<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Can Güçkan | MegaPlus Dergisi</title>
	<atom:link href="https://megaplus.com.tr/etiket/can-guckan/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://megaplus.com.tr</link>
	<description>Magazin, Aktüalite ve Yaşam Dergisi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 Oct 2019 23:33:23 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>

<image>
	<url>https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/05/favicon.ico</url>
	<title>Can Güçkan | MegaPlus Dergisi</title>
	<link>https://megaplus.com.tr</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Röportaj: CAN GÜÇKAN</title>
		<link>https://megaplus.com.tr/roportaj-can-guckan-2432</link>
					<comments>https://megaplus.com.tr/roportaj-can-guckan-2432#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[MegaPlus]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Aug 2019 07:08:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[36. Sayı]]></category>
		<category><![CDATA[Can Güçkan]]></category>
		<category><![CDATA[Canan Boz]]></category>
		<category><![CDATA[Müzik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://megaplus.com.tr/?p=2432</guid>

					<description><![CDATA[<p>Röportaj: Canan Boz Bu ay yeni albümü çıkmak üzere olan İzmirli genç keman sanatçısı Can Güçkan’ı konuk aldım. 1988 İzmir doğumlu Can müzisyen bir aileden geliyor. Ağabeyi Ziya Güçkan’ın yanı sıra hala, dayı ve kuzenlerinin çoğu müzisyen. Anne ve babası müzisyen değil ama gerçek anlamda müziksever insanlar. Konservatuarı İzmir&#8217;de mi okudun? Evet, 1997 yılında İzmir&#8217;de &#8230;</p>
The post <a href="https://megaplus.com.tr/roportaj-can-guckan-2432">Röportaj: CAN GÜÇKAN</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Röportaj: Canan Boz</strong></p>



<p><strong>Bu ay yeni albümü çıkmak
üzere olan İzmirli genç keman sanatçısı Can Güçkan’ı konuk aldım. 1988 İzmir
doğumlu Can müzisyen bir aileden geliyor. Ağabeyi Ziya Güçkan’ın yanı sıra
hala, dayı ve kuzenlerinin çoğu müzisyen. Anne ve babası müzisyen değil ama
gerçek anlamda müziksever insanlar.</strong></p>



<p><strong>Konservatuarı İzmir&#8217;de mi
okudun?</strong></p>



<p>Evet,
1997 yılında İzmir&#8217;de başladım. O zaman 8 yıllık eğitim söz konusuydu ve
kursiyer mantığıyla öğrenci alınıyordu. Kursiyerlik dönemi bitince konservatuarın
lise bölümüne sınav ile giriyordunuz. Yarı zamanlı yani. 4. sınıftayken ilk
Kartal Akıncı beni sınıfına aldı. Lisans 1&#8217;in ortasına kadar Kartal Akıncı&#8217;yla
devam ettim. Lisans 1&#8217;in ortasında Belçika&#8217;dan aslen Amerikalı olan Prof.
Jerold Rubenstein –ki çok ünlü bir pedagog öğretmendir-, okulumuza geldi. Bu
çok büyük bir şans oldu benim için. Kartal Hoca da bu yeni öğretmenin sınıfına
geçmek isteyenleri yüreklendirdi, anlayışla karşıladı. Biz de birkaç arkadaş
Prof. Rubenstein&#8217;ın sınıfına geçtik ve onun sınıfından mezun oldum. </p>



