekir. Hayatı güzelleştirdiği
kadar kolaylaştırması da gerekir. Gerçek lüks, kullanıcısına kendisini, kral ve
kraliçe gibi hissettirir.</p>



<p>Lüks sadece değerli
saat, mücevher, antika, pahalı ev ya da otomobil değildir. Lüks bunların çok
daha ötesinde,&nbsp;&nbsp; hayata incelik, estetik,
zerafet ve&nbsp; derinlik katan anlayışların
hepsidir. Her şeyden önemlisi lüks, insanın başkalarına gösterdiği pahalı eşya
ve deneyimler değil, kendi dünyasına anlam katan zevklerdir.</p>



<p>Ve insanoğlu lüksü ençok
yaşadığı evde hissetmek ister.Lüks Konut Uzmanlarından&nbsp; hizmet alan lüks severler alanında
uzman,tecrübeli profesyoneller ile çalışırken kendine has lüksün tanımını ve
ihtiyaçlarını belirledikleri taktirde mutlak doğru ev ile tanışacaklardır.</p>



<p>Çalışacakları lüks
konut uzmanlarında aramaları gereken en önemli özellik yeterlilikleri yüksek ve
tecrübeli,referansları ispatlanmış kişiler olmalıdır.</p>



<p>Profesyonel Lüks Konut Uzmanıyım tanımıyla hizmet
verecek kişilerin,adece güven oluşturmaları yeterli değildir,lüks konut
pazarlama vizyonuna ve bunu uygulayabilecek etkili bir plana sahip olduğunu
göstermeleri şart görünüyor.</p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/luks-sizin-icin-tam-olarak-ne-anlam-tasiyor-984">Lüks Sizin İçin Tam Olarak Ne Anlam Taşıyor?</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/luks-sizin-icin-tam-olarak-ne-anlam-tasiyor-984/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Özel Röportaj: Seda Bağcan</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/ozel-roportaj-seda-bagcan-981</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/ozel-roportaj-seda-bagcan-981#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MegaPlus]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Nov 2018 20:05:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür & Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[27. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<category><![CDATA[Seda Bağcan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=981</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mantra Müziğinin Cennetten Gelen Sesi; Seda Bağcan Bunu biz demiyoruz; dünya müzik otoriteleri söylüyor: “Mantra Müziğinin Cennetten Gelen Sesi”. Dünyanın değişik kültürlerinde binlerce yıldır şifa amacıyla söylenen sözlere, özel frekanslar ekleyip Türk müziği enstrümanlarıyla buluşturan Seda Bağcan ile, yaptığı çalışmalar ve hayata bakışı üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. İzmir’de BİRartıİKİ Kişisel Yaratıcılık Atölyesi tarafından, 2-3-4 &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/ozel-roportaj-seda-bagcan-981">Özel Röportaj: Seda Bağcan</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 class="wp-block-heading">Mantra Müziğinin Cennetten Gelen Sesi; Seda Bağcan</h2>



<p>Bunu biz demiyoruz; dünya müzik otoriteleri söylüyor:
“Mantra Müziğinin Cennetten Gelen Sesi”. Dünyanın değişik kültürlerinde
binlerce yıldır şifa amacıyla söylenen sözlere, özel frekanslar ekleyip Türk
müziği enstrümanlarıyla buluşturan Seda Bağcan ile, yaptığı çalışmalar ve
hayata bakışı üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.</p>



<p>İzmir’de BİRartıİKİ Kişisel Yaratıcılık Atölyesi
tarafından, 2-3-4 Kasım 2018 tarihlerinde gerçekleştirilecek olan 6. Bolluk
Bereket Festivali’nin açılış konserini yapacak olan Seda Bağcan, sadece
Türkiye’de değil, davet edildiği pek çok ülkede verdiği eğitimlerin ve
konserlerin aranan ismi. Bağcan, hayat tutkusunu ‘’Bilim-Müzik-Şifa’’ olarak
tanımlıyor. New Age türünde yaptığı müzikleriyle dünyadaki sevgi titreşiminin
yükseltilmesine katkı koyuyor.</p>



<p><strong><em>Bilim, müzik ve şifayı nasıl bir araya getiriyorsunuz?</em></strong></p>



<p>Biliyorsunuz müzik, Tibet’den Mısır’a,
Eski Yunan ve Roma’dan Avustralya’ya, Mezopotamya kültürlerinin hemen hemen her
döneminde, Selçuklularda ve Osmanlıda terapi amaçlı kullanılmıştır. Ben, zaten
dünyanın değişik kültürlerinde binlerce yıldır şifa amaçlı söylenen mantraları
müzikle buluşturuyorum. Her albüme, o döneme ait bilimsel bir teknik ekliyorum.
Ve ortaya bu albümler çıkıyor.</p>