<p><strong>Enstrümanını kendin mi
seçtin?</strong></p>



<p>Aslında
ağabeyim Ziya Güçkan da viyolacı olduğu için ben de viyola çalacağım diye
tutturmuştum ama Kartal Akıncı beni kemana aldı. Çocuk yaştaydım, keman benim
için yeni bir şeydi, karşı çıkmadım. “Viyolacı olacağım” diyordum ama kemancı
olmayı da kabul ettim doğal olarak. Sonrasında viyolaya başlama fırsatım da
oldu. Prof. Rubenstein&#8217;la viyola da çalıştım. Tabii ki bir viyolacı gibi viyola
çalmak apayrı bir konudur, herkes kemancıların viyola çalabildiğini zanneder
ama ikisi çok farklı enstrümanlar. Çok fazla çalışma istiyor,&nbsp; ama viyola ile oda müziği olsun, solo konser
olsun, çeşitli konserler verdim. Albümde de bir parçada elektrik viyola kullandım.
</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-2.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" width="427" height="640" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-2.jpg" alt="Genç keman sanatçısı Can Güçkan ile röportaj, Canan Boz, Megaplus dergisi 36. sayı" class="wp-image-2435" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-2.jpg 427w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-2-200x300.jpg 200w" sizes="(max-width: 427px) 100vw, 427px" /></a></figure></div>



<p><strong>Sence İzmir&#8217;de müzikal
çalışmalarını sürdürmek için yeterli potansiyel var mı?</strong></p>



<p>İzmir&#8217;de
Türkiye&#8217;nin en nitelikli konser salonu olan Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi
var. Uluslararası standartlarda, muazzam bir yer. Koltuk sayısı açısından da
yeterli bir salon. Bazen insan “keşke 10000 kişilik salon olsaydı burası” da
diyor. Ama imkânlar verildiğinde orada güzel işler çıkıyor. Ağabeyim ile
kurduğumuz bir orkestramız var, ismi Camerata İzmir. Kurduğumuz bu orkestra ile
bu merkezde birçok konser verdik. Belediye ve o dönemki AASSM yönetimi bize
destek çıktığı için bu konserleri verebildik, maddi olarak bu işlerin altından
kalkabildik. Umarım gelecekte tekrar kaldığımız yerden devam edebiliriz
Camerata İzmir ile. Müzik işi bütçe ve destek istiyor. Devlet dairelerindeki
yöneticilerin, STK’ların destekleri olmadığı sürece müzik işi yürümüyor.
Sponsorluk çok önemli. İzmir’de AASSM dışında da bir sürü salon var, ama
çoğunluğu teknik açılardan yetersiz. Dernek salonları müzisyenlere oldukça
destekte bulunuyor, salonun ücretsiz temini gibi konularda yardımcı oluyorlar.
İlçe belediyelerinin salonları var, hatta orkestrası olan bir ilçe belediyemiz
bile var. Destek olmasa bir müzisyen ya da bir müzik topluluğu tek başına o
konser salonunu kiralayıp, konserin reklamını yapıp, bundan bir şekilde salonun
parasını çıkartmaya çalışıp, bir yandan da evini geçindiremez. Ben şanslı
biriyim. Neden? Çünkü İzmir Devlet Opera ve Balesinde keman sanatçısıyım,
oradan aldığım maaşım var. O beni biraz daha özgürleştiriyor ama böyle olmayan
da çok arkadaşımız var. Onlar da konser verebilmek için direniyorlar,
uğraşıyorlar. Bazıları da şanslarını yurtdışında deniyor, ne yazık ki ülkede iş
imkânı bulamayan çok değerli yetenekler, müzisyenler var&#8230; Dinleyici konusuna
gelirsek İzmir dinleyicisi popüler kişileri ve eserlerin yer aldığı konserleri
tercih ediyor genellikle. Bu durum da bir süre sonra monotonluğa dönüyor ister
istemez. Yeniliklerden ziyade sürekli kendini tekrar eden bir sonuç yaratıyor..
</p>



<p><strong>Gelelim albümüne&#8230; İlk kez
kendi albümünü çıkarıyorsun Can. “Homine” ismine nasıl karar verdin?</strong></p>



<p>Aslında
Homine albümü ve Animalis benim bir projem.&nbsp;
Animalis bir single. Homine Latincede “insan”, “adam” anlamına geliyor.
Latince kullanmamın sebebi, geçerli bir ölü dil olmasıdır. Ölü dil olduğu için
de değişime uğrayamaz. Kullanım amacım tamamen bu. </p>