<p><strong><em>Mantra müziğini diğer müzik türlerinden farklı kılan nedir?</em></strong></p>



<p>Mantra müziği dünyada çok yaygın olarak
fiziksel, duygusal, ruhsal şifa için kullanılan bir müzik türü. Hem kendimin
hem de dinleyicilerimin ruhuna çok iyi geliyor. </p>



<p>Mantra, Sanskrit dilinde bir kelime. Man;
zihin demek, tra; serbest bırakmak demek. Zihni sakinleştirmek için tekrar
edilen titreşimlere, frekanslara, ritimlere, hecelere, sözlere deniyor mantra.
Günlük hayatlarımız çok yorucu ve koşuşturma halinde geçiyor, hele bir de büyük
şehirlerde yaşıyorsak bu durum ciddi bir şekilde stresimizi arttırıyor. Mantra
müziği, bize bu günlük koşuşturmamızdan sıyrılıp zihnimizde boşluk anları
yaratmamız için bir araç oluyor. Müziği dinlememiz bile zihnimizden geçen
saniyede düşünce sayımızı azaltmamıza yardımcı oluyor. Mantra müziğini birlikte
söylemeye başladığımızda da kendi sesimizin şifa gücünü devreye sokmuş
oluyoruz. Kafatasında bir titreşim yaratmak enerji alanımızın titreşimini
yükseltmemize neden oluyor. Stres azalıyor, yerini huzur alıyor. Zihinde de
boşluk anı yaratılıyor, bu da en mükemmel titreşimimizin yani frekansımızın
tekrar metabolizmamız tarafından hatırlanmasına neden oluyor.</p>



<p><strong><em>Mantra konserleriniz nasıl gerçekleşiyor?</em></strong></p>



<p>Benim konserlerim sadece konser değil,
kendi üzerinizde çalışabileceğiniz ve kendinizi, eğlenerek, şarkı söyleyerek ve
dans ederek şifalandırabileceğiniz bir çalışma. Geçenlerde Tayvan’da verdiğim
bir konsere çok değerli bir bilim adamı geldi ve şöyle bir yorum yaptı:
“Hayretler içerisindeyim, öyle bütünsel bir çalışmanın içinde buldum ki
kendimi, Tao’yla, Zen’le, Buda’yla tüm dinlerle, tüm kültürlerle, tüm
zamanlarla, kuantum fiziğiyle ve bilimle buluştum. Her hücremde yaratımı
hissettim”. Tabi dünyalar benim oldu. Dünyanın bir başka köşesinde anlaşılmak,
değer bulmak inanılmaz keyifli. Her gittiğim ülkede tüm sınırlar yok oluyor.
Dünyada sevgi, huzur ve barış için, birlik için tek bir yürek olunuyor. Ne
mutlu!</p>



<p><strong><em>Albümlerinizde hangi frekansları, nasıl kullanıyorsunuz?</em></strong></p>



<p>İlk albümüm olan “Sunrise”a şifa
frekansları ekledim subliminal olarak. Zaten çok kuvvetli şifa mantraları var
özellikle kalp çakrası ve aurayı, yani manyetik alanımızı güçlendirici
titreşimler ve mantralar var.</p>



<p>İkinci albüm olan “Remember”a da boğaz
çakrasına iyi gelecek frekanslar koydum, mantraları o yönde seçtim. “I am that
I am” yani “Ben Benim” albümümde de 3. göz denilen 6. çakraya iyi gelecek
frekanslar ve mantralar var. </p>



<p>“Miracle” albümümde de Quantum Biofeedback
SCIO makinesiyle Schuman frekansı, kutsal geometri programları ve şifa
programları ekledik. Bu albüm iki sene önce Grammy’e new age dalında aday oldu.
</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/seda-bagcan-ozel-roportaj-mantra-muzisyen-megaplus-dergisi-27.sayi_-973x1024.jpg" alt="Seda Bağcan, Mantra Müzik, Özel Röportaj, MegaPlus Dergisi 27. Sayı" class="wp-image-982" width="730" height="768" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/seda-bagcan-ozel-roportaj-mantra-muzisyen-megaplus-dergisi-27.sayi_-973x1024.jpg 973w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/seda-bagcan-ozel-roportaj-mantra-muzisyen-megaplus-dergisi-27.sayi_-285x300.jpg 285w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/seda-bagcan-ozel-roportaj-mantra-muzisyen-megaplus-dergisi-27.sayi_-768x808.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/seda-bagcan-ozel-roportaj-mantra-muzisyen-megaplus-dergisi-27.sayi_.jpg 1000w" sizes="auto, (max-width: 730px) 100vw, 730px" /><figcaption>Seda Bağcan</figcaption></figure></div>



<p><strong><em>Bu anlattıklarınızın ışığında duyguların ölçülebilir bir frekansı olduğunu söyleyebilir miyiz?</em></strong></p>



<p>Evet, elbette bütün duygularımızın
ölçülebilir bir frekansı var. Mesela sevginin frekansı 528 Hz. Son albümüm olan
“Love” için tüm enstrümanları 444 Hz’e akortladık. Şu an dünya müzik piyasasındaki
standart 440 Hz. La sesini 444 Hz’e akort edince Do sesi 528 Hz oluyor. 528 Hz.
Kalbin titreşimi ve mucizevi titreşim diye de geçiyor bilimsel araştırmalarda.
Hatta DNA onarıcı titreşim diye de kullanılıyor. Eğer cam şişede bulunan suya
8-10 dakika 528 Hz. dinletirseniz H2O olan su H3O2 olmaya başlıyor. Biz buna
suyun 4. fazı diyoruz. Bu 4. fazda negatif ve pozitif iyonlar ayrılıyor ve
sudan elektrik bile üretebilir hale geliyorsunuz. Yapılan bilimsel
araştırmalarda 528 Hz’in organların iyileşmesi, kan değerlerinin düzelmesi gibi
sonuçlar elde edilmiş. </p>



<p>Ben de bu araştırmalardan yola çıkarak
albümü 528 Hz. frekansında “Love” yani sevgiyi hatırlamak, sevgiyi yaymak için
yaptım.</p>



<p><strong><em>Sizce müzikle bulunacak şifanın en uç noktası nedir? </em></strong></p>



<p>Geçenlerde Bethoven’ın 4. Senfonisi’nin
kanser tedavisinde kullanıldığına dair bir yazı okudum. Bu yönde çok araştırma
yapılıyor. Benim müziklerim dünyanın birçok ülkesinde hastanelerde,
doğumhanelerde, terapi merkezlerinde, SPAlarda, yoga ve şifa seanslarında çalınıyor.
Dünyaca ünlü Japon bilim adamı Masaru Emoto 2011-2012 yıllarında benim
müziklerimi Japonya’daki laboratuarlarında incelemişti. Müziklerimi kötü
moleküllü sulara dinlettiler, çok hızlı bir şekilde mükemmel moleküllü su
haline geri döndüklerini gözlemlediler. </p>



<p>Yüzde 70’i su olan vücudumuzda da
müziklerin dinlenilmesi sonucu bir şifalanma, bir iyilik halinin oluşacağı
sonucunu elde etmiş olduk.</p>



<p><strong><em>Müzikle, düşünceyle hayatımızı değiştirmek mümkün mü?</em></strong></p>



<p>Ben, insanlık olarak neye odaklanırsak onu
yaratacağımıza inanıyorum. Şu anda medyada, gazete olsun, televizyon olsun
baktığınızda felaket haberlerinden başka bir şey duyamıyorsunuz ve
okuyamıyorsunuz. Hiç mi iyi bir şeyler olmuyor dünyada, neden bu kadar negatif
haber? Sanki insanlık negatife programlanmaya çalışılıyor. Bir uyanış, bir
sorgulama dönemi geldi herkes için. Her birey yaşam sorumluluğunu eline alıp
kalbinin sesini dinlerse, egodan yaşamayı bırakıp kalpten yaşama yollarını
aramaya başlarsa ki birçok insan bu yola zaten girdi, yarınımız için her zaman
bir umut var.</p>



<p>İzmir’de 2-3-4 Kasım 2018 tarihlerinde düzenlenen
Bolluk Bereket Festivali’nin açılışı sizin konserinizle gerçekleşecek. Sizce
bolluk bereket kavramı hayatımızın neresinde?</p>



<p>Bolluk Bereket Festivali’nin bu yıl
altıncısı düzenleniyor. Sloganı da “Hayata kucak aç”. Hayatı kucaklamak,
kucaklayabilmek çok önemli. Aslına bakarsanız insanın doğal hali sevgi,
mutluluk, huzur, iyilik, sağlık, bolluk, bereket. Eğer bu halden uzaksak,
uzaklaştırılıyorsak bir şeyleri değiştirme zamanı. Herkes için… Değişim ise
kendinden başlıyor. Hiç kimse sizin hayatınızı sizin için değiştiremez.
Şikayeti bırakıp doğal halimize doğru içsel yolculuğumuza çıkmamız gerekiyor
insanlık olarak. Yani SEVGİyi hatırlamamız, hayatı bu halimizle kucaklamamız
gerekiyor.</p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/ozel-roportaj-seda-bagcan-981">Özel Röportaj: Seda Bağcan</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/ozel-roportaj-seda-bagcan-981/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rengahenk Bir Ruh: Huriye Erman Öztin</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/rengahenk-bir-ruh-huriye-erman-oztin-976</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/rengahenk-bir-ruh-huriye-erman-oztin-976#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Benan BİLEK]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Nov 2018 19:56:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[27. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Benan BİLEK ile Biz Bize]]></category>
		<category><![CDATA[Erman Öztin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=976</guid>