<p>Benim
parça sıralaması olarak kafamda oluşturduğum bir kolaj var. Mesela ilk eser
Hindemith&#8217;in prelüdüdür. Notası 2013’te,&nbsp;
Almanya&#8217;da bulundu. Bunu doğum gibi düşündüm; ilk parçayı insanın doğuşu
gibi ön giriş olarak canlandırdım kafamda. Ardından gelen parçalar da çocukluk,
gençlik sırasıyla gidiyor. Projenin ismini de kız arkadaşım Melisa ile birlikte
bulduk, en büyük destekçilerimden biridir kendisi. Kafamda oluşturduğum bu
kolaja en uygun isim Homine diye düşündük beraber. Single çalışmam Animalis’de
bir hayvanın hikâyesi olacak, Animalis ise Latincede hayvan anlamına geliyor.
Bu projelerde ailemin ve arkadaşlarımın desteğini çok hissettim. Yanımda
oldukları için çok mutluyum. Homine ve Animalis Motiva Media &amp; Art
etiketiyle tüm dijital platformlarda yerini alacak. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-3.jpg"><img decoding="async" width="427" height="640" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-3.jpg" alt="Genç keman sanatçısı Can Güçkan ile röportaj, Canan Boz, Megaplus dergisi 36. sayı" class="wp-image-2436" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-3.jpg 427w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-3-200x300.jpg 200w" sizes="(max-width: 427px) 100vw, 427px" /></a></figure></div>



<p><strong>Single hazırlığından
bahseder misin?</strong></p>



<p>Homine&#8217;nin
devamı olarak Animalis adında bir single çalışmam olacak. Animalis Boğa Ferdinand&#8217;ın
hikâyesini anlatıyor. Boğa Ferdinand, Munro Leaf&#8217;in bir masalıdır. Masala özel
beste yapan ise İngiliz besteci Alan Ridout. İngilizceden çevirisini ve
adaptasyonunu kendim yaptım. Kemancı aslında hem çalıp hem anlatabiliyor,
besteci ona imkan verecek şekilde yazmış ama elbette bunu yapabilmek ayrı bir
yetenek, dolayısıyla Yetkin Dikinciler ile birlikte çalıştım. Yetkin Bey
gerçekten etkileyici sesiyle esere çok güzel can verdi. </p>



<p><strong>Ne zaman çıkacak bu single?</strong></p>



<p>15
Eylül&#8217;de çıkacak. Umarım bir aksilik çıkmaz ise dijital platformlarda olmasının
yanı sıra 4 Ekim Hayvan Hakları Günü&#8217;nde 45 devirli 12 inç boyutunda plak
baskısı çıkacak. Albümün ve single&#8217;ın tüm gelirlerini Türkiye&#8217;de işini çok iyi
yapan iki farklı vâkıf var. Onlara bağışlamak istiyorum, ama şu an vakıfların
ismini vermeyeyim. Türkiye’de bu tarz konular suistimale uğrayabiliyor,
vakıflardan birinin Basın Koordinatörü ile konuşmam sonrasında isimlerini
açıklamamam konusunda uyarıldım. Bağışlar konusunda bilgi isteyen kişilere
şahsen bilgi verebilirim.</p>



<p><strong>Performans gününde
performanstan önce dikkat etmen gereken konular oluyor mu?</strong></p>



<p>Tabii
ki. Mesela konserimin olduğu günler kahve ve çay içmem, bol su içmeye özen
gösteririm ama konserden bir saat önce su içmeyi de keserim. Su önemli çünkü
spot ışık altında çok fazla su kaybediyorsunuz ve icrayı zorlaştırıyor. </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-4.jpg"><img decoding="async" width="619" height="1024" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-4-619x1024.jpg" alt="Genç keman sanatçısı Can Güçkan ile röportaj, Canan Boz, Megaplus dergisi 36. sayı" class="wp-image-2437" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-4-619x1024.jpg 619w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-4-181x300.jpg 181w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-4-768x1270.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-4.jpg 1200w" sizes="(max-width: 619px) 100vw, 619px" /></a></figure></div>