					<description><![CDATA[<p>Benan BİLEK ile Biz Bize Onu Mutfak Girit markasının sahibi olarak tanıdım. Ama bildikçe, kendisiyle inanılmaz keyifli zaman geçirdikçe ne kadar dolu, ne kadar renkli bir kişilik olduğunu keşfettim. Keşfettikçe şaşırdım, daha çok sevdim. Çok çalışkan, çok derin ve çok kadından yana bir kadın Huriye Erman Öztin. Sevdiğine dört elle sarılan, sarılırken de boğmayan enerji &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/rengahenk-bir-ruh-huriye-erman-oztin-976">Rengahenk Bir Ruh: Huriye Erman Öztin</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="wp-block-media-text alignwide" style="grid-template-columns:19% auto"><figure class="wp-block-media-text__media"><img loading="lazy" decoding="async" width="531" height="531" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/Benan-Bilek-biz-bize.png" alt="Benan Bilek ile Biz Bize, MegaPlus Dergisi" class="wp-image-893" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/Benan-Bilek-biz-bize.png 531w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/Benan-Bilek-biz-bize-150x150.png 150w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/Benan-Bilek-biz-bize-300x300.png 300w" sizes="auto, (max-width: 531px) 100vw, 531px" /></figure><div class="wp-block-media-text__content">
<p class="has-large-font-size">Benan BİLEK ile Biz Bize</p>
</div></div>



<p>Onu Mutfak Girit markasının sahibi olarak tanıdım. Ama
bildikçe, kendisiyle inanılmaz keyifli zaman geçirdikçe ne kadar dolu, ne kadar
renkli bir kişilik olduğunu keşfettim. Keşfettikçe şaşırdım, daha çok sevdim.
Çok çalışkan, çok derin ve çok kadından yana bir kadın Huriye Erman Öztin.
Sevdiğine dört elle sarılan, sarılırken de boğmayan enerji topu. İyi gelen,
paylaşan, bir o kadar da güzel ve özenli. İnsanlara dokunmayı, el uzatmayı, yol
açmayı yaşam ilkesi edinmiş, sıcak, neşeli ve tatlı Huriye… Az uyuyor, çok
okuyor, çok paylaşıyor. Ankaralı ama kendi deyimiyle “Canım İzmirli”. Ev
yemeklerinin İzmir’deki vazgeçilmez adresi Mutfak Girit’te, hayatı tırmalayarak
yürümüş ama kavgasız gürültüsüz, kabullenerek ve yaşamdan ders çıkartarak
bugünlere gelmiş Canım Huriye’yle biz bize konuştuk… O, çok acayip bir kadın.</p>



<p><strong><em>Önce Mutfak Girit tabi ki; tanışma nedenimiz. Yemek işine ne zaman nasıl girdin?</em></strong></p>



<p>2006 yılında bir iş
kazası geçirdim. Çalıştığım bankadan kadınlar yüzünden atıldım.</p>



<p><strong><em>Gerçekten mi? Ayak oyununa mı kurban gittin yani?</em></strong></p>



<p>Aynen. </p>



<p><strong><em>Sen onun için “Biz Bize Kız Muhabbeti”mi izlerken hep onaylarcasına başını sallıyordun benim konuşmalarımda.</em></strong></p>



<p>&nbsp;E tabi. Birinci dereceden biliyorum bir
kadının bir kadına neler yapabileceğini. Bankadan çıkartıldıktan sonra kendi
başıma, kimsenin iki dudağı arasında kalmadan çalışmak istedim. Yemek yapmayı
seçtim. Başlangıçta bu kadar büyük bir yer düşünmemiştim ama bu hale dönüştü.
2006’nın sonunda karar verip 2007 ortalarında Mutfak Girit’i açtım.</p>



<p><strong><em>Yemeklerini bizzat pişirerek…</em></strong></p>



<p>Evet. Daha sonra birkaç
kişi aldım yanıma, onlar benim reçetelerimle pişirmeye başladı. Ama ben
sabahtan akşama kadar hep işimin başında oldum. Burayı gerçekten hayatımı idame
ettirmek için açtım. Dükkanım olsun, önünde oturayım, arkadaşlarımın geleceği
adresim belli olsun ama ben işle hiç ilgilenmeyeyim diye bir düşüncem hiç
olmadı. O nedenle de on iki yıldır burası devam ediyor.</p>