<p><strong>Performans sırasında
yaptığın bir ritüelin var mı?</strong></p>



<p>Güler
yüzle konsere çıkmak çok önemli benim için.</p>



<p><strong>Eserlerini çalmaktan en çok
keyif aldığın isimler kimler?</strong></p>



<p>Güzel
bir soru. Dmitri Shostakovich aşığıyım ben. Her eserini ayrı ayrı seviyorum.
Hatta albümde Alfred Schnittke&#8217;nin Shostakovich&#8217;in ölümü anısına yazdığı bir
prelüd var, onu da seslendiriyorum. </p>



<p><strong>Dünyadaki müzik türleri
arasında sınırlar kalktı gibi görünüyor. Senin bu konudaki düşüncen ne? Değişik
müzik türlerini denemeye açık mısın?</strong></p>



<p>Değişik
müzik türlerini denemeye açık olmasam böyle bir albüm yapmazdım zaten. Ki bence
artık bu sınırların kalkması gerekiyor gerçekten. Bir kişiyi klasikçi, cazcı,
doğucu, batıcı şeklinde ayırmayı çok gereksiz buluyorum. Güzel bir iş ortaya
çıktığı sürece bir şeyleri tür olarak sınıflandırmak -zaman zaman bende yapsam
da- kurtulmamız gereken alışkanlıklardan biri. </p>



<p><strong>Gözlerini kapadığında
kendini hangi sahnede konser verirken görmek istersin?</strong></p>



<p>Bir
kez konser verdim söyleyeceğim yerde. O zaman orkestra içinde keman çalıyordum.
Prag&#8217;da Smetana Hall&#8230; İnanılmaz güzel bir sahne. Orada solist olarak çıkmak
isterdim. Gerçekleşir mi gerçekleşmez mi bilemem, hayat bu&#8230;</p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-5.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="770" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-5-1024x770.jpg" alt="Genç keman sanatçısı Can Güçkan ile röportaj, Canan Boz, Megaplus dergisi 36. sayı" class="wp-image-2438" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-5-1024x770.jpg 1024w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-5-300x226.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-5-768x577.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-5.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></figure></div>



<p><strong>Kendinde değiştirmek
istediğin bir alışkanlık ya da davranış var mı?</strong></p>



<p>Aşırı
titizlenmek diyebilirim. Yaptığım işlere aşırı titizleniyorum bu da bazen işin
ruhunu öldürebiliyor. Aşırı steril olması bir şeyin doğallığını bozuyor.
Aslında müzisyenlik açısından hep öğretilen entonasyonun düzgün olsun, ritmin
düzgün olsun, her şey muntazam olsun. Tamam, her şey tabii ki muntazam olsun
ama buna kanalize olurken insanların kalbine dokunmamız gereken o noktayı bazen
kaybedebiliyoruz. Orada çok ince bir çizgi var. Teknik olarak mükemmel olmaya
çalışırken ruhu kaybetmemek gerekiyor. Aslında baktığınızda bizim sektörümüz de
bir açıdan hizmet sektörü. Biz işitsel olarak insanların duygularına dokunacak
bir hizmet sağlıyoruz.</p>



<p><strong>Neden albüm yapma isteği
duydun?</strong></p>



<p>Öyle
bir dönemde yaşıyoruz ki Thomas Edison’un fonografı bulmasından beri müziği
kaydedebilme imkânımız var. Kayıplı bir işi günümüz teknolojisinde kayıpsız bir
şekilde seneler sonrasına aktarabiliyoruz. Bence insanın geride bir şeyler
bırakması gerek. Müzisyenlik benim gözümde şöyle; 10 sene önce farklı çalıyordum,
şu an farklı çalıyorum, 3 sene sonra daha farklı çalacağım. Bu değişen bir şey.
Albümü yaptım, bu yaşlarıma ait, kendime ait bir şey bırakmak istedim. Albüm
yapmak her müzisyenin en az bir kez yapması gereken bir şeydir diye
düşünüyorum. Çünkü o anınızı kaydediyor ve sonraya aktarıyorsunuz. </p>



<p><strong>Albümde hangi eserler var?</strong></p>



<p>Giriş
olarak Paul Hindemith’in solo keman için bir eseri var. Aslında bu eser
Hindemith’in op.11 no:6 sol minör solo keman sonatının ilk bölümüyle hemen
hemen aynı ama onun daha önceki versiyonu diyebilirim. Hindemith daha çok genç
bir adamken bunu yazıyor hemen ardından bu yazdığı eseri daha da geliştirerek
solo keman sonatına adapte ediyor. Bu geliştirmeden önceki versiyonu. Eserde
Bach’ın etkilerini fazlasıyla duyabiliyorsunuz. 2013 yılında notası bulunan bu
eser ‘Complete Hindemith Edition’ adı altında 2014’te yayınlandı. Eserin bu
versiyonunun bir albümde dünyada ilk seslendirilişi olacak. Sonrasında Rodion
Shchedrin’in Balalaika isimli eseri var. Balalaika isminden de anlaşılacağı gibi
balalayka üzerine bir parodi diyebilirim. Pizzicato tekniği ile çalınır, bu
teknik arşe kullanmadan elimizle gitar gibi çaldığımız bir tekniktir ve kemanı
gitar gibi tutarız. Bu eser tamamen bir renktir aslında. Sonrasında canım
çocukluk arkadaşım Eda And’ın eseri Dırınırı var. Kemanda bu eseri çalan ikinci
kişiyim. İlk çalan kişi Özge Özerbek’tir. Bu eseri Eda’nın şakacı ve güzel bir
eseri olarak nitelendiriyorum. </p>



<p>Ardından
Mehmet Aktuğ’un Derya isimli eseri var. Mehmet Aktuğ bu eseri 2005 yılında
yazdı. Mehmet Hocamızın kardeşidir Derya Hanım; eser ona adanmış. Blok flüt ve
keman için yazılan bir eserdir. Blok flütün melodide olduğu, kemanın ise altta
armonik olarak ve hareket olarak doldurduğu bir eserdir. Bana Güney Amerika
ezgilerini anımsatan bir eserdir. O yüzden çok seviyorum. </p>



<p><strong>Senin kendi besten de yer
alıyor albümde…</strong><strong></strong></p>



<p>Evet;
Lotus var. Elektrik viyola, korno ve elektrik bas için bir eserdir. Bir gün
arkadaşlarımla oturuyorduk, neden biz üçümüz bir şey çalmıyoruz dedik ama iki
kemancı bir kornocuyduk. Benim dışımdaki kemancı arkadaşım Çağlar Haznedaroğlu
aynı zamanda çok iyi bir bas gitaristtir. Benim bir bestem vardı ve bu üçlüye
adaptasyonunu yaptım. Volkan Kartal da zaten Türkiye’deki en iyi kornoculardan
biridir. Ben, Volkan Kartal ve Çağlar Haznedaroğlu çaldık bu eserde. Viyola
orta frekansların yüksek duyulduğu bir enstrüman. Parçanın ismi “Lotus”. Lotus
kirlenmeyen çiçektir ya, ben orada viyolayı kirletmeye çalışan bir karaktermiş
gibi düşündüm, kornoyu da asla kirlenmeyen karakter Lotus gibi hayal ettim.
Elektrik Bas ise armoniyi sağlıyor.&nbsp;
Ardından Alfred Schnittke’nin Prelüdü var. Shostakovich&#8217;in anısına bir
eserdir. Eser aslında iki keman için, ya da bir keman ve bir manyetik teyp
içindir. Manyetik teyp birinci kemancının üzerine konser sırasında bir
tonmaister tarafından play tuşuna basılarak çalınır ya da ikinci kemancı
sahnede canlı performansında perdenin arkasından çalıyor sesin geriden gelmesi
için.Albüm prelüde ile başlıyor prelüde ile bitiyor aslında. Her son bir
başlangıçtır diye düşündüğüm için kolajdaki sıralamayı ona göre yaptım. </p>