<p><strong><em>Yemek işi için uzun bir süre. Nasıl dayandın?</em></strong></p>



<p>Evet çok uzun. Yoğun ve
uzun bir öğlenimiz var. Akşam sekiz buçuğa kadar açık burası. Hatrı sayılır bir
paket servisi kitlemiz var. Sadece işyerleri değil, evlere de yoğun servis
yapıyoruz. Alsancak semtinin bekarları, evinde davet verenler, yemek yapmayı
tercih etmeyip ev yemeklerini sevenler için çok bilinen bir adresiz. Sabah yedi
buçukta kapımızı açıyor akşam sekiz buçukta kapanıyoruz. </p>



<p>Savaş boyalarımı
sürmeden güne başlamam</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/huriye-erman-öztin-roportaj-benan-bilek-ile-biz-bize-megaplus-dergisi-27.sayi-2-678x1024.jpg" alt="Huriye Erman Öztin Röportaj, Benan Bilek İle Biz Bize, MegaPlus Dergisi 27. Sayı" class="wp-image-978" width="509" height="768" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/huriye-erman-öztin-roportaj-benan-bilek-ile-biz-bize-megaplus-dergisi-27.sayi-2-678x1024.jpg 678w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/huriye-erman-öztin-roportaj-benan-bilek-ile-biz-bize-megaplus-dergisi-27.sayi-2-199x300.jpg 199w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/huriye-erman-öztin-roportaj-benan-bilek-ile-biz-bize-megaplus-dergisi-27.sayi-2-768x1159.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/huriye-erman-öztin-roportaj-benan-bilek-ile-biz-bize-megaplus-dergisi-27.sayi-2.jpg 950w" sizes="auto, (max-width: 509px) 100vw, 509px" /><figcaption>Huriye Erman Öztin</figcaption></figure></div>



<p><strong><em>Bu kadar yoğun bir tempoda çalışırken nasıl bu kadar güzel olmayı başarıyorsun? Ben seni hiç özensiz görmedim. Sabahın köründe de böyle bakımlısın…</em></strong></p>



<p>İçimden böyle geliyor,
ne yapayım. Küçükken annem beni bakkala göndermek isterdi. Hemen üstümü
değiştirirdim, saçımı başımı toplardım, biraz süslenir öyle giderdim. Annem
“nereye gidiyorsun” diye sorardı, “o mu var, bu mu var, kime süsleniyorsun?”.
Kimseye. Kendim için süslenmeyi çok seviyorum. Ben evde kahvaltı yaparken de,
yalnız olduğumda da süslenmeyi seviyorum. Takıp takıştırmadan duramıyorum.
Yatağa da öyle yatıyorum.</p>



<p><strong><em>Şaka? Ful aksesuar yani?</em></strong></p>



<p>Aynen. Seviyorum
arkadaşım. Kendimi iyi hissediyorum. Ben hep böyleyim. Kendimi güne böyle
hazırlıyorum sanırım. Bu biraz da kuyruğu dik tutmakla ilgili bir şey. Hep
savaş boyalarımı sürüp hayata öyle çıkıyorum. “Dost var, düşman var, sen hep
hazır ol Huriye” diyorum. Hayat felsefen şu: Köşeden kimin çıkacağı hiç belli
olmaz. Bu sevgili falan anlamında değil; dost çıkar, iş çıkar, fırsat çıkar;
hep hazır olmak ve karşılamak lazım. “Her geceyi Kadir, her geleni Hızır bil”
felsefesindeyim. Her daim bakımlı, mis gibi olmayı seviyorum açıkçası.</p>



<p><strong><em>Kendinle uğraşmayı seviyorsun…</em></strong></p>



<p>Kendi yolumu bulmak,
kendimi iyileştirmek için çok uzun yıllardır Tasavvuf ile ilgileniyorum.
Okuduğum kitaplardan birinde “Özen ki özenilesin” diyordu. Bu yüzden yaptığım
her işe özeniyorum. Ama bu her işi aşkla yapmak değil, her yaptığın işe
özenmek. Bu bana güç kuvvet veriyor, bir anda enerjim çoğalıyor, yükseliyor. </p>