<p>Bunun
da sonrasında Mehmet Aktuğ’un Ohne Titel eseri var. Mehmet Aktuğ bu eseri
1986’da Düsseldorf’ta seslendirdi. Manyetik teyp için yaratılmış elektronik bir
eser bu, bestecinin Yamaha DX7 synthesizer ile yarattığı seslerin manyetik teyp
üzerinde birçok kanal kaydetmesiyle olan kolajıdır.&nbsp; Ben çalmıyorum bu eserde, bestecinin kendi
icrası. Bunun da ölümden sonrasını temsil ettiğini düşündüm; açıkçası ben çok
beğeniyorum bu eseri. Dolayısıyla “bonus track” olarak eklemek istedim. Türk
halkı olarak günümüzde çağdaş bestecilere çok meraklı değiliz. Ama bir şekilde
insanlara bunları sunmamız gerek. Ben bu albümde Mehmet Aktuğ Hocamızın iki
eserine yer verdim, umarım gelecekte daha çok eserine yer verebilecek
çalışmalar da yapabilirim.&nbsp; </p>



<div class="wp-block-image"><figure class="aligncenter"><a href="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-6.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" width="1024" height="768" src="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-6-1024x768.jpg" alt="Genç keman sanatçısı Can Güçkan ile röportaj, Canan Boz, Megaplus dergisi 36. sayı" class="wp-image-2439" srcset="https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-6-1024x768.jpg 1024w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-6-300x225.jpg 300w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-6-768x576.jpg 768w, https://megaplus.com.tr/wp-content/uploads/2019/08/can-guckan-roportaj-canan-boz-megaplus-36.sayi-6.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 1024px) 100vw, 1024px" /></a></figure></div>



<p><strong>Albümle beraber bir konser
yapmayı planlıyor musun?</strong></p>



<p>Aslında
albümle birlikte bir lansman konseri yapmak gelenektir. Ama ben bunun dışına
çıkacağım. Bir konser adı altında böyle bir şey yapmayı planlamıyorum. Belki
gelecekte albümdeki parçaları ve Animalis single’ı içeren bir konser
yapabilirim, bilemiyorum. </p>



<p><strong><em>Çok güzel
bir sohbetti. Bu sohbet için teşekkür ediyor, albüm için de başarılar
diliyorum.</em></strong></p>



<p>Albüm içeriği merak edenler için:</p>



<ul class="wp-block-list"><li>Homine</li><li>1- Paul Hindemith &#8211; Praludium G-moll</li><li>2- Rodion Shchedrin &#8211; Balalaika</li><li>3- Eda And &#8211; Dırınırı</li><li>4- Mehmet Aktuğ &#8211; Derya </li><li>5- Can Güçkan &#8211; Lotus</li><li>6- Alfred Schnittke &#8211; Prelude in Memoriam Dmitri Schostakowitsch</li><li>7- Mehmet Aktuğ – Ohne Titel (bonus track)</li></ul>The post <a href="https://megaplus.com.tr/roportaj-can-guckan-2432">Röportaj: CAN GÜÇKAN</a> first appeared on <a href="https://megaplus.com.tr">MegaPlus Dergisi</a>.]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://megaplus.com.tr/roportaj-can-guckan-2432/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