<p><strong><em>Az uyuyorsun bildiğim kadarıyla…</em></strong></p>



<p>Çocukluğumdan beri hep
az uyuyorum. Çünkü gece kafam çok iyi çalışıyor. Aktif bir gündüz hayatım var,
geceleri ise bana ait. Sessizliğin gücüne inanıyorum. Sessiz bir yerde,
uyaranların hepsinden uzaklaşıp kendinle kalmak muhteşem bir his. Sessiz ve
yalnız kaldığında sessizliğin içindeki o düzeni, çoksesliliği görüyorsun. Her
şeyi daha iyi ayırt ediyorsun. Gece daha net oluyorum. Kendimle kalıyor,
sorularımı cevaplıyorum. Ve bütün kararlarımı da gece alıyorum. Tüm projelerim
gece çıkıyor. Sabah olunca da uygulamaya geçmek kalıyor.</p>



<p><strong><em>Mutfak Girit, ilk günden beri anne tadında yemeklerin, zeytinyağlıların, ille de köftelerin baş durağı oldu. Önemli isimleri ağırladın, devamlılığı olan bir mekan. Böyle bir markanın sahibi olmak nasıl bir duygu?</em></strong></p>



<p>Valla çok zorluğu oldu.
Çok düştüm kalktım. Dizlerim yaralandı ama zaten hayat da bu yaraları sarıp
yeniden ayağa kalkmak ve yoluna devam etmek değil mi? Genelde hiçbir işimde
birini örnek alıp da yola çıkmayı sevmiyorum. Zaman zaman ilham kaynaklarım
oluyor tabi ama kimseyi bire bir kopyalamadım ben. Kimseye gıpta da etmedim bu
işle ilgili. Hayatta gıpta ettiğim iki şey var; çok okuyabilen insanlar ve çok
yabancı dil bilen insanlar. Onun dışında ben hep kendi yolumu çizdim. Herkes
kafasına bir şey koyduğunda ve o konuyla ilgili çok emek verdiğinde hedefine
ulaşabilir. Bu biraz da kişinin enerjisiyle ilgili bence. Burada çok zorluklar
yaşadım. işi açtıktan kısa süre sonra boşanma olayı yaşadım. Çocuğum çok
küçüktü; onunla ilgilenmem, onu tek başına büyütmem, kendisine iyi vakit
ayırmam ve bir yandan da işi oturtmam gerekiyordu. Ama yanımda bana destek olan
ve beni motive eden çok iyi insanlar vardı. Çok inançlı bir insanım; hiçbir
zaman derinlik sonsuz değil. Bir şekilde evrilip yukarı çıkabiliyorsun. Her
tökezlediğimde “bundan sonra daha güzel bir şeyler olacak” derim kendime. Bu
işi yapmak isteyen kadınlardan “Erkeklerin dünyasında çalışmak zor mu?”, “Hiç
mobinge uğradın mı” diye soran çok oldu ama ben kadın olarak hiç böyle bir
şeyle karşılaşmadım. Beni acayip zorlayacak bir şey yaşamadım. Ne kadar dik
durduğun ve hayata ne kadar dört elle sarıldığınla ilgili bu sanırım.</p>



<p><strong><em>Senin saydam bir duvarın vardır ama…</em></strong></p>



<p>&nbsp;Var evet. Benimle ilişkide olan herkes en iyi
arkadaşı olduğumu düşünür. Çünkü insanlara hep “önce insan” oldukları için
değer veriyorum. Statüsüz, mevkisiz, maddi herhangi bir hesap olmaksızın. Biz
kadın erkek diye ayrılabiliriz ama sonradan edinilecek din, dil, ırk olarak
ayrılamayız. Statü ve maddi durumlarımız da bizi birbirimizden farklı kılamaz.
Hepimiz insanız. İyi olmak için bu dünyaya gelmişiz. İyi olunca da hayat size
karşılığını mutlaka veriyor. Elbette sınırlarım var. istediğim kişiler benim
çok yakınımda olabilir, istemediklerim ise sınırın karşısından bakakalır. Beni
seven çok sever, sevmeyen hiç sevmez. Sözlerime çok dikkat ederim; çünkü sözler
vücut bulup. Yaptıklarıma özen gösteririm. Yemek ya da bir şeyler yazmak, bir
arkadaşımla vakit geçirmek ya da ona yardımcı olmak, konu ne olursa olsun
yapabileceğimin en iyisini yapmak isterim. Olduğum durumdan mutluyum ben. Mutlu
olmak da bu kadar sade ve net aslında. </p>



<p><strong><em>Reçetelerin de senin gibi sade, değil mi?</em></strong></p>



<p>Anne usulü yemekleri
seviyorum. Sadece Girit değil aslında Ege mutfağı burası. Her evde pişebilen
yemekleri sunuyorum müşterilerime. Çok soslu, alengirli yemekleri sevmem ben.
Ne yediğimi görmek isterim. Bir şey lezzetliyse onu sosa baharata boğmanın bir
anlamı yok bence. Sağlıklı, basit ve doğal yemek. Katkı maddelerinden de
kaçınarak. Dünya trendi bu artık ama biz zaten yıllardır böyle yiyor ve ikram
ediyoruz. </p>



<p><strong><em>Otları motları tanıyorsun, değil mi?</em></strong></p>



<p>Hepsini tanır, bilirim.
Ne, nasıl ve neyle gider, onu da bilirim.</p>



<p><strong><em>Bu yüzden de pek çok festivalde konuşmacı, hatta pişirici olarak yer aldın değil mi?</em></strong></p>



<p>Evet. Mesela
İstanbul’da Nedim Atilla ile birlikte üç beş sene üst üste mübadele mutfağı
yaptım. Mutfak Dostları Derneği üyesiyim; onların yemeklerinde, etkinliklerinde
bulundum. İzmir’i ve mübadele mutfağını başkalarına lezzetleriyle yaşatmak çok
değerli oldu benim için. Markama ve tanınırlığıma da katkısı oldu bu
etkinliklerin.</p>



<p><strong><em>İtalya’ya da gittin Ege Mutfağı ile, değil mi?</em></strong></p>



<p>2010’da İtalyan
Hükümetinin davetlisi olarak “Slow Food” konseptiyle Torino’ya gittim.
İzmir’den üç kadındık; Handan Kaygusuzer, Pelin Umuroğlu ve ben. Çok gurur
verici bir etkinlikti. Çok iyi ağırlandık ve güzel de iş çıkarttık. İnsanlar
yaptıklarımızın karşısında hayretler içinde kaldılar. O kocaman kabakları,
biberleri farklı farklı yemeklerde kullanmamızdan çok etkilendiler. Tabi ki
malzemelerimizi yanımızda götürmemiştik ve onların ürünleriyle muhteşem
lezzetler çıkarttık. </p>



<p><strong><em>Zorlandınız mı?</em></strong></p>



<p>Malzeme aynı değil. Çok
zorlandık. Ama kadın kafası illa ki çözüyor. Mesela pilav yapmak isteyip de
ilkinde başaramamak çok komikti bizim için. Ama pirinç risotto pirinci, ne
yapsan bizim pilav gibi olmuyor. Sonra onun da matematiğini çözdük. Karnıyarık
yaptık kocaman patlıcanlarla; kayık gibi oldu. Keyifliydi.</p>



<p><strong><em>Yoruldun mu Huriye?</em></strong></p>



<p>E yoruldum ya. Aslında
bu yorgunluk değil da sanırım biraz da başka şeyler yapma iteğiyle ilgili.
Hayatıma yeni şeyler katmayı, kafamdaki projeyi hayata geçirirkenki heyecanı
seviyorum ben. Ne kadar planlı programlı olursan ol bazen yeni bir şeyler için yer
açmak gerekiyor yaşamda. Beni iş yormuyor, ülkenin konjonktörü yoruyor. Bir
sonraki gün için güvende olmama hissi kalbimi yoruyor. Bu ülkede pek çok şey
hayal kurmamıza engel oluyor. Hayallerimi onlara kaptırmamak için dik durmaktan
yoruldum. Ama ben hep kendi hayatımın merkezi ve efendisiyim diyorum ve gücümü
Yaradan’dan alıyorum. Hiçbir faniye de bu konuda taviz vermiyorum. Tek başına
insan çok şey, aynı zamanda da hiçbir şey. Hiçbir kimse sizi yıkamaz, siz
sadece kendinizi kendiniz yıkabilirsiniz. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter is-resized"><img loading="lazy" decoding="async" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/huriye-erman-öztin-roportaj-benan-bilek-ile-biz-bize-megaplus-dergisi-27.sayi-3-678x1024.jpg" alt="Huriye Erman Öztin Röportaj, Benan Bilek İle Biz Bize, MegaPlus Dergisi 27. Sayı" class="wp-image-979" width="509" height="768" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/huriye-erman-öztin-roportaj-benan-bilek-ile-biz-bize-megaplus-dergisi-27.sayi-3-678x1024.jpg 678w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/huriye-erman-öztin-roportaj-benan-bilek-ile-biz-bize-megaplus-dergisi-27.sayi-3-199x300.jpg 199w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/huriye-erman-öztin-roportaj-benan-bilek-ile-biz-bize-megaplus-dergisi-27.sayi-3-768x1159.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/huriye-erman-öztin-roportaj-benan-bilek-ile-biz-bize-megaplus-dergisi-27.sayi-3.jpg 950w" sizes="auto, (max-width: 509px) 100vw, 509px" /><figcaption>Huriye Erman Öztin</figcaption></figure></div>



<p><strong><em>Çevresini bu kadar besleyen bir kadın nereden besleniyor?</em></strong></p>



<p>Müzik dinlemeyi, şarkı
söylemeyi, kitap okumayı çok seviyorum. Pop, caz, tasavvuf müziği; iyi olan her
müziği seviyorum. İyi bir müzikle bana her şeyi yaptırabilirsiniz. Çok çeşitli
ve farklı kitaplar okuyorum. Ruh halime göre aynı anda farklı kitaplar
okuyabiliyorum. Kendime hiç sınır koymamaya çalışıyorum. Bir çitin üzerinde
oturmuşum da önümde sapsarı çiçek tarlaları var ve sonsuza dek uzanıyor sanki.
Her şeyi yapabilirsin diyorum kendime. Ufuk çok geniş. İmajinasyonlar
yapıyorum. Meditasyon yapıyorum. Senelerdir reiki ile uğraşıyorum. Enerji
çalışmaları yapıyorum. Dua ediyorum. Bunların hepsi beni güçlendiriyor. Ufak
tefek takılar yapıyorum, taşlara dokunmak beni rahatlatıyor. Taşların
enerjisine inanıyorum. Ve arkadaşlarımla birlikte olmayı çok seviyorum. İlle
benim dükkanıma gelmeleri gerekmiyor onlarla beraber olmak için. Bana alo diyen
ve benimle olmayı isteyen herkesin yanına gidip saatlerce vakit ayırabiliyorum.
Karşılıklı enerji alışveriş değil midir bize hep iyi gelen?</p>



<p><strong><em>Ev hayatın kaç kişi?</em></strong></p>



<p>Bir oğlum var. İki
yıldır evliyim. Eşimden de bir oğlum var. İkimizin oğlu da aynı yaşta. İki
ergenim var yani. İki oğul, bir eş, Salem diye bir erkek kedim, Rıza adında bir
erkek kuşum var. Etrafım erkeklerle çevrili. İyi ve anlayışlı bir eşim var. En
iyi dostum, arkadaşım. Onunla biraz az konuşsak üzülüyor ve hasta oluyorum.
Gerçekten bana iyi gelen, beni motive eden, iyileştiren bir adam o. Tam bir
yoldaş. İnsanın mutlaka bir yoldaşı olmalı hayatta; üzmeden, yıpratmadan,
birlikte yürümekten keyif aldığın, seni tamamlayan, sana inanan, güvenen, yol
açan bir adamın, iyi gelen bir yoldaşın olmalı. Senin deyiminle bilinçli
tüketiciyim ben. Aşk da, sevgi de büyük bir emek. Birbirlerinin sınırlarına
girmeden aynı ortamda nefes almayı becerebilmek çok değerli ve önemli.</p>



<p><strong><em>Sen projesiz durmazsın? Ne var kafanda bu aralar?</em></strong></p>



<p>Aslında yaklaşık on beş
yıldır uğraştığım bir şeyler var. işten ayrıldıktan sonra kendime terapi için
başladığım takı dünyam var benim. Şu an evde iki dükkan açabilecek kadar takı
malzemesi var. Arkadaşlarıma hediyeler yaparak başladım. Şimdi bunları daha
çoğalttım. Sadece yaptıklarım değil, yurt dışından da getirttiğim takılarla bir
instagram hesabından satışa sunacağım. Şu anda marka çalışmasını yapıyoruz. Bu
bana iyi gelen bir hobi idi, şimdi işe dönüşecek. Şifa sözcükleriyle, taşların
özellikleriyle, iyi niyetler yükleyerek satışa sunacağım.</p>



<p><strong><em>Ne zaman açmış olacaksın takılarını bizlere?</em></strong></p>



<p>Aralık ayında
hediyelerini bizden alabilirsin.</p>



<p><strong><em>Benim çok kadınım var anacım; ben de onlara alacağım, onlar da bana alacaklar. Çok sevindim açıkçası. Hayırlısı olsun. Yeni markan hayırlı uğurlu olsun.</em></strong></p>



<p><em>Tabaklarda, sofralarda, bulunduğu her ortamda, sosyal medya paylaşımlarında, dokunduğu her insanda mucizeler yaratan, mucizelere inanan sevgili Huriye’ye, senin dilediğin gibi olsun: “Muhteşem ve mucizelerle dopdolu geçsin günün ve dahi ömrün, sevgiyle ve aşkla…”</em></p>The post <a href="https://megaplus.com.tr/rengahenk-bir-ruh-huriye-erman-oztin-976">Rengahenk Bir Ruh: Huriye Erman Öztin</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/rengahenk-bir-ruh-huriye-erman-oztin-976/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
